Osmanlıca yazılışı: Kevser :  الكوثر

Kevser Kökeni Anlamları

Kevser, Arapça kökenli bir isimdir ve "bol, bereketli, cennette bir nehir" , çok hayır- bereket-  çok büyük bir hayır, taşkın hayırlar ”[1]anlamlarına gelir. İslam dinine göre, cennette var olduğuna inanılan kutsal nehir veya “bolluk, bereket, zenginlik ve manevi güzellik, “ anlamlarına gelmektedir.  

Kevser; ırmağı tahayyülünün ilk kez Zerdüşt dininde görüldüğü, Zerdüşt dinindeki Kansava gölünün İslami anlatımlara Kevser havuzu veya Kevser ırmağı olarak geçtiğini ileri sürenler vardır.

Havz-ı Kevser: Kur'an'da kevser suresinde  (el-Kevser 108/1) “Doğrusu biz sana Kevser'i verdik" mealindeki gibi bir defa zikredilmektedir. Kimi Müslüman alimlerine göre Kevser; kare şeklinde olan  'bir havuz veya “ümmet demektir.   Tirmizî, Tefsir’ine göre ( Tırmızi 108) ( Kevser, cennette bir ırmaktır. Her iki kıyısı altındandır. Bu ırmak inci ve yakut üzerinden akar. Toprağı miskten daha hoştur. Suyu bal­dan tatlı, kardan daha beyazdır.” )

Kimi Müslüman âlimlere göre Havz-ı Kevser sadece Muhamed'e tahsis edilmiş bir yer olmaktadır. Kıyamet gününde diğer peygamberlerin de havuzlarının olacağı ve her peygamberin ümmetlerinin kalabalığı ile övüneceği söylenir.

Sakî-i Kevser: Kevserin sakisi demektir. Alevi Bektaşi inançlarına göre ahrette Kevser ırmağının sakisi Hz Ali, olacaktır.

Sâkî-i Kevser durur Cennette şîr-i kirdgâr

Lâ fetâ illâ Alî lâ Seyfe illâ Zülfikâr         Dertli

 

Kevser ırmağında saki olan yar,

Bir bardak dem ikram etmez mi ola?   Sefil Selimi Şiirleri 

 

Divan Şairlerine Göre Kevser

 

Divan şairlerine göre Kevser,  tatlı, saf ve temiz şarap anlamındadır. [2] Divan şairleri Kevser ırmağı veya Havz-ı Kevser’i aynı şey olarak kabul etmişler “Kevser şarabının tüm dertlere deva olacağına ve Kevser'i içenin bir daha susamayacağına[3] inandıkları bir şarap ırmağı olarak tahayyül etmişlerdir. Divan şairlerinin Kevser’i sevgilinin dudağı, Memduhlarının ihsanları olarak da ifade etmişler, bazı şairler şiir kudretlerini ve bereketli kalemlerini Kevser olarak göstermişlerdir.

 

Nûş eden cam-ı lebin ölmekten asla gam yemez

Kim humârı olmaz  ey sâki şarab-ı kevserin           Baki


Hatt-ı nazm-ı pâki çemen –zâr –ı cennet

Elinde kalem çeşme-i âb-ı  Kevser          Baki


Baki bu şiirde memduhunun  kalemini  Kevser  havuzuna su döken  çeşme borularına benzetmiştir.


Kevserün aynı lebün câm-ı şarâbından mıdur

Sûre-i Rahmân ruhun harf-i kitâbından mıdur  Karakoyunlu Cihanşah ( 15. yy)


Her mübtelâ ki derdine ‘ışkı devâ bilür

Tıbb-ı tabîbi derd-i ser anlar hatâ bilür        Hamdullah Hamdi (d. 1449 - ö. 1503) Şiirleri

 

Kevser havzuna dalanlar,Ölmezden öndün ölenler

Nefsini düşman bilenler,Konar tuba dallarına Yunus Emre Şiirleri

 

Şîrîn lebi safâsını cân Kevser anladı

 Sidre boyı sıfâtını dil Müntehâ bilür  Hamdullah Hamdi Şiirleri



[1] https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/kevser-ve-sarap/132353

[2] A.T.Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB, 1996, s. 316

[3] Hakan YEKBAŞ, DİVAN ŞİİRİNDE KUR’ÂN, İstem • Yıl:8 • Sayı:16 • 2010 • s. 199 - 232