KELÂM-I ELİF
 
     Söz ağızdan bir kez çıkar. Hani bazen düşünmeden konuşulur da zayıf olabileceğiniz konularda canınızı sıkar insanlar. Sabır da bir yere kadar. İçinize atarsanız, konuşmazsanız, her şeyi kafanıza takarsanız, tüm yük sizi bulursa, hep iyilik yaparsanız, insanlar sizi sömürüyorsa erken çökersiniz şu hayatta. Sürekli iyilik yaptığınızda bazı bencil insanlar bunu hep sizin görevinizmiş gibi algılar. Dertler birikirse Türkiye’deki tıp araştırmalarında binde bir görülen Tıptaki ALS hastalığına yakalanırsınız Allah korusun.
     ALS; Beyin damarlarının tıkanmasıyla oluşup zamanla sizi kaskatı hareketsiz bırakan, insanoğlunun eline muhtaç eden bir hastalık çeşidi. Önce sesiniz ufaktan gidiyor, yavaş yavaş anlıyorlar sizi. Sonra bebekler gibi oluyor konuşmanız. Dil susuyor ve hiç konuşamıyorsunuz. İnsanları duyuyorsunuz ama onlar sizi anlayamıyor, konuşamıyorsunuz. Sonrasında vücut bir yıl gibi kısa süreçte kaskatı kasılıyor. Parmaklarınızı bile oynatamıyorsunuz. Ölüme yakınken sadece gözler hareketli, açıp kapatıyorsunuz ve bir de nefes alıyorsunuz. Görüyorsunuz ve nefes alıyorsunuz. Gözler ve soluk borusu aktif sadece. Yeme, içme olayı serumla oluyor ve her yerde satılmayan ilâcınız olan o serumla mideye inen vitaminli mamayı yiyorsunuz. İdrar olayında altınıza bez bağlanıyor.
 
 
 
     Konuya nerden girdim? 2017 yılında teyzem bu hastalıktan vefat etti gözler önünde. Annem ben üzülmeyeyim diye bir hafta sonra söylemişti teyzemin ölümünü. O vakit Edremit Devlet Hastanesinde kendisi ömrünün son zamanlarında tedavi görürken ben de Balıkesir merkezde Balıkesir Üniversitesi Vakfına bağlı kız öğrenci yurdunda burslu olarak Pedagojik Formasyon Eğitimim ve öğretmenlik stajımla yoğundum. Yurt danışmanımızdan izinsiz uzak bir ilçe olan Edremit’e gidebilmem için imza atarken ailemizin haberi olması gerekiyordu. Teyzem bir yıl öylece ruh gibi “yaşayan ölü” olarak hayattaydı. İzmir’de Ege Üniversitesine özel araçla gidip geldi.
 
     Onun ölümüyle, hayatın hiç de takmaya değmeyecek sahtelikte olduğunu bir kez daha iyi anladım. Hep elindekini paylaşır, köyde ektiği her şeyi pazarda satmadan akraba ve köylülere dağıtırdı. Kendini çok yorardı ve evin tüm yükü ondaydı. Bir türlü bitmezdi ev ve bahçe işleri. Sorumluluklar, hastalıklar, yaşantılar biriktiğinde sizi yeterli özveride anlayamayan bir eş, evinizde yardımcı kız evlât da olmayınca tek kalırsınız hayatta. Böyle yoğun anlar insanı ölüme yolcu edebiliyor. Her şeyi öğrenme çabasında olup da kendini yoran yaşamı, onu yatağa yatırdı sonunda. Doktor kafasına bunca yıl neler taktığını hemen hastamızı muayene edince anlamış ve bu zamana dek nasıl yaşadı diye şaşmış. Beyin damarları tıkanmış, geç kalmış son kontrolleri. Sağlık ihmale gelmez, erken teşhisin önemi işte bu kadar mühimdir. Kız kardeşi olan sabırlı anneciğim serumdan mama verme ve her konuda ablasına hep gönüllü baktı ve beraber kontrole götürdüler. Lâkin asıl hastalığın teşhisini İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesör Doktorları koymuştu. Köyde iş güç ile yoğun olan kadıncağız bu durumu anlayamamış elbet. Konuya hep güzel şeylerden giriyoruz, bir kez de çağımızdaki ender bir hastalıktan ve ölümden girdim. Belki ülkemizdeki her beş kişiden biri olarak siz de bu hastalığa yakalanıp bilinçsizce yaşayabilirsiniz. Yakın bir akrabamda bu hastalığın ismini hayatımda ilk kez duyunca internetten araştırma ve ALS derneklerini takip etme merakı bende o anda doğdu.
 
 
     Kelâm-ı kibar türüyle girelim her olaya. Zarif, naif, enerjik, bilgi dolu, akıcı ve sade dilde giriş yapalım bir sohbete. Sözü balla kesilir bazı insanların, sohbetine doyum olmaz. Bir kullandığı kelimeyi bir daha kullanmaz, her gün yeni bir kelimeyi keşfetme peşinde gezerler. ‘Ayaklı gazete’ ve ‘canlı kütüphane’ sıfatını verdiğimiz insanlardır bu muhterem zatlar. Sözlük gibi adamdır böyle zat-ı muhterem beyefendi ve hanımefendilerimiz. Kelâmı, sohbeti bereketli insanlarla hasbihâl etmek ister gönül. Kendini idrak edebilenin, ‘leb’ demeden ‘leblebi’ kelimesini anlayanın yanında olmalı. Zeki insanlar bir başka olur kıskıvrak zekâsı, ince nükteli tavırları ve hazırcevap duruşlarıyla. Bir kitabı satın almadan önce kendini iyi tanıyıp hangi kitabı sevdiğini, hangi tür şiirleri okuduğunu iyi bilmelidir kişi. Yahut bir iş ararken kendi yeteneklerinin en başından fakına varanlar işin idrâkındadır. “Kelâm-ı Elif” ile söze dokundum, sohbetimi okurlarıma açtım. Sevinç şemsiyeniz her daim şefkat yağmurlarıyla ıslansın. Hoşça kalın, hoşlukla kalın.