Kudret kandilinde bir ziya iken
Ta ol zaman âşık oldum nura ben
Gökler yerde iken yer derya iken
Üç bin sene hizmet ettim Pir’e ben.
 
Elif lam suresin kandilde gördüm
Aslı bir noktadır sırrına erdim
Şol yedi kapıya yüzümü sürdüm
Cebrail ile bile erdim sırra ben.
 
Ziyasından halk eyledi toprağı
Vücut buldu bu eşyanın menba’ğı
Cemalinden zuhur etti aşk bağı
Bülbül gibi düştüm ah ü zare ben.
 
O dem cemaline bülbülan oldum
Açtım goncalarım bir gülşan oldum
Hakikat yolunda bezirgân oldum
Dört bin sene gittim geldim şara ben.
 
Halk etmeden arşı kürsü âlemi
Şol yeşil kandile verdik selamı
Üstazdan öğrendik bunca kelamı
Bir harf ile heves ettim kara ben.
 
Emreyledi bu âlemi var etti
Vücudum evini ulu şar etti
Bu ruhumu şol Âdem’e sır etti
Hamdülillah erdim gizli vara ben.
 
Emretti âdemden âleme saldı
Yedi yer yedi gök nur ile doldu
Yüz yirmi dört bin peygamber geldi
Musa ile bile gittim Tur’a ben.
 
Kendimi vücud-i âdem’e soktum
Bu fani dünyayı yedi kez yıktım
İsa ile bile göklere çıktım
Mansur ile bile durdum dara ben.
 
Deşt-i Kerbela’yı derc ettim gezdim
Doksan bin kelamı okuyup yazdım
Nesimi gibi kendi kendimi yüzdüm
Şimdi Pervane’yim yandım nara ben.
 
(Altınok, 2013:220-22
ÂŞIK SIDKÎ BABA DİVANI’NDA DEVRİYELER* Yrd. Doç. Dr. Ramazan ÇİFTLİKÇİ