"Bir amaç, ancak onu yazıya geçirildiği zaman, güç kazanır."
Steve Chandler
Kendisini yazı yoluyla ifade etmeye çalışanlar, iç dünyalarından, yaşadıklarından, hayallerinden bir kesit sunarlar yazdıklarıyla. Kelime dağarcığı, ifade gücü, bilgi birikimi ve kültürel zenginliği, yazdıklarının malzemesi olur.
Yazısını inşa ederken, sadece bu malzemelerden yararlanması değildir yazdıklarını farklı ve okunur kılan. Aslolan kelimelerin gücünden ne kadar yararlanabildiğidir. Yani özgün olabilmektir. Yazdıklarının senin imzanı taşımasıdır. Yazdıklarına damganı vurabilmek, farklı bir üslup geliştirebilmektir. Kısacası, yazın dünyasında "fark yaratabilmek" tir. Çok yazan var ama her yazan "yazar" unvanını almaya hak kazanabilir mi? Benim ve sitemizde yazan birçok isim için - çeşitli eserleriyle bunu kanıtlamış olanlar dışında - kendimize " yazar " diyebilir miyiz ? Zaman zaman veya çoğu zaman iyi yazdığımızı; bazen de vasatın üstüne çıkamadığımızı söylemeliyim. Elbette bu durum her yazı türü için geçerli.
Yazar olmak çok başka bir noktaya gelmektir; hatta gelmeye devam etmektir. O kıvama gelmek her yazanın harcı değildir herhalde. Yazarlık; doktor, öğretmen, mühendis olmak gibi değildir. Yazarlık, bu anlamda, bir meslek midir? Bence hayır. Tabii köşe yazarlığı ve yazarlığıyla belli bir okur kitlesine ulaşanlar, bundan maddi kazanç elde edenler hariç. Ben, yazdığım için yazar mıyım? Bu, çeşitli platformlarda yazan başka kişiler için de geçerli. Bir ya da birkaç eseri yayımlanmış olanlar da bu camiaya dahildir diyebiliriz belki. Ama ben ve benimle aynı durumda olanlar için söylenebilecek şey şudur: Yazıyoruz. Belki bir hobidir bizim yazma etkinliğimiz, tutkumuz. Tutkumuz hobiye dönüşmüştür bir anlamda.
Her şeye rağmen yazmak güzeldir, adımız "yazar " olmasa da! Kelimelerin gücünden yararlanmak veya yararlanmaya çalışmak, kendini iyi hissetmeni sağlıyor. Belki kırıp döküyoruz, sakarlığımız oluyordur büyük bir olasılıkla. Kelimelerin gücünün hakkını veremediğimiz de oluyordur. Ama yine yazmaktan vazgeçemiyoruz tıpkı yaşamaktan vazgeçemediğimiz gibi. Bir başka yazımda da söylediğim gibi yazmak, kimimiz için nefes almak gibi. Su gibi... Yazdıklarımızın okunması, beğenilmesi, bizi mutlu ediyor.
Kendini ifade etmek, hayatı yazı yoluyla keşfe çıkmak güzel bir süreç. Bu süreçte, yazdıklarımızla ne kadar etkileyebiliyoruz okuyanları bilemiyorum. Yaşanılanlara ve etrafımızdaki her şeye farklı bir açıdan bakılmasına küçük de olsa bir katkı sağlayabiliyorsak ne mutlu biz yazan ellere! Ne mutlu, kelimelerin gücünden bir güzellik inşa edebilenlere! Yazdıklarıyla bir aydınlanmanın ve farkındalığın mimarları olabilenlere ne mutlu!
" Yazar, söyleyecek bir şeyi olduğuna inanan kişidir. "
Heinrich Böll
4 Nisan 2017
Sevim Kınalı