Kelle Şeker Kelle-i Kand  

Eskiden rafine kristal şekerin pres edilmesiyle elde edilen dibi yuvarlak, tepesi sivri büyük parçaya verilen ad. Baş büyüklüğünde olduğu için bu ad verilmiştir. Şeker kamışı, özel kaplarda pişirildikten sonra konik kalıplara dökülürdü. Kaplarda hazırlanırken içine onda bir nisbetince halis taze süt konur, öyle pişirilirdi. Çok sert olan bu şeker, kolayca kırılmaz küçük balta ile kenarından parçalanıp koparılırdı. ”

“Şeker makasıyla kırılarak, kıtlama içmeye uygun hale getirilen iri topak sert, Erzurum’a özgü, Çarlık Rusya’sı imalat tipinde şeker.”[1]

Eski dilde şekere kand dendiğini ilgili maddede açıklamıştık.   (Kand Nedir Şeker Şükker Sevgilinin Dudağı) , Bu başlıkta eski dilde şeker kamışının donmuş usaresine şeker,  sadece şeker kamışından üretilmiş ve şeker kamışının özünden beyaz renkel üretilmiş olan şekerlere kand dendiğinide yazmıştık.  Şeker sözcüğünün köken olarak nereden geldiğini,  şeker, şekker, şükker ve kand olarak da söylendiğini,  eski devrilerde şekerin nasıl yapıldığını, şeker ile yapılan benzetmelere vb de değinmiştik. (Kand-i Mükerer Şeker ve Dilber Dudağı )

Eski devrilerde daha çok Mısırda icat edilen beyaz şekerler ve şeker kamışından yapılan esmer renkli şekerler dışında, Osmanlılara Rusya’dan da bir çeşit şekerlerin geldiği, bu şekerlerin minare külahı şeklinde olduklarını A.T. Onay bize haber vermektedir.

Mısr’ı terk eyleyelüm gel beri ey la‘li şeker
Varalum seyr idelüm yâ Haleb’i yâ Şâm’ı       Ravzi ( Balıkesir- Edincik- 16. Yy ) Şiirleri

Medh itdi reng-i rûyuñı Âlî gazelleri
Vasf-ı şeker-lebüñ didi Bâlî gazelleri      Ravzi ( Balıkesir- Edincik- 16. Yy ) Şiirleri

Rusya’dan gelen şekerler minare külahı şeklinde olurdu.  Şeker kamışının birinci kaynamış ve posası alınmış olanına  “ süleymani” denir, tekrar kaynatılıp mahruti şeklinde bir kaba dökülünce bu şekerlere “ kaniz “ “ kelle-i kand, kelle-i şükker “  veya “ kelle şeker “ denirdi.  “[2]

Hayal-i lezzet-i gül buse-i lâ’liyle cananın
Snavber şekl olan dil  gûyiyâ bir kelle şekerdir.   Sâmi [3]

Kimi şairlerimiz bu şekerlere “kelle-i  kand-i firenk “ adını da veriyorlardı.

Eğer düşerse zemîne niğâh-ı merhameti
Şerneke-i kelle-i kand –i firenk  eder mehtâb    Şeyh Galip

Sır oldu aç olan evi yufka gülaçtan
Geldi harâca kelle-i sükkerden inkisar   Nev’i

Eski devrilerde şiirlerde geçen gülbeşekerlerde vardı. Gülbeşeker ise gül yapraklarının şekerle karıştırarak yapıldığı bir tatlıydı. ( bkz Gülbeşeker )

Śūretde hemān la’l-i lebüň gül-be-şekerdür
Ma’nīde velī aħker ü yā āteş-i terdür              Müniri ( ( ö.1521- Amasya') Şiirleri

Gül-be-şekker ki ̮āfitāb·ı ḥüsn ile perverdedür
Var ise ol ḥoḳḳa·i laʿl·i leb·i dil-berdedür                    Necati

KAYNAKÇA

 

[1] https://erzurumluyum.net/?q=taxonomy/term/5532

[2] A.T. Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar,  MEB- 1996- s. 313-314

[3] A.T. Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar,  MEB- 1996- s. 313-314