Kûy Sevgilinin Semti
kûy : Osmanlıca yazılış: كوی
Farsça kökenli bu kelimenin sözlüklerdeki anlamları: köy, yurt, sokak, işlek yol; sokak, sevgilinin bulunduğu yer. Sevgilinin olduğu semt, şekillerindedir.
kûy-i yâr: sevgilinin köyü; sevgilinin oturduğu yer.
İslamiyet öncesi dönemi Arap şiirindeki kasideler ilk önce sevgilinin olduğu yerleri ili, köyü semti vb överek betimleyerek başlarmış. Bu nedenle sevgilinin olduğu yer eski devirlerden beri divan şiirimizde önemli bir husustur. Âşık için kûy-i yârin, sevgilinin bulunduğu yer ve o yerin yakınları çok önemli br konudur. Âşık’ın derdi daima kûy-i yâr’e ulaşmak, oradan hiç ayrılmamak, sevgilinin ayak tozlarına, kapı eşiğine erişmek, yoluna güller ve gözyaşı dökmektir. Âşık oraya erişmek ve oradan hiç ayrılmamayı ister. Ancak sevgilin olduğu semte erişmek âşıklar için imkânsız bir mücadeledir. Etrafta rakipler, gammazlar ve sevgilinin yakınları bulunmaktadır. O semte erişmek demek her şeyi göze almak demektir. Fuzuli mecazi anlamı ile düşünmediğimizde sevgilin semtine varabilmeyi çok güzel ifade eder
Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı.
Garâzım yok reh-i aşkında fenâdan gayrı.
Sevgilinin semtine ermek isteyen âşık, Sabâ yelinden sevgilin kokusunu almak, bir haber sezmek ve geri bir haber göndermek için çareler umar.
Çıksa kûyından semendile giyüp la‘lîn kabâ
Berg-i güldür kim götürmüşdür gülistândan sabâ Behiştî Ramazan
Turnalardan, haberci kuşlardan haber gelmiş mi diye sorar. Sevgilin semtine uğrayabildiğinde, sevgilinin ayak sürdüğü toprakları sürme diye gözlerine sürer. Sevgilin kapısının eşiğine muska koymayı, name bırakabilmeyi hayal eder. Eşiğinde görürse eşiğine yüz sürmeyi, ayağını eteğini öpmeyi düşlemektedir.
Kûyuñ yolında nice kez ey mihr-i bî-nazîr
Şeb-rev diyü tutıldı giceyle meh-i münîr Baki
Sevgilin semtini Ay ve Güneş gibi sürekli gözetmektedir. Sevgilisi gelir, ona bir nazar atar, sabrından dolayı bir iltifat alır umarak gece gündüz gibi bekler. O yollarda beklerken kanlı gözyaşları döker. Bu kanlı gözyaşları ile sevgilin yollarında laleler, güller açtırır. Bu kandamlaları la’l taşları gibi sevgilin yollarına dökülmüştür. Sevgilin yollarını gözleyen âşıklar gül zara benzetilen sevgilin semtinde ağlayan kuş sürüleri mürg -zâr gibidir.
Gözüm yaşı-y-ıla kûy-i nigârı lâle-zâr itdüm
Figân u nâleden ol lâle-zârı mürg-zâr itdüm
Fakat oraya gidemez, mahallenin köpekleri veya köpeğe benzetilen rakip âşıklar, aşığın geldiğini haber verir. Aşığın peşine düşüp, orada hır gür çıkartırlar. Âşık sevgilinin semtine girebilmek için mahallenin köpekleri veya rakip âşıklarla dahi arkadaş olmaya razı bile gelebilir. ( bkz Halvet Nedir Divan Şiirinde Sevgili İle Buluşma)
N’ola kûyuñda itüñ lutf ile bir kerrelige
Dése yapuşup etegüme bizüm gölgeliğe Benli Hasan- Ahi -Dilsiz Danişment
Küşte-i gamze tutupdur kûy-ı cânân yolların
Bir celâlîdür ki çeşmi kesdi sultân yolların Aşık Çelebi
Sevgili, semtinin sultanıdır. O semtte her kes ona muhtaç, her kes ona bağlı, her kes onun emrindedir. Âşık Mısır’a sultan olmaktansa, sevgilin kapısında köle olmaya razıdır. Âşık, sevgilin mahallesini gezerken kanlı gözyaşları döker. Sevgilin insafına nail olmayı çok umar. Bunun için hayal kurar, binlerce farklı yol dener.
Âşık, bağrı dikenlerle delinmiş, bağrı o yüzden kan dolu gece gündüz ağlayıp inleyen yaralı bülbül gibidir. Böyle olunca sevgilinin kûy'u gülistan, gülşen, gülzâr haline gelir. Gülzar, gülşen ve gülistan bülbüllere umarsızdır. Bül bül ağlayıp inlerken, gülzar dikenler çekmiştir. Gözleriyle azar eder, kirpikleriyle ok vurur, gamzeden çukura gömer.
Dini tasavvufi şiirlerde sevgiliden kasıt mecâz-ı mürsel yoluyla, Allah, Hz Peygamber, Hz Ali, Şeyh vb olunca sevgilinin mahallesi, Kâ’be, harem, Mekke, secdegâh, cennet, bâğ-ı cinân, ravza, gülşen, bostan, Âsitân, tekke vb haline dönüşür.
Reh-i taleb tutalum kûy-ı dil-rübâ diyerek
Safâ vü mihnete yâhû vü merhabâ diyerek Şeyhülislam Yahya
Âşık için sevgilinin mahallesi bu defa, örneğin Kâ’be ve Kâ’be'nin yolları gibidir. Bu yollar, açlıktan susuzluktan halsiz bırakan, çöllü, dikenli ve meşakkatli yollardır. Cennet sevgilinin olduğu semt, aşığın olduğu yer ise cehenneme dönüşür.
Cennet-i kûyuña meyl eylese Tûbâ yiridür
Âsitânuñ dilese gökde Mesîhâ yiridür Baki
Kayddan âzâdeyiz kûy-ı ferâgat bekleriz
Nakd-i sabrın genciyiz künc-i kanâat bekleriz Hayali Bey