Kelle Dikmek Kelle Yığmak Kelle Koltukta Savaşmak

Kelle dikmek, kelle yığmak Antik çağlardan beri kafa kesmek çok yaygın bir adettir. 
Suçluların kafasını kesmek, düşmanların kafasını keserek nişangâh veya hedef yapmak, düşmanların kesilen kafalarını üst üste yığıp tepeler meydana getirmek çok eski devrilerden beri vardır.

Kelle kesmek, kelle yığmak,  düşman hükümdarının kafatasından kadeh yapmak,  ( bkz Kafatasından Kadeh) kestirdiği başlardan tepeler yaparak düşmana korku salmak çok çok eskiden beri var olan kültlerdendir.

Benim ol mukâbil ki hengâm-ı rezm
Ser-i düşmen eylerem tas- ı bezm           İzzet Molla

Bu davranışların Antik Mısırlılarda,  Hitit, Asur ve Persler gibi ilk çağ uygarlıklarından beri var olduğu çeşitli metinlerden fresklerden, kabartmalardan destanlardan vb de anlaşılır.  Hitit tabletlerinde  düşmanlarını yenerek   düşmanlarının kafalarından tepeler  yığdırdığını anlatan Hitit krallarının yazıları bulunmaktadır.

Eski devrilerde en güçlü düşmanın kafatasından yapılmış bir kadeh ile antların içildiği, anıtlaşmaların bu şekilde kutlandığı, Eski Türkler, Moğollar ve Yüeçilerde bu şekilde törenlerin yapıldığı bilinmektedir.  Örneğin Hun Hakanı Motun’un (Mao-tuen- Mete Kağan ) MÖ 201–202 yıllarında savaştığı Yutçelerin (Yüe-çi)  hükümdarının kafatasından bir kadeh yaptırdığı Çin kaynakları tarafından belirtilmiştir.[1]

Moğolların kestikleri kafalardan kuleler yaptıkları vaka-ı nüvisler tarafından kaydı düşülen konular arasındadır.  Çok eski zamanlardan beri hatta Osmanlılarda bile harp sonrasında ele geçirilen düşmanların başlarının kesilip kabak gibi nişangâh yapıldığı bilinen konulardır.

Kesilen kafalardan kuleler dikilmesi,  tepe gibi yığılması, kesilen kafaların sırıklara saplatılması, kellelerden nişangâh yapılması yanısıra fethedilen kalelerin burçlarına düşman askerlerinin kesilmiş başlarını dizmek âdetinin de var olduğu bilinir

Felekde ay u gün  sen şehriyarın şehr-i aşkında
Kesilmiş başlardır ki  dikildi burç-u bârûya     Baki

Eski edebiyatta hatta günümüze kadar da ulaşan kimi efsane ve menkıbelerde kesilmiş başlarını koltuk altlarına alarak savaşmaya devam eden velilerin ve evliyaların esatirleri vardır.  ( bkz Kirdeci Ali Kesik Baş Destanı  )

Hatta yakın tarihlere kadar yakalanan asilerin başlarının kesildiği,   kesilen bu başların uzun sırıklara takıldığı,  asayişi sağlayan kuvvetlerin uçlarına asilerin kesilen kafalarının monte edildiği sırıkları mahalle mahalle gezerek kasaba ve şehirlerde teşhir ettikleri tarihi kayıtlarda sık sık geçmektedir.

Kelle Ali'nin himarı
Almaz imiş supasını
Muska yazdım rahat oldu
Eğdi durdu kafasını  Gaziantep Türküleri

Kelle koltuğunda gidiyor gasten
Vezirliğe şayestedir Gencosman    Safranbolu Türküleri

Kelle koltuğunda üç gün savaştı
Allah deyip geçer Gençosman     Genç Osman Destanı


Başın Ahmed Haraminin keserler
Dahi gövdesini burca dikerler
Alup beğler başun meydana çıktı
Nişan içün kabak yerine dikildi
Oka tutdılar ol düşmanın başını
Son ucı n’oldu gör anun işini           Dastan-i Ahmet  Harami

 

Kafatasından Kadeh

Sifâl Nedir Çanak Veya Kafatasından Kadeh

 

 KAYNAKÇA

 

[1] Şahamettin Kuzucular, https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/kafatasindan-kadeh/129454