Kurbân
Osmanlıca yazılışı kurbân ~ قربان
Sözlüklerdeki kelime anlamı, Allah’a yakınlaşmaya vesile olan şey, dinin buyruğunu veya bir adağı yerine getirmek için kesilen hayvan, etini fıkarâya parasız olarak dağıtılmak niyetiyle farz, vâcib veya sünnet olarak kesilen (koyun, keçi, sığır, deva... gibi hayvan şekillerindedir. Kurban kelimesi temel anlamı ile dinî bir terim olarak, ibâdet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı, kurban bayramı günlerinde usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder.
Müslümanlarda Kurban Bayramında kesilen hayvanı ifade eden bu sözcük zamanla anlam genişlemelerine uğramış “Bir kazada veya felakette ölen kimse”, “ bir gaye uğrunda feda olma” .gibi anlamlara gelecek şekilde de kullanılır olmuştur.
Kurbân farz, vâcip veya sünnet olarak kesilen hayvan anlamı ile sığır, deve ve davar cinsinden kesilen hayvanı ifade eder. Müslümanlarda dini bir ibadet olan kurban kesimi Kurban Bayramında yani Hac mevsiminde hacıların Arafat'a çıktıkları günlerde yapılmaktadır. Kurban bayramı da o günün, sabah namazı ile başlar ve üç gün sürer.
Kurban kesiminin ve Kurban Bayramının esası Hz İbrahim ve oğlu Hz İsmail’in kıssasına ve İslami emirlere dayanır. Bu kıssa şu şekildedir.
Hz İbrahim’in iki eşi Hz Sara'nın ve Hz. Hacer’in de çocuğu olmamaktadır. İbrahim Allah'a yalvarıp kendisine bir evlat vermesini niyaz eder. Eğer duası kabul olursa ilk evladını ona kurban edecektir. Bir müddet sonra Hacer'den İsmail doğar. Bu doğumdan sonra Sara ana, Hacer anayı kıskanmaya başlar. Bunun üzerine Sara'nın da oğlu olur ve ona da İshak adı verilir. ( bkz Hz İsmail ve Hikayesi )
İsmail 7-8 yaşlarına gelince gaipten bir ses İbrahim'e oğlunu kurban edeceği sözünü hatırlatmıştır. Bunun üzerine Hz İbrahim oğlu İsmail’i bir koyun gibi süsleyip kurban etmeye götürür. Bıçağını bir kaç defa İsmail’in boğazına sürerse de bıçak İsmail'i kesmez. Keskin bıçağını taşa sürmüş, taş kesilmiş, fakat taşı kesen bıçak İsmail’in boğazını kesmemiştir. 0 sırada Cebrail ona bir koç getirerek İsmail’in yerine bu koçu kurban etmesini söyler. Bu kıssa, Müslümanlıktaki kurban bayramının oluşması vesilesi olmaktadır [1]
Edebiyatımızda Kurban daha çok Hz. İbrahim ile Hz İsmail’in başından geçen bu kıssa ile anılır. Kurban sözcüğü ile geellikle Hz İsmail’in babası tarafından kurban edilmek istenmesine telmihler yapılır
Bunun dışında âşık, sevgilisinin yolunda kurban olmaya hazır, sevgilisine kurban edilmiş bir biçaredir. Sevgili aşığına bu nazarlar ile bakar. Aşık da kendisini bu şekilde görmektedir.
Divan şairleri bayramlar için müstakil eserler de yazmışlar, ( ıydıyye ) kurban ve kurban bayramını değişik amaçlar için değişik şekiller de tasvir etmişlerdir. Divan şairleri kurban bayramlarını eğlencelerin başladığı, kandillerin yandığı, güzellerin seyrana çıktığı, âşıkların sevindiği günler olarak anlatırlar.
Tasavvufta ise kurban, nefis, nefsini kurban etmeyi başarmış olanlar da derviştir.
Işiğinde can veren merdin sevabın bulmadı
Hazret-i Eyyub-ı Ensari'de kurban eyleyen Aşkî
Dil varsa asitanına yalanır itlerin
Nitekim tekye halkını kurban sevindirir Aşkî
Yılda bir kurban keserler halk-ı alem lyd icin
Dem-be-dem saat-be-saat ben senin kurbanınam Fuzûlî
Ala gözlerine kurban olduğum
Say edip aleme bildirme beni
Açıp ak gerdanı durma karşımda
Ecelimden evvel öldürme beni Karacaoğlan
Naz ü eda ile gezme
Boynuna kurban olduğum
Gezdikçe bağrımı ezme
Soyuna kurban olduğum Huzuri ( Aşık )
Kasd-iderdi beni kurban itmeye
Hamd-i vafir sükr-i Yezdan iderdim
Yatub da ruyunu seyran itmeye
İydinde revan-ı al kan iderdim Konyalı Aşık Şemi
KAYNAKÇA
[1] Şahamettin Kuzucular, Hz İbrahîm - Kıssaları ve Edebiyatımızdaki İzleri
Selma Ciner