Kırk kocalıktır
Ben onbeş yaşımda, yirmi yaşımda
Öyle sanardım ki, kırk gocalıktır
Elliye eririm,
Fakat başımda çocukluk havası hele kalıptır.
(..)
Sanki dün doğrulmuş bir çocuğum ben
Bu aşka, hevese bazen gülürüm
Ama kınamazam kendimi bazen
Hani ne yattım ki ne uyku görem
(..)
Fakat yaş kendini bilirtir herden
Yürekte çok gizli döyüntüler var.
Sokakta bayırda soluyanda ben
Sanırım yokuştu taştı günahkâr
Yolda evlatlardan geri kalanda
Ne yapsın bu yokuş bu taş bilirim
Ama güzelliğe hayran kalanda
Kendimi oğlumla yaşıt bilirim.
Ramazan KORKMAZ, Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi 31. Sayı 169