Bu Eser 26.12.2013 Tarihinde Günün Şiiri Seçilmiştir
Kına
o ikindiden sonra
kız anası, varsa teyze hala
uzak-yakın akraba
sözü dinlenir bir-kaç kişi daha
önce kızın saçları kınalanır
sonra öğütler sıralanır
“-bak yavrıımm; bu bi(r) nalet halkasıdır”
“-bundan sonura, anan-boban
eşin-dostun, her şeyin gocan”
“-boyuna göre bulusun emme
huyuna göre bulamassın”
“-gocan uzunusa topuklu key
sen uzunusan boynunu ey”
bundan sonura evin;
böğüne gadak evin olan, bobanın evi deği(l), gocanın evi
“biz” deye
anan gile deği(l), onnara deycen ga(y)ri”
aralı gel datlı ol, olur-olmazda anana gelme
kayfaya çıkan bobanın, gardaşıyın,
takkasını önlerine eğdirme”
“-bundan sonura evin ayrı, yolun ayrı
ana-gız değil gonşu olalım gayrı”
“-sık geleninen sovanaşı dıkımlanı(r)
seyrek gelen baldan datlıdı(r)
baklafıyı dadıkdırı(r)”
“-boşuna dememişler
her öyün gelen bulgur aşı yer
bayramdan bayrama geleni baklava bekler,
gerşi ha! biz hiş bişi ğörmedik de!
öyle deler ne bileyin işde!”
“-vardığın yer körüse,
sen de gözüyün birini gapa”
……
“-kimseyi günüleme[1],
ona buna fit verme[2]
ilaf davşıma”
….
“-daş daşı, ilaf daşıma”
.
“-gol gırılır yen içinde”
tembihlerini der kızın anası,
yakınnarı..
öğütlerini sıralar ard-arda
“-anan gocayın anası,
boban gocayın bobası
gocanına kakışma[3]
kirli-paslı el içine çıkarma
yüzümü gara çıkarma
söğerken “anasının gızı” dedirme
öğerken “anasının gızı”
desinler sana”
“-gol gırılır, yen içinde galır
her şey dört duvar içinde galır
kocan senin ardaşın[4]
sen de onun sırdaşısın
kocayın sırrını ele verme
dışardan duyduğunu eve getirme
goduğu goduk yerde
duyduğun duyduk yerde galsın..
seni alakadar etmeyen bi şeyi
hele hele gonu-gonşun zarar görce (i)se
gördüysen de “görmedim”,
duyduysanda, “duymadım”
biliyosanda “bilmeyon” de
açık bulduysan bişiy ört üsdüne
ayıp gördüysen gapa
lafı uzadıp sündürme
meremeti[5] elden burakma
meremet etmeyen
meremet görmez unutma”
“-anandan evel ahıra girme
gocandan, böyüğünden evel aşa sunma
gıtlıkdan çıkmış gibi yeme
“dulgarı çocuğu ğibi” önüne çekme
kendi önünden ye
başkasının batmasına göz dikme[6]
sofrada geriye galma
amma Allah ne verdiyse
yeyip sofrayı gurutma
bu öyünün sonrasıda var unutma
elden gelcek deye güvenme
elden geleninen öyün olmaz
olsa da garnın doymaz”
“-hadi ğızım başın bunar,
ayakların göl ossun”
bu arada yaddan-yabandan gelenler,
misafir oldukları evler,
kadınlar, gelinlik kızlar
kız evinde toplaşmaya başlarlar
bir tatafta “yarenlik”ler, konuşmalar
bir tarafta oyunlar, kıpırdanmalar
Taşevli adamların etekliği başına taraf ters geçirip
göynekleri yüz gibi boyayıp
biri erkek, biri kılığına girip
oyun çıkarmaları,
bir çoban ve
fistan giymiş delikanlıların kız rolüne bürünmeleri
oynarken çobanın kızlarını kaçırmaya çalışmaları
bu arada sözde kızlarla cilveleşenlerin yüzleri
kız rolündekilerce yüzlerine sürülen dığan karası..
envayı türlü “oyun çıkarma”lar
kızların kimi koşa koşa gider
kimi çığırır
anasına sarılır
“ana beni gurda-guşa yem etme”
çığrışlar-bağrışlar
panikler-kaçışlar
gülüşler
gülüşmeler
seyircilerin arasına taşan “eşek şakası” oyunlar
kambur kız tarayından ıslatılan sözde damat adayları
erkekler arasındaki kahvehanede çıkarılan galiz oyunlar sırasında
pencerelere üşüşen halk..
yakışıklı havalı misafiri rezil eden bilmişler..
bilmeyene edilse de oyunlar
kimse darılmaz, kırılmaz, alınmaz
ama henk ederken kadınlar
aniden girer erkek kılığında biri
çığrış bağrış, handikaplar,
yakalar kızın birini
Musdukoğlunun karısı indirir kafaya maşayı
kendinden geçer İbi’nin karı
ha deyince ayıkmaz
yemin billah eder
“bi(r) taha oyun mu? asla”
ertesi haftaki düğünde tüfeği ateşler
yer kafaya bir maşa daha
Kına Gecesi
akşam kadınlara, kına gecesi kız evinde
defi ısıtır işi bilen görümce
nazlananları oynamaya kaldırır
Köroğlu, Gongili,
“-haççam çıkmış gül dalına” oynanır.
“-Kara Helime, Kara Müslük, Göplek, Ciçili
olmadık maskaralıklarla
ortalığı darma-duman[7] ederlerdi
“perem perem[8]” dağılırdı herkeş bi(r) tarafa
Kara Helime gelin kılığına soktuğu
ayaklarını duvara yaslar
alabildiğince yaşlı bir kadın sesiyle
“sallan safiye, sarı safiye
seni Hacımehmetoğlu
isdetmiş
vereyin mi” deyince
agam saldırıya geçerdi hırsla,
Kara Helime yineleyince de
Ebem “-garıı yaşından başından utan
get hurdan belanı benden bulma”
deye ikaz ederdi
o da, safiye adına,
safiyenin anasına
bu defa sesini incelterek
“-isdemen anacığım isdemen
hemi yaşlı, hemi de evli
heş değilise zengin olsaydı bari
Döndüceynen uğraşdırma beni
gı onunnan hiş baş edili mi”
diye türküsünü söyler,
herkeş gülmekden kırılır-geçer
ama agamın öfkesi dinmezdi
çünkü hem ebeme eş gelebilirdi
hem de dedeme yaşlı ve fakir denilmişti
kabul edemez içerlerdi
dişi kitlenirdi..
bu defa ev sahibi, hedef olurdu
“-sallan safiye, sarı safiye
seni Köse(o)ğlu
isdetmiş
vereyin mi”
bu defa genç kız edasıyla
“-istemen anacığım isdemen
neydeyin Kös(e)olunu
ayranı duru[9]
üsdelik de çok çocuklu
istememn anacığım isdemen”
her defasında ‘düzme gelin’ (ayaklar)
başını iki yana sallar
olmazlarını dile getirirdi
“-istemen anacığım isdemen
onun adı yaşar, alır beni boşar
istemem anacığım isdemen”
“-istemen anacığım isdemen
onun adı veli,sülalesi deli
istemem anacığım isdemen”
en sonunda birinin can damarına basar
Safiye gız kabul ederdi zengin,
genç, yakışıklı birini
muhtemelen orada bulunan
teze gelinin kocasına.
“isderin anacığım isderin
hem yakışıklı hem zengin
üsdelik benim dengim
isderin anacığım isderin”
yeni gelin yere bakar, güler geçerdi
eğlenceydi sonuçta
gel de agama anlat ama
anında birileri sürüklenir ortaya
ortada kalan kaçmaz ortadan
oyun havaları bir yandan,
zilli def diğer yandan..
"-aman bu fasille ikibuçuk lira
hem oynasın hem kaynasın
yandan halimem yandan, yandan
severim seni candan"
oyunlardan sonra gelin gelir ortaya
servi gibi salınarak, sadıcıyla yanyana
“-ortalığı gırdı-geçirdi Laylom Hatma”
şamata biter, o coşku giderdi bir anda,
eski türkülerden yanık[10] ve uzun bir hava
arkadaşı bir istek getirir gelin-kızdan
herkes ağlayıp perişan olurdu
Feridenin ağıdından
“su yüzünde yüzüp duru bürgüsü
onikidir gelep[11] saçın örgüsü
bu ğözellik sana Allah vergisi
akmayasıca çaylar da
nerelere ğodun ümmümü,
sumanı
el atdım da dutamadım fesini
ünnedim de duyuramadım sesimi
anam dutsun, allı gelin yasımı
akmayasıca çaylar da
nerelere ğodun ümmümü,
sunamı
davılcılar da gaya dibi dolaşır
düğüncüler de guzu ğibi meleşir
acı habar da köyüne tez ulaşır
akmayasıca çaylar da
nerelere ğodun ümmümü,
suna mı
budamışlar yeşil söğüt dalini,
sal etmişler meyyidimi, ahali
sele verdim yedi köy gözelini
akmayasıca çaylar da
nerelere ğodun ümmümü,
suna mı”
Evlerini ıssız goyan¥
Desdileri susuz goyan
Anasını gızsız goyan
Getme gel
Gel evimize
Ana hamama vardın mı
Yunduğum yeri gördün mü
Hinci gıymatım bildin mi
Getme gel
Gel evimize
Atınan geşdi eşiği
Sofrada galdı gaşşığı
Gız evlerin yakışığı
Getme gel
Gel evimize
Çağrın oğlan gardaşını
Dutsun atının başını
Silsin gözünün yaşını
Getme gel
Gel evimize
gelinkız gibi
yasa büründü.. def de
ağıt üstüne ağıt Yandan Helime de
“adını sevdiğim de Avşarın Beyi
sana da vezirlik yakışıp duru
topla dizginini, tanı kendini
duşmannarın da garşından bakışıp duru”
“-yeter edin de; çevrim[12] çevirip getçez biz
evde musafir var aba
oğşaycağsanız[13] oğşan,
henk etçeğseniz,
henginizi gene edin siz” dedi Havaca
Habba gelin;
"-şu karşı yaylada göç gater gater
bir güzel sevdası serimde tüter
bu ayrılık bize ölümden beter,
geçti dost kervanı eyleme beni."
Yıllar sonra ilk defa bir araya gelen
Hayriye, Dudu, Ayşecik, Gülseren
Güzin, Sevim, Şayeste, Rafiye, Kezban
ısrar üstüne ısrarla okul yılı türkülerinden
hiç değilse "-biççicik[14]" türkü
istediler Göplek Fatma’dan
"-yüksek-yüksek tepelere ev kurmasınlar
arşı-arşı memlekete kız vermesinler."
herkes kahırlanmış, susmuş,
boğazında bir şeyler düğümlenmişken
Göplek Fatma ağıt üstüne ağıt etdi,
yaraladı herkesi can evinden
“-atımı bağladım iğde daline,
iğde daline
oturdum ağladım kendi halime,
kendi halime
bir defter bir kağıt verin elime,
verin elime
yazayım derdimi ben o zalime,
ben o zalime”
herkesin içi buruldu
doldu gözleri
herkes ağladı
Dört Osmanın Emine “-Duduu” dedi
“hadi gari ay Dudu” defi aldı
“-bilmeyon ku ay aba
oğşama başlacak mı!”
bu defa da Zebitoğlunungarı
“-goyun-guzu meler gelir
dağı daşı deler gelir
gurbet elde emmin dayın
habar salsan duyar gelir.”
çığlık gibi tiz sesiyle Dalgüllü aldı sırayı
duyanın içini eritti, sel oldu gözyaşları
“-çattılar ocak daşını,
vurdular düğün aşını
gelin alıp gidiyollar
dört oğlanın gardaşını
-gıcılar gavak gıcılar
işte geldi kınacılar
yürekte çokdur acılar
a anam gınan kutlu olsun
yariyin dil datlı olsun”
gelin kızın yazmayla örtülü başı sallandı
belli ki ağladı, Asiye kınayı kardı
kızın elini kınalayıp bir keseyle sardı
kınalı gelinin yanına geldi bu defa da
Feride ağıt etti herkesi ağlattı
-süre süre indirdiler yazıya·
dut ettiler al kınalı tazıya
can başa düşünce bakma kuzuya aman, aman
gaç gınalı ceylan, gaç avcı geldi
avcılar elinde bir guzun galdı..
zalım avcı düşmüş gelir izine
ganları akıtmış iki dizine
mor sinekler gonmuş ela gözüne
gaç gınalı ceylan, gaç avcı geldi
avcılar elinde bir guzun galdı..”
“-yüksek-yüksek tepelere ev kurmasınlar
aşrı-aşrı memlekete kız vermesinler”
çok geçmeden kınaya geçilir
kına okşayıcılar ortaya gelir
“-ünnen gelsin anasına
altın bassın kınasına
gızın gelin oluyoru
gel anası gel yanına”
“-dam başında delik desti
deliğinden yeller esti
anan-baban sana küstü
a bacım kınan kutlolsun
yariyin dili datlolsun”
sonra defi alıp Kösedudusu
“-boba bostanın bitti mi
tarlaya köken attı mı
beni verdin el oluna
ahın yerini dutdu mu”
Goca Fadime ağıt etti; ağladı, ağlattı
çocukları gurbete gittiğinden beri
saatlerce ağıt eder, ağlardı,
ne zaman klakson çalsa, parçalanırdı herkesin içi
“karığa bostan dikerler
kovayınan su çekerler
gurbet ele geden gızın
arkasından su dökerler
kız anası, kız anası
çağrın gelsin öz anası”
derken gelin kız sarılır anasına
aşk olsun ikisini ayırana
“merdimenin başına çık otur ay anam,
elini beline koy otur ay anam
gelene geçene gızına sor dur ay anam,
gızım gelecek diye yollara bak dur ay anam..”
..
“aldır yüzüğümün kaşıÆ,
yandı ciğerimin başı,
gızın e(vi)nin yakışığı,
gel anası gel yanına,
bi(r) daha gelmez evine
anası gelir dee
sarılır kızına
bir çığlık halinde
herkes vazgeçer kızını vermekten elo(ğ)luna
”mercimeğim
kile kile,
ölçtüm baktım sil e sile,
verirmiydim el oğluna,
kendi ettin, bile bile.”
durumu kurtarır tefçiler
içileri titretirler..
“karığa bostan dikerler
kovayınan su çekerler
gurbet ele geden gızın
arkasından su dökerler
kına elden ele herkese ulaştı
Felek Fadimesi kınayı herkese yetirdi
“-yeter gari ay abam sil gözüyün yaşını”
diye kızanasını teskin etti
“yeşil ördek daşta oturur,
biri kalkar beşi oturur,
bobasız gelin olanın ,
eğsiğini el yetirir,
yeşil ördek gayar gelir,
yavruların sayar gelir,
senin gelin olduğunu,
emmin dayın duyar gelir.
yeşil ördek, yeşil ördek
ganadını deşir ördek
eveliden çit gezerdin
hanı seni eşin ördek
mercimeğim kile kile,
ölçtüm baktım sile sile,
verirniydim el oğluna,
kendin ettim bile bile”
ardından çevrim çevrilir,
ne hediyeler, ne hediyeler verilir
derken gelin de sakinleşir
gözü yaşlı, elleri bağlı
durgun, gönülsüz, kahırlı
..
gelin kızı kaldırırlar,
görümcesi, eltisi,
bir de sadıcıyla oynatırlar
tefcibaşı söyler çalar
“kınayı getir anam
barnağın batır anam
böğün misafirinim
goynunda yatır anam”
kız evinden kalkanlar
eğlenceye yetişir..
herkes nerde ne var bilir
işine gelene uğrar..
anasının peşinden ayrılamaz genç kızlar
bir başka yerde onu
bekleyenler var
selamı eletilir
ya da varsa mektubu
“darısı başımıza” denmiştir
hayat yeni düğünlere gebedir
“ana-boba oldun mu
el içine karışırsın helbet” denir
“dova et emme
sakın isim zikretme
ille hayırlısını dile
hayır osun sonu”
Maşala
erkekler tarafından köy meydanında
çatkı[15] tepesinde gazyağlı kül maşala
"-elettirik tellerine geliyo" deye
tüfek atmayı yasaklamış jandarma
kimin umurunda
sonraları ruhsatı olan-olmayan
dooru Mermici Memişe
tüfek-tabanca
Allah ne verdiyse."
“-halbuku o zamana gadar
eğlenilir hep barabar[16]
erkekler meydanlıkda,
garılar merdimennerde[17] dam başlarında
çamır-çatlak varısa gayfalarda[18]
oyun çıkarırlardı şenlik-şamata
odadaysa;
Altındişin “cingenişi”,
Dıngıdığın “şeytanatı”,
Hacımehmetoğlu’nun “duzdengi”
bir de “andaşıÅ”..”
meydanlıkdaysa;
Taşevli misafirler; yağlık[19] yağlınmış,
“grapdüşenden çekgi[20]” çekmiş,
fisdan geyinmiş
fistanı okarı çemremişler, golları içinde
göbeklerine ağız çızmışlarr
biciklerine göz
biri “garı gılığına” girmiş
biri de “palabıyıklı bi adam” olmuş
üç-beş beker genş
bobalarının yerine geşmiş
başga bi adam,
goya ğızlarıyna
pambık toplamaya ğetmiş Aydına,
ya da ne bileyin işdee
köçeklik etmeye bi düğüne
çalgı çalıp oyun başladığı bille
bizim köylü genşler bi yandan oynayıp
bi yandanda adamın ğızlarını
başdan çıkarıyollar,
alıp-gaşmaya filen galkıyollar
tabi bu arada
başga köylerden gelen musafirleri de
“ı-ıh” deme şansları da yok bence
oyuna gatıyollar
emme ğızların bobaları zalım
valla “Allah Yaratdı” demeyo
o oyuna ğatılannarın baldırını
teze söğüt dalı kımçıynan çıbardıyo,
pinardan çoban deyneğini yeyen
ha deyinşe kendine gelemeyo
gıvranıyollar yerlerde daha ne deyen
gıçını dutan mı ararsın,
ona yardım edecen deye
yüzünü gözünü ise bulayana mı?,
yağlı dığan garasına beleyene mi
Allaha Allaaahh!
bi de kendi yüzünü görmeyip de
garşısındağına gülene mi
madara olana mı gülersin
herkeşi kendine güldürüp
irezil-ürüsvay olana mı yanarsın
gülmekden kendinden geçer millet
valla göbeklerimiz çatlardı
en çok da oyun içinde oyun olduğunu bilmeyip
kendi halini görmeyip
garşısındakınnara güler adamlar
yahay bi durum olu vesselam.
Alibey "-oğlum natır[21],
sağ ayamı ileri götür"
natır sağ ayağı ileri götürür
"-oğlum natır,
sol ayamı ileri götür"
natır sol ayağı ileri götürür
"-oğlum natır,
sağ ayamı ileri götür"
natır sol ayağı ileri götürür
birileri gününü görür
birilerinin dizleri çürür..
ardından elinda acayip bir maşa hocanın
"-vel vel ves[22]"
nasıl tekrarlarsa tekrarlasın
maşayı yerdi herkes,
bereket versin natır
hocayı geri götürürdü
derken Ali İhsan ip ucundaki çulla
“köyü göçürürdü[23]”
Dehmenoğlu geri kalmaz dalak keserdi
oyunu bilmeyen misafire şaka esprisi
misafirleri güldürürler
ne güzel olur düğünler
Düduk
meddaha çanak tutan,
güya o rolü istemez
merhametsiz olurdu “oyun çıkaran”
canı yanan “-of” diyemez.
tüm ahaliye,
davetlilere bedava seyirlik
malmüdürünün yüzü yağlı dığan karası,
nahiye müdüründe rezillik
dışardan gelen misafirlerin,
memurların oyunda gelir sırası
kepicilere yapılan düdük kimde
hemşehrisine içi yanmış
Sücüllülü'nünde
"-olen ..mına gaktığmın oglu
dudüg gotünde"
diye feryat edermiş,
diğeri anlamazmış, "-senin gotünde"
deye hemşerisine diklenir sövermiş
ardından uçtu-uçtu, cızzık,
kimin eli var en üste
olmadı "kim ossurdu, o doğurdu" İzzet Emmi'ye
süslü bir bebek hediye edilmiş
"-vallaha-billaha ben ossurmadım" dermiş,
samanlıkta kendi kendine
dinletmişler de oğlu Halil’e
öylesine eziyetli eğlence
çocukluğumuzda, biri yellense;
“-kim o-sur-du, kit os-dur-du
yor-gan al-dı, yo-la düş-dü
pın-gı-lı pıss,
o-su-ra-nın de-liği-ne
çöp kıs”
piyango büyük ihtimal
inkar gelene vurmaz
talihlinin yemin-billahını kimse
kaale almaz
gece geç yarıdan sonra bu defa da
oğlan evi şenlenirdi
konu-komşu akraba
damada kına yakmaya gelirdi
damadı okşar kına türküleriyle çalgıcılar
ardından Turist,
Bekirinoğlan,
Karahacının Yaşar,
“-kına yakılsın mı” diye icazet istenir
bir-kaç defa arkalardan “-devam” denir
icazet alana kadar devam edilir
horozlar ötmeye başladı,
hala ayaktadır kına yakanlar
el-ayak şakaları hatta sözlü sataşmalar
sataşanlar aslında damadı sevenlerdir
böylece bir damat daha tahammül sınavı verir
[1] günülemek: haset, kıskançlık, çekememezlik
[2] fit vermek/kov: kışkırtma, dedi-kodu, birini başkasına kışkırtma
[3] diklenme, terslenmek, karşılık verme
[4] ardaş: birbirlerinin ayıplarını bilip, birbirlerini ayıplarıyla kabul edip, bunu başkalarına sezdirmeyen, ayıp olarak ta görmeyenler
[5] meremet : merhamet, acımak
[6] göz dikmek : kıskançlıkla bakmak, ele geçirme hevesine kapılmak
[7] darma-duman: karma-karışık, darmadağın
[8] perem perem: pare pare, parça parça,
[9] duru: çok su katışmış anlamında
[10] yanık: acıklı
[11] gelep :(ip için) tutam
¥ Isparta Kız Ağlatması
[12] çevrim: takı merasimi, düğüne katılanlar maddi durumlarına, geline yakınlıklarına, aldıkları oku(davetiye)ya göre hediyeler (gelinin başına çevirerek) verirler
[13] oğşama/ovşama/okşama : mani söyleyerek ağlatma
[14] bir tanecik
· Muharre Ertaş
Æ kaynak : Fatma Biner, derleyen Ramazan Biner
[15] çatkı: tepelerinden bağlanmış üç sırıkla yapılan düzenek, çatılarak yapılan düzenek tuluğun dik durması sağlanır
[16] barabar : beraber
[17] merdimen : merdivenlerde
[18] gayfa : kahvehane, köyadası
Å antaşı oyunu: iki tarla komşusunun anlaşmazlığı neticesinde elleri ve ayakları bağlı topaç haldeki “andaşı” (genellikle oyunu bilmeyen misafir), taraflarca bir o taraf bir bu tarafa yuvarlanır kavga ile götürülüp sertçe başka bir yere olmadı başka yere bırakılır.. işin içine taraflara yakın (tarafgir) kişiler ve muhtar, olmadı ihtiyar heyeti de karışınca (kalağın) antaşının acıtılmadık yeri bırakılmaz..
[19] yağlık: sarı ipek işlemeli bir çeşit başörtüsü,
[20] grepdüşen: kulak gösteren, ince mavi tülümsü bezden alınlık (yağlığın saçı örtmeyen kısmını kapatır)
[21] natır: kadınlar hamamında yardımcı kadın, erkek olanına tellak denilmektedir, ancak, oyunda neden “oğlum” diye söylenmektedir …….
[22] vel vel ves (oyun): hoca mutlaka farklı farklı söyler ki, tekrarlattı herkeste kusur bulup sopa atar
[23] “köy göçtü” oyunu: urgan ucunda çuval topaç edilmiş olup oyunu idare eden tarafından sallanıp sallanıp yandırılması mümkündür, sırta ve ayaklara vurulur ki sopayı yiyenin düşmemesi mümkün değildir.. olmadık an eş değiştirilir, sırtsırta, önöne ya da arka ön olması istenilir, ki yanılan topazanı yer.. eşsiz kalan zaten yandı demektir.