Günümüzde site yaşamı yaygınlaştığı için bazen mahalle yaşamının sıcaklığını özler olduk. Pencereden bakan Ayşe teyzenin sokaktaki hareketliliği seyre dalması, yoldan geçen insan kalabalığı, satıcı sesleri, daracık alanlara sevinçlerini sığdırmaya çalışan çocuklar, ezan sesinin bir başka yankılanması ve daha birçok sıcacık anlar. Site yaşamındaki düzenli hayat ve kuralları belirlenmiş yaşam alanları daha modern gibi gözükse de hep bir şeyler eksik. İnsanın çevre ve birbiriyle ile olan doğal, içten ilişkisinden uzak kalıyorsunuz. O içtenlik ve doğallık pek uğramıyor site yaşamına.
Mahallenin, sokağın bile söylenişinde ayrı bir sıcaklık var. Yoldan geçen bir kedi, sokakları temizleyen bir emektar, ağır adımlarla yol alan mahallenin büyükleri, pencereden sepetini sallayan teyzeler, ablalar...Her biri ayrı bir güzellik katar o mahalle havasına. Bilmem siz de özlüyor musunuz? Daracık sokaklarda tehlikeye rağmen çocukluğunu yaşamaya çalışan çocukları, camdan cama yapılan sohbetleri, kimi zaman artan kalabalığı arıyor mu gözünüz? Yeni kuşak bunları göremediyse de büyüklerinden dinliyorlardır o günlerin hikayelerini. Hâlâ o mahalle ortamında büyüyen bir nesil var tabiiki. Sitede büyüyen ve mahallede büyüyen iki kuşak var.
Aslında önemli olan insanlar arasındaki sıcak sohbetler ve bir merhabayı, günaydını çok görmemektir. Birbirine güvenebilmek ve birbirinin kapısını güvenle çalabilmektir. Eksiğin olduğunda gidip komşunun kapısını çalabilmek, komşuluk yapabilmek, hatırını sorabilmek ve içten bir tebessümü çehrelerimizden silmemektir. Hiç olmazsa aynı kattakilerin birbirini tanıması ve birbirine güvenebilmesi. Hiç olmazsa bir günaydın diyebilmek ve günü birlikte uğurlamak...Hepsinin ayrı bir değeri ve güzelliği vardır. Mahalle dayanışması veya site hayatının dayanışması, adı ne olursa olsun, önemli olan o sıcaklığı yaşam alanına yaymaktır.
Nerede yaşarsak yaşayalım, yaşam alanımızın adı ne olursa olsun, birbirimizle ve akıp giden hayatla olan ilişkimizi canlı, içten ve güven içerisinde tutabilirsek her yerde o sıcak iklimi var edebiliriz. Sevgiyle, güvenle el ele veren insanlar, yaşadıkları mekanları da güzelleştirirler. O yaşam alanındaki hayvanlar da bitkiler de sevgiyle nefes alır ve insanlarla güzel bir bütün olurlar. İşte o ruhu yakalayabilirsek her yerde, o mahalle sıcaklığını, içten birlikteliğini hissedebiliriz. Çevre insanla güzeldir. İnsandır mekana hayat veren. Yoksa her şey bir resimdir. Taşlar, çiçekler, hayvanlar insanla nefes alır, insanla güzelleşir. Eğer insan hoyratça yaşamazsa, kıymet bilirse bu güzellik mümkün olur.
Bir kedinin veya köpeğin yaşamasına yardımcı olabiliyorsak, yeşili, maviyi kirletmiyorsak, en önemlisi de ruhumuzu kirletmiyorsak her mahalle her site, kısacası bütün yaşam alanlarımız güzeldir. O güzelliğin mimarları biz insanlarız. Ayşe teyze, Mehmet amca, sesleriyle ortama sevinç yayan çocuklar ve yaşam alanlarımızı temizleyen emektarlar...Hepinize selam olsun!
09.09.2018
Sevim Kınalı