LİKÂ ( Hokka İpeği )

ليقه :  Lîka

Eski edebiyatta, likâ şeklinde telaffuz edilen, Latince yazılınca anlam ve yazım ayrımları fark edilmeyen birkaç tane likâ vardır. Bunlardan  diğer bir tanesi , kavuşma, buluşma, yüz güzelliği anlamına gelen لقا  dır.

Yazımızın bu maddesinde ipek kırıntısı veya ipek parçası anlamındaki Osmanlıca yazılışı ليقه :  Lîka şeklinde olan likânın üzerinde durulacaktır.

Osmanlıca Yazılışı : Lîka :  ليقه

Eski devirlerde bezir isinden yapılan, siyah mürekkeplerin kuruması için mürekkep hokkalarına konulan ipek kırpıntısı ya da ham ipeğe verilen ad.

Eski devrilerde likâ denilen bu ipek veya ipek kırıntıları mürekkebin akmasına mani olmak veya kamış kalemlerin uçlarının kırılmasını önlemek maksatlı kullanılırdı.

Eski devirlerde mürekkep hokkalara konulmadan önce Lika denilen ham ipekten bir tutam, hokkanın içine yerleştirilir ve mürekkep likânın üzerine dökülürdü. Lika, mürekkebi sünger gibi emer ve kalemin ucu hafifçe likaya bastırılarak kamış kalemin ucuna mürekkep bulaşırdı. Böylece hem kamış kalemin ucunun kırılmasına engel olunur hem de lazım geldiği kadar mürekkep alınmış olunurdu.  

Lika, bu nedenle şairlerin kullandığı araç gereçlerin başındaydı. Bu nedenle Lika Divan şiirinde sık sık karşımıza çıkar. Şairlerin kullandığı başlıca araç gereçlerden birisi olan lika ile ilgili olarak şairlerimiz pek çok anlam oyunu yapmışlar, değişik vesileler ile sık sık likadan söz etmişlerdir.

Hüsnünü kim vasf ede bir âşık –ı sevda zede
Likâsında kâkül ü dilber kadar mazmun bulur.  Sabit

Midadı turresine yüz süre zih-i devlet
Dutar hemişe ser zülf-i tâbdâr kalem   Fuzuli

Eyledim yalı kenarında bakıp deryaya
Likâ-i micmeremi mâhî –i endişeye daim    Seyyid Vehbi [1]

KAYNAKÇA

[1] A. TALAT ONAY, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB, Ank, 1996, s. 339