Lüknet Nedir
 
Osmanlıca yazılışı: لكنت
 
Yazıda Lüknet ne demek, lüknet  kelimesinin anlamı, lüknet sözcüğünün hangi dilden geldiği, lüknetin  kökeni, lüknet  tanımı, lüknetin  sözlük anlamı, şiirlerde lüknet, lüknet kelimesininin kullanıldığı yerler, beyitlerde lüknet örnekleri incelenecektir.
 

Lüknet, Arapça kökenli bir kelimedir. Sözlük anlamları:  pelteklik, dil basıklığı, söz söylerken dildeki tutukluk, kekeleme şekillerindedir. Ebkem ve lâl olmak kelimeleri ile de yakın anlamlıdır.
lüknet-i elhân: seslerin, nağmelerin peltekliği.


Lüknet kelimesi kimi zaman lâl olmak ve ebkem kelimesine yakın bir anlamda da kullanılır. Tıpkı lâl olmak gibi daha ziyade sevgiliyi görünce başa gelen bir haldir. ( Bkz: Lâl Olmak ( Lâl – i ebkem ) Fakat bazı hallerde dilberlerin ağzı çok küçük – nokta kadar- olduğundan dilberlerin dilleri de tutulmuş gibi olur.

Dehen tengine sığmaz dökülür nokta-ı şin   La edri


O Rumî dilberin  ey dil, dlinde var sanma lüknet
Muradınca dili dönmez, dehanı tengdir gayet      Pir Mehmet Azmi [1]

Divan şairleri sevgililerin ağızlarının çok küçük olmasından dolayı konuşmakta güçlük, çektikleri bazı sesleri çıkarmaya o nedenle zorlandıkları, ağızları küçük dilleri peltek oldukları için de aşık ile konuşmaya yanaşmadıkları gibi çeşitli bahaneler de bulmaya çalışmışlar bunları ifade etmek için de bu kelimeyi kullanmışlardır.

Şu halde lüknet daha ziyade, pelteklik, telaffuz bozuklarını ifade eden bir konuşma güçlüğü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Lüknet kelimesi, ana dili başka bir dil olan dilberlerin veya gayri Türklerin sesleri, farklı telaffuz etmeleri,  kelimeleri bir Türk gibi çıkarıp seslendirememeleri için de kullanılır.

Cana minnettir cefasına tahammül ey Fasih
Bârı bağ eyler bana ol şûh –ı nâzın lükneti    Fasih

 

[1] A.T. Onay, Eski Türk Edebiyatında mazmunlar, MEB, 1996, S. 340