Bu Eser 26.12.2013 Tarihinde Haftanın Şiiri Seçilmiştir
ikindiye
doğru davul-zurna sesi
Göynücek'den[1] Cafaroğlu ya da yeğeni Ali
köy çocukları eşliğinde davul çalınır
akşama köy kahvesinde toplanılır
bu defa ince saz yerini alır
“-ela ğözlerini sevdiğim dilbar·
sana bir sözüm var diyemiyorum
bilmem delimiyim mecnun gezerim
sırrımı ellere diyemiyorum
helal eyle al yanaktan aldığım
el uzadıp gonca gülün derdiğim
ince belini datlı dilini sevdiğim
gırılsın gollarım duramıyorum”
zengin düğünlerinde “tam çalgı[2]” çalınır
çocuklar toplaşır, oynaşır
tam çalgıda zurna yerini klarnete bırakır
bir de coşar trampet, onlara katılır
“-Hacıoğlu Sedet’e
Hacıbeyin gızını gelin aldığında
tam çalgı çalındıydı,
münasip görülmedi ondan sonra”
gündüzleri meydanda,
geceleri kahvede
telaş üstüne telaş,
düğün evlerinde
aynı çalgıcılar, çalınanlar,
aynı oyuncular, oynananlar.
ikinci gün kepez[3] götürülür
erkekler davul-zurna eşliğinde
bir oğlan çocuğunun başında kepez,
oğlan yağız bir at üstünde
başka bir koldan kadınlar görülür
damadın hediyeleri, öndekilerin başları üstünde
bir-kaç pullu-tülbentli sini[4] içinde
kalabalığın en önünde Kahküllü Hesne
onunla atbaşı[5] illâ eli defli Yandan Helime,
ve birkaç kişi daha vardır
kalabalık kız evine dayanır
öndeki kadınlar koro halinde
“-Gıcılar gavak gıcılar
işte geldi kınacılar”.
diğer koldan gelir erkekler ana girişi tutar
kız evinde bekleşenler
epeydir çömüdenler[6]
“hoş geldiniz, safalar getirdiniz” diye ayağa kalkar
gelenleri karşılarlar..
tokalaşıp kolundan tutulup ısrarla
baş köşeye yerleştirilir oğlan babası
yanıbaşlarında oğlan tarafının ekabir takımından olanlar
çelen[7] diplerine sıralanmış dinelenler[8]
çalıya yaslananlar, taşa oturanlar, çömelenler
sa(ğ)dıç tarafından sürüklenir iki dünür meydana
davul eşliğinde zeybek, köroğlu, sallama
dolanırlar, karşı karşıya gelirler ya da yan yana
kısa keserler, sonra iki kişi daha
onlardan sonra da iki kişi daha
amaa..
Kara(ha)çanın Ali(ih)sanın
takkasını yan geyip “Arap oyununda” yalellisi[9]
“kaleden kaleye şahin uçurdum,
ah ile vah ile ömür geçirdim”
Göpleğin Amad’ın Candarması, Zeybeği,
eşlik edilmeden oynanır..
bu arada kız tarafının ikramı başlar
önce oğlan tarafına tutulur tepsi
tepsi içinde ciğara, lokum-bisküi
tepsi içinde en büyük oğlan babasının bahşişi
dağıtılan cığaradan kulak arkası alır kimi
kimi iki Hasgül Püskeviti[10] arasında bir lokumla hanımbudu[11]
ardından Ala Mehmedin ceketle oyunu
ve Alibeyin köygöçtüsü[12], başlar,
bir curcuna çığlık atanlar kaçışanlar
fark etmez seyirci, oynayan
herkes bir şekilde iştirak eder
urgan ucundaki çuval topundan
misafirler de nasiplenirler
olmadık zaman davul sesi duyulur,
davulcular heyecanla bir yöne koyulur
yeni elbiseli kadınlar kenardan düğün evine
adamlar düğün yerine doğru gelir,
ya da kalabalığa
kalabalık da “okucular”a yönelir
herkesten tek tek “hoş geldin”
“hoş geldin” ler
“hoş bulduk, hoş bulduk, hoş bulduk”la karşılık bulur
büyük küçük herkes okuculurla tokalaşır,
birbirlerine başkalarını sorar
“iyi şükür, soranlara selamı var”
selam alır,
“sen de bi çok selem et” diye selamlar yollarlar
ve davul zurna önünde
oyunlar yeniden başlar,
derken Dervişin Selattin’in “Gongilli”sine
bütün gençler katılır..
“ardıç arasında biten budaklar
hani gelin adadığın adaklar”
peşindekilerle Selahattin, açıldıkça açılır,
meydan dar gelir..
seyirciler kaçışır..
ve Tokmacıklı Dudukoğlu’nun
takkasıyla güreşi
mubarek başından çıkan yağırlı takka değilde
izbandut biri,
iri-kıyım, atik ve zeki
yedi-düvele meydan okuyan
üstelik Dudukoğlunu hakir gören
bir başpehlivan
“-pesdah!” derler,
peşrev atarlar,
başta açılan meydan
hayretler içinde,
daraldıkça daralır
zaptedebilen zapdetsin pürdikkat kesilir çocuklar
Dudukoğlu, paça-kasnak,
derken takka çift dalar
ardına dolanıp, bastırır
belinden sımsıkı kavrayıp
takkanın soluğunu keser,
ama paçayı öyle bir kaptırır ki
adam pes etmez,
takka bırakmaz,
yoğun tezahüratlar eşliğinde
Dudukoğlu teşvik edilir edilmesine de
ne çare ses-soluk gider,
mecali kalmaz ikisinin de
oyun içinde oyun, pehlivanlar tutulur
Dudukoğlu terler,
takkanın iflahı kesilir
ama sonunda Dudukoğlu,
ani bir manevrayla ters dalıp
kündeye getirir
takkaya “-pes” dedirtir
toz-toprak içinde ve yorgundur pehlivanlar
öylece yerde kala-kalır takka
diğeride yorgun ama onurlu
ve çılgınca alkışlanır
o ufak-tefek Dudukoğlu
sanki yedi düvele nam saldılar
Dudukoğlu kalkar, takkası yerde sereserpe
sol dizi üzerinde, sağ eli sağ dizine
sonra diğer eli en yukarıya uzanır
ardından gözleri de
bir müddet öylece bekler
mağrur.. onurlu
alkışlanır… alkışlanır
Tokmacıklı Dudukoğlu
eğilir, takkasını kavrayıp,
tozunu alır dizine çarpıp
başına tac eder, yendiği pehlivanı
sonra da, önceki yerini alır
gözler başpehlivanda kalır..
..
bilinirdi, Ali Beyin Tekezortlatması[13]
Hacıbe(yi)nin Murat’ın
her düğünde çalgıcıları bıktırması,
tahta gaşşık verdiler mi dümbelekçiye[14]
"şakuduk-şukuduk" ortalık yıkılır.
Ümmet gaşşıkların saplarını vurur birbirine
netçede gaşşıkların sapı kırılır.
anlayamam niye..
"-Ağalığın şanındanmış" böyle şeyler
yorulanlar oturur,
sağdıç ortaya başkalarını sürükler
çıkmayanlara sitem eder,
güya gönülsüz çıkanlar
ortadada şöyle bir dolanırlar
duvara el sürterler
ne oynayacaklarsa çalgıcılardan ister
değiştirirler oynarlar
değiştirirler oynarlar
bir o oyun oynarken ellerini birbirinin etrafında çevirir..
İzzetin Halil "-başdan başla bakalım ağa" der,
Alibey “arap oyunu” oynuyorsa,
ill!a bir acayiplik eder,
olmadık işler çevirir
oyunculardan bıkan çalgıcılar, müsaade ister
tez elden ince sazla türkülere geçer
“şu garip halimden bilen işveli nazlım·
göynüm hep seni arıyor neredesin sen
datlı dilli, güler yüzlüm ey ceylan gözlüm
göynüm hep seni arıyor neredesin sen
sinamda ğizli yaramı, kimse bilmiyor
hiş bir tabib bu yaraya melhem olmuyor
boynu bükük bir garibim, yüzüm gülmüyor
göynüm hep seni arıyor neredesin sen”
sonra tez elden başka türkülere geçerler
oyunlara fırsat vermezler
“sehar vakti çaldım yarin kapısın·
baktım yarin kapıları sürmeli
hoş bulmadım otağının yapısın
çıka geldi bir gözleri sürmeli
aslanım eller eller, kokuyor güller güller
ne bilsin eller eller, perişan hallarim”
ve kendi başlarına devam ederler
“-yarim senden ayrılalı·
hayli zaman oldu gel gel
bak gözümden akan yaşlar
ağu-revan oldu gel gel”
arada bir de “soluklanalım ağalar”
diye oyunlara,
türkülere ara verilir
çaylar içildikten sonra, tekrar türkülere geçilir
"-yağmır yağar şipir-şipir buz gibi·
eriyorun günden-güne duz gibi
gocan ilen geçincemen[15] yoğise
boşanda gel gabulümsün gız gibi
beyler gız gibi,
çadır gurdum gurbet elin düzüne
havas oldum bir zalımın kızına
düş peşime gız halime gaçalım
yedi sene az görünür gözüme
beyler gözüme
söğüdün dalına gonan guş mudur
selemin gelmiyor ollar[16] gış mıdır
benim bağrım yandı yandı eridi
senin bağrın demir midir, daş mıdır
gelin daş mıdır"
zengin düğünlerinde tam çalgı çalınırdı
çifte çalgı çaldırdı Sarı Mamıdın Ali
Köke, Tokmacık, Çaltı,
Akdışar, Hüyüklü, Kumdanlı,
Köylerden kasabalardan ileri gelenler
ve daha çok uzaklardan memurlar, amirler,
içkili, tabancalı misafirler
düğünü şenlendirdi
“orta yer gırla ğetdi[17]”
çocuklar boş kovan kapıştı
böylesi kapışlar çok anlamlıydı
Aşşa Melleli Oli Mamıdın Ellez ince çalgıcı
bir başka yerde kadınları ağırlardı
“iğde dali eğmeli
dibinde eğlenmeli
güzellikde fayda yok
kazanıp evlenmeli”
bir başka tarafta başka bir çalgıcı takımı
-uzun hava- ağıt ve çöğür sazı
“gapıya bağladım kınalı goçu
harmanlar galdırdım gız senin uçu
goynumda sakladım verdiğin saçı
sensiz lokmaları yeyemez oldum”
her içkili evde,
her toplanılan yerde
rakı şişesi ikramı ceplerde
saz ekibi ve eğlence
gelin alımı öncesi,
akşamüzeri, hava kararır
herkes kendi kaygısında,
ortalık tenhalaşır
kızla oğlan, anaları, babaları,
bir araya çağrılır
her iki taraftan, akraba adamlar,
baş köşede elinde nikah defteri, muhtar
muhtar “-arkadaşlarrr!” diye sükut ettirir
damat ve yanında kızın vekili ayakta dinelir
önce kız vekiline üç defa “-vardın mı”
vekil danışır gelir “-vardım”
“-vardın mı”
“-vardım”
“-vardın mı”
“-vardım…”
sonra “teze damad”a
yine üç defa “-aldın mı” “-aldım”
“-aldın mı”
“-aldım”
“-aldın mı”
“-aldım”
“-kanunların bana verdiği yetkiye dayanalak,
nikahınızı kıyıyorun,
hayırlı-uğurlu-gademli[18] ossun,
Allah geçim-dirlik[19] versin i(n)şallah
“-amiiin” işallah”,
“-amin işallah”
defterin sayfası damada,
şahitlere, imzalatılarak tabi
yan odadaki kıza yollanır nikah defteri,
“-bizim gız hurasını imza
şey edivisin bi(r)”
susulup bekleşilir,
kazıtılmışsa mühür, olmadı sol başparmak
muhtarın yolladığı ıstampaya basılarak
defter imzalanır gelir, geri
“-hökümet nika(hı) bi hakkın tamam
hayırlı osun bizim o(ğ)lan,
sonra sigara, lokum-bisküi
her taraftan tabakalar fırlatılır,
alaman cığaraları uzaatılır
“yakın ga(y)ri”
a(ğı)z dadınız olsun
“-Allah razı olsun”
“-amin”
o akşam kahvelerde
incesazlar eşliğinde
Neşet'den türküler çağrılır
"seher vakti çaldım yarin kapısın
baktım yarin kapıları sürmeli
hoş bulmadım otağının yapısın
çıkageldi bir gözleri sürmeli
aslanım eller eller, kokuyor güller güller
ne bilsin eller eller, perişan hallerim"
söylenir
"çekilmez gurbetin cefası bülbül, bülbüüül heyy!"
dinlenir
"-Bağa gel bostana gel
dile gel destana gel
eğer anan salmazsa
yalandan hastalan gel."
hüzünlenilir
"-şu garip halimden bilen işvelim nazlım
göynüm hep seni arıyor neredesin sen
tatlı dillim, güler yüzlüm, ey ceylan gözlüm
göynüm hep seni arıyor neredesin sen
sinemde gizli yarayı kimse bilmiyor
hiş bir tabib bu yaraya melhem olmuyor
boynu bükük bir garibim yüzüm gülmüyor
göynüm hep seni arıyor neredesin sen."
derken darbukacı ritmi artırır..
aynı kişilerce aynı oyunlar oynanır
"-hanı da benim
elli dirhem odunum odunum
Gonyalıdan iki oğlan doğurdum
yörü yaörü, Gonyalım yörü
yörü yavrım yörü fisdanını sürü"
"-hanı da benim
elli dirhem pırasam, pırasam
çıralar yaksam Gonyalımı arasam
yörü yaörü, Gonyalım yörü
yörü yavrım yörü fisdanını sürü"
neşelenilir.
sadıç yine birilerini güç-bela ortaya çıkarır
sallama türünden oyunlar oynanır
sağ ayakların burnu
sol ayakların topuğu
bir sol el yukarıda bir sağ el
bir öte tarafa git bir bu yana gel
"-hanı da benim elli dirhem susamım susamım
gözel oyna goca göbek hasanım, hasanım
yörü yaörü, Gonyalım yörü
yörü yavrım yörü fisdanını sürü"
iki kişi yan yana bir gelir, bir gider
Tıkır Halil fıyıkla[20] eşlik eder.
"çek deveci develeri yokuşa amman
yokuşa aman
gül memeler birbiriynen tokuşa aman aman
deveci daylar,
sevenmler oynar
sen kimin yarisin her yanın oynar
devem böyük atamadım urganı aman
üşüdükçe çek başına yorganı aman."
sonraları “kekliği düz ovada avlarlar
kanadını çam dalına bağlaralar
gak gak guburak,
gak gak guburak öt keklik
çık dağların baş ucuna get keklik”
oynarlarken iki kişi
kalça hareketleriyle devirir yek diğerini
seyirciler gülmekten kırılır geçerler
oyun bitse bile maytap geçerler..
içeri doluşunulur,
bağlamanın sesi duyulur
“Karaova
düğünü gece kuruldu·
varır varmaz güveyin adı soruldu
pehlivanlar meydana çıktı soyundu
o zaman Hacı Gümüş oğlu vuruldu
vurma murat yakışmaz senin şanına
adam eniştesinin kıyarmı canına”
[1] Göynücek: Celeptaş, Eyüpler, Yukarı Tıtar köyleri arasında iken, 1940’larda terkedilmiş köy, Göynücekliler bu gün Afyon/ Sultandağı'nda ikamet etmektedirler
· Neşet Ertaş
[2] Tam çalgı: zilli davul, trampet ve klarnet
[3] kepez: duvak, gelinbaşı, hotoz
[4] sini: büyük tepsi
[5] atbaşı: başa baş, eşit, aynı hizada, yan yana
[6] çömütmek: çömelerek belli bir noktayı uzun zaman gözlemek
[7] çelen: çalı pardı, çalı duvarla çevriklenen yer,
[8] dinelmek: dikilmek, ayakta durmak
[9] Arap Oyunu; adamlarca çömelip, zıplayarak ilerlenen, bu arada ritme uyarak bir sağa bir sola ellerin uzatıldığı, şapkaların ters giyilerek oynanan bir oyun
[10] bisküi
[11] hanımbudu: iki bisküi arasında lokum /kösme
[12] köy göçtü oyunu: uzunca bir ipin(urgan)ucuna sıkılaştırarak sertleştirilmiş ve ağırlaştırılmış, topaç edilmiş bez ya da çul, oyunu idare eden(ebe) tarafından sallanıp, sallanıp, baş üstünde dolandırılarak oyundakilere vurularak(yanlandırılarak) kalak olanın sırtına yada ayaklarına vurulur ki ayakta kalmak mümkün değildir.beklenmedik zamanda eşlerin değiştirilmesi ya da eşe karşı durumun yan-yana, arka-arkaya, ön-öne yada arka-öne olması veya eş değiştirilmesi istenir ki olmadık kargaşa ile ortadakiler epey bir haşlanır şekilde oynanan köy meydanı oyunu
[13] Teke zortlaması: bir zeybek çeşidi olup, oynaşan tekelerin iki ayakları üzerine kalkarak toslaşmalarını simgelediğinden bu isim verilmiş olmalı
[14] dümbelek: darbuka
· Neşat Ertaş
· Neşat Ertaş
· Erzincan (Yauz Top)
· Afyon (Halil Bişi)
[15] geçinceme : aşk, sevi, sevgi, gönül, içinin alması
[16] ollar : yollar değil, oralar, o(r)alar
[17] eğlenceden kırılmış geçmişler
[18] kadem: hayırlı, uğurlu
[19] geçim-dirlik: iyi ilişkiler içinde, yarın kaygısından arınmış, işleri yolunda geliri iyi olmak
[20] fıyık: keskin ıslık,
· Milas / Nazmi Yükselen