MEHMET AKİF VE MES'ULİYET ŞUURU
 
İşçisi, köylüsü, esnafı, öğrencisi, öğretmeni, doktoru ve cümle meslek erbabı: Mehmet Akif’le ilgili yazılan eserleri okudunuz mu? Safahat’la aranız nasıldır? Okuduysanız Akif’in fiillerini hiç yorumladınız mı? Ya Safahat’taki şiirlerin ne manaya geldiğini hiç düşündünüz mü? Sorulara vereceğiniz cevapları bilmem ama bir şeyi iyi biliyorum: Akif’i anlayamadığımızı iyi biliyorum. Akif’i anlayabilseydik aziz vatan toprakları bu kadar hoyratça kullanılır mıydı? Mübarek vatan evlatlar bu kadar sefil olur muydu? El açar mıydı ona buna?
Akif merhumla ilgili hatıraları okurken her zaman hayal âlemine dalar, ülkenin içinde bulunduğu çıkmazlarla boğuşur dururum. Muhayyilemi işgal eden konu;’’Akif’i anlasaydık başımıza bu hadiseler gelmezdi’’ düşüncesi olur. Sebep mi, işte size Akif’le ilgili iki önemli not:
Merhum Baytar Mektebinde okurken ata sporumuz güreşe merak sarar. Tabii durup dururken değil elbet. Bir sebebi var bununda. Şöyleki:
‘’Baytar mektebinde Ermeni asıllı bir öğrenci okuldaki güreş müsabakalarında herkesi yenmekte, hatta okulda kimse ona karşı gelemez olmuş. Karşısına çıkacak bir öğrenci bulamadığı için okulun müsdahtemleriyle bile güreşmiş. Bir gün Ermeni asıllı öğrenci kendisinden fiziki olarak zayıf, sınıf olarak da bir alt sınıfta olan bir öğrenciye:’’ gel sana güreş öğreteyim’’ der. Zavallı güreş öğrenmek hevesiyle teklifi hemen kabul eder. Güreşe tutuşurlar. Ermeni asıllı öğrenci rakibini altına alır, ezerde ezer. Amacı güreşmek değildir. Amacı rakibini ezmek olunca, bizim zavallı güreş öğreniyorum diye bütün sıkıntılara katlanır. Bunu gören Akif, Ermeni asıllı güreşçiye iyice kinlenir. Hemen güreşicileri ayırırlar. Akif o gün hemen karar verir güreş öğrenmeye. Öylede yapar. Günlerce güreş dersi alır, güreşin inceliklerini öğrenir. Kendi kendine emin olduğu bir gün okulda Ermeni asıllı güreşçiye güreş teklif eder. Bir anda bütün öğrenciler, hatta okul idarecilerinin bile kulağına gider bu teklif. Ermeni asıllı güreşçi teklifi hemen kabul eder. Nasıl etmesin, okul da güreşmediği tek Akif kalmış, onu da yenerse okulda en büyük kendisi olacak, büyüklüğü, gücü bir kez daha tescil edilecek. Hemen meydana giderler. Arkadaşları Akif’i kararından vazgeçirmek için uğraşsalar da vazgeçiremezler. Güreş başlar. Akif bu yaratana sığınıp Ermeni asıllı güreşçiyi tuş eder. Ermeni asıllı güreşçi neye uğradığını şaşırır. Hemen kalktığı gibi oradan kaçar.Bir daha da kimseyle güreşmez’’
Akif arkadaşlarının intikamını almıştır artık. Ama böbürlenmez hiç. Gururlanmaz. Kibirlilik yapıp kimseyi hor görmez. Gider rakibini bile teselli eder.
Merhumla ilgili bir başka vaka da yine baytar mektebinde geçer.
‘’Okulların kapanmasına birkaç ay kalmıştır. Öğrenir ki gayri Müslim biri okul birincisi olacak( Ermeni asıllı olduğu da söyleniyor).Akif bu, gece uyumaz, gündüz demez çalışır. Okulu birincilikle bitirir. Gayri Müslim öğrenci ikinci olur.’’Akif gayri Müslim birinin birinci olmasını hazmedememiş, çalışmış, çabalamış birinci olmuş.
Şimdi başa dönelim ve sorduğumuz soruları değişik şekil de soralım. Siz öğrenciler, sporcular, öğretmenler, doktorlar, çiftçiler… vs.Hiç Akif gibi düşünebildiniz mi?
Öğrencim okulda ben birinci olmalıyım diye çalıştı mı? Öğretmen arkadaşım ben en çalışkan öğrenciyi yetiştirmeliyim diye düşündü mü? Doktor ben hastalıkla en iyi şekilde mücadele edeceğim, hastalıklara karşı ilacı ben içat edmeliyim diyebildi mi? Çiftçim sebzenin, meyvenin en güzelini ben yetiştirmeliyim diye çabaladı mı? Ne dersiniz? Soruları uzatabiliriz. Kendi kendinize mesuliyet şuurunu faaliyete geçirip, çalışmanın zamanı gelmedi mi? ‘’Zararın neresinden dönülürse kardır’’ diye bir söz var, hemen kendimize gelip, Müslüman Türk olduğumuzu hatırlayıp çalışalım. Bizlere de çalışmak yakışır değil mi? Dostlar ne dersiniz?
                                                                                                            Musa SERİN
 
Vehbi VAKKASOĞLI: Akif Dede
H.Basri ÇANTAY: Akifname
M. Cemal Kuntay: Mehmet Akif