kent yalnızlığı diye bir şey var
 
yorgun metal yığınlarının boy gösterdiği
alaca karanlık sokaklarda
 
mavi bulutlar uzak bu kentlere
 
gökyüzü dumanlarla kaplı
 
açık bir ceza evi gibi kaldırımlar
 
saçaklardan damlayan su damlacıkları
enseni yalayarak geçer
 
irkilirsin
 
 
etrafa bakarsın anlamsız bir kalabalık
 
oysa sen yapayalnızsın
 
tuğlaların renklerinde avutursun kendini
yeşilliğe özlem duyarak
 
kent yalnızlığının hissine bir kez daha kapılırsın