Mead Nedir Kökeni Anlamları
Osmanlıca yazılışı: mead - معاد
Mead, Arapça kökenlidir ve Arapçada “Geri dönmek, iade ve tekrar etmek” anlamlarında sözcükler üretilen “ avd “ avdewt sözcüğünden türemiştir. Mead’ın sözlüklerdeki anlamları : “ Geri dönmek, iade ve tekrar etmek, iade edilmek, tekrar döndürmek, dönüş ve varış yeri, geri gidiş, avdet” şekillerindedir.
Mebde’ ve meâd zaman ile ilgili sözcükler olarak kelâm, felsefe ve Batını ve Melami tarikatlarda kıyamet ve devir nazariyesi içinde birlikte kullanılan terimlerdir. Mebde “başlama yeri, orijin, köken”; mead ise “yeniden dönüş, kıyamet ” anlamları ile kullanılır. Mebde; Allah’ın bezm-i elest ( ruhları toplayıp Ben sizin Rabb’iniz değil miyim diye sorup evet cevabını alması )sonrası mahlûkatı yarattığı süreci ifade etmek için kullanılır. Meâd ise âhiret hayatını başlatacağı dönemi ifade etmek için kullanılmıştır. Kısaca mebde “varlıkları başlangıçta yoktan icat “ olmasını mead ise yeniden yaratılmalarını ”[1] ifade eden terimler olmaktadır.
Tasavvufta Mebde ve Mead
Batını, Melami hatta diğer bazı tarikatlarda mead, devr nazariyesi, ruh göçü, hulûl ve tenâsüh inançları içinde ele alınır. Mebde ve mead ruhun bitkiye, hayvana ve insan bedenine devr etmesine kadar olan sürekli düşüş sürfecini insan bedenine girdikten sonra insan-ı kâmil olana kadar olgunlaşıp Allah ile bütünleşme dönüşümlerinin tasavvuruna dayanır.
Bu anlayışa göre insanın yaratılışı diğer mahlûkların yaratılışından ayrı tutulmuş insan yaratılırken Allah’ın ruhundan üflenerek eşref-i mahlukât – yaratılmışların en şereflisi – olarak yaratılmıştır. Tasavvufçulara göre ilah-i nurdan ayrılan nefs, ruh veya varlıklar sırayla küllî akıl, dokuz akıl, dokuz nefis, dokuz felek, dört tabiat ve dört unsur seviyesine kadar düşer. [2] Sonra madde olarak ölüp, bitki; bitki olarak ölüp hayvan; hayvan olarak ölüp insan bedeninde doğabilir. [3] Bu düşüncenin temelinde ise vahdet-i vücut inancındaki “yaratılan her şey Allah’tan bir parçadır”,” bir şeyin mevcudiyetinin diğerinin mevcudiyetiyle aynı olması” fikirleri bulunmaktadır.
Mebde, ruhun veya varlıkların cansızdan bitkiye, hayvana en sonunda insan bedeni devr etmesi sürecidir. Kavs-ı nuzul veya sürekli düşüş olarak adlandırılan bu süreçten sonra mead devresi başlar. Maed ise, varlıkların, nefsin veya ruhun insan bedenine devr etmesi sonrasında ruhun en aşağı mertebe olan hayvani neftsen sürekli, yükselerek insani kâmil mertebesine kadar yükselip- tekâmül edip – Allah ile bütünleşmesi sürecini ifade eder.
Buna göre mebde nefsin veya ruhun cansızlardan, bitkilere, hayvanlara ve insanlara dönüşene kadar geçirdiği sürekli düşüşü; mead ise kamile mertebesine kadar yükselip ruhun geldiği ilahi nura dönüşünü ifade eden sürekli yükselişi ifade eder.
Mukaddemât-ı şuundan netîcedir maksûd
Verir mi mebde-i âlem safâ maâdı kadar Hersekli Ârif Hikmet
İLGİLİ LİNKLER:
Tasavvufta Mebde Ruhun Madde Hayvan ve İnsana Dönüşümü
Hulûl Nedir Tanrı Bedenlere Girer İnancı
Türklerde Kalenderilik ve Tarihçesi
Kalenderilikte İslamiyet Dışı Etkiler
Kalenderilik Felsefesi Fikriyatı ve Yaşama Biçimleri
Tarihte Abdal ve Kalenderi Zümreler
Şeyh Bedrettin Hayatı İsyanı ve Fikirleri
Şeyh Bedrettin'in Fikirleri T. Münzer Hegel ve Reform Hareketlerine
Vahdet _i Vücut Nedir Tanımlar ve İzahları
Vahdetname Abdürrahim Karahisari
Tasavvufta Deniz Damla ve Vahdet
[1] M. SAİT ÖZERVARLI, “MEBDE ve MEÂD”, https://islamansiklopedisi.org.tr/mebde-ve-mead
[2] https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/tasavvufta-mebde-ruhun-madde-hayvan-ve-insana-donusumu/155877
[3] Kürşat Demirci, HULÛL , TDİA ,cilt: 18; sayfa: 341