
Keklik Avı Babaç ve Hain Keklik
Osmanlıca yazılışı; keklik : ككلیك
Şiir ve nesir dünyamızda av ve avcılık çok üzerinde durulan bir konudur. Av ve avcılık ilk yazılı ve sözlü edebi ürünlerden beri üzerinde durulmuş başlıca konulardandır.
Eski Türk boylarının her birinin bir kuşu ongun olarak seçmesi, Oğuz kağan destanı da dâhil pek çok destanlarımızda avlanma ile ilgili motiflerin bulunması, göçer ve avcı bir toplum olan Türk kültüründe zaten işlenmesi zorunlu olan bir kondur.
Türklerin İslamiyet’i seçip yerleşik hayata geçmesinden sonra da bu durum değişmemiştir. Örneğin Babürname’de olduğu gibi av ve avcılık ile ilgili müstakil eserler de yazılmaya devam etmiştir. Bu nedenle şiir dünyamızda başlıca av hayvanlarından biri olan keklik avı ile ilgili pek çok detaya da rastlarız.
Keklik, türkülerimizde manilerimizde şiirlerimizde çok sık karşımıza çıkan ve çok sevilen kuşlardan biridir.
Keklik avına giden usta avcılar yanlarında Babaç Keklik adını verdikleri bir keklik de götürüler onun sesini duyarak o tarafa gelen keklikleri avcılar avlarlarmış.
Hatta bazı avcılar iyi eğittikleri babaç keklikleri doğaya salıverir, bu babaç keklik diğer keklikleri etrafına toplayarak avcıların hazırladıkları tuzak kafeslerin içine çekerlermiş. Hatta avcılar içine yem koyarak kafesleri yollara bırakırlar kekliklerin gelip bu kafeslerine girmeleri bekleyerek de avlanırlarmış. Halen dilimizde yaşayan kafeslemek, kafese düşürmek, deyimleri de buradan geliyor olsa gerektir.
Fakat işte bu nedenle keklikler kendi soyuna ihanet eden, kendi soyunu tuzağa çeken, hayvanlar olarak da görülür.
Keklik ve keklik avı şiir dünyamızda karşımıza çok çıkan bir motiftir. Keklik Osmanlıcada, güvercin anlamına gelen kebk كبك sözcüğü ile de ifade edilmiştir. ( bkz Kebûter ve Kebk Nedir Şiirimizde Güvercin )
Fikr-ü dil olup yerin ey kebk-i hıraman
Şimdi reh-i hayrette duran boş kafesimizdir. Pertev Paşa
Ey keklik gibi yürüyen ( kebk-i hıraman ) gönüller çalan - akılları baştan alıp kafeslere sokan - güzel , bizi hayretler içinde bırakıp- aklımızı kaybettirip - boş kafesimize baktırır ettin
Dâm atar kebk-i hayale rişte-i nezzareden
Perde-i sayyâda benzer çeşmüm ağ u karadan Pertev Paşa
Gözlerim keklik yakalama hayali ile ışıldayarak ağlar fırlatır, gözlerim in akları ve karaları avcıların alaca renkli kumaşlar örtülmüş tuzaklarına benzer
Bir zamanlar sayda olduk müptela
Tek tüfekle indirdik turnayı
İt, köpek bir kış günü çıktık dağa,
Ben domuz vurdum , Şekip de ayı Şair Eşref Hayatı ve Hicivleri
Keklik ve avı konulu yüzlerce türkümüz vardır.
Keklik idim vurdular / Kanadımı kırdılar
Daha ben ne idim ki / Anamdan ayırdılar
Keklik Dağlarda Çağıldar / Yavrum Diye Diye Ağlar
Günden Güne Yansa Dağlar / Görenlerin Bağrı Yanar
İki de keklik bir derede (imanım da) ötüyor
Ötme de keklik benim benim derdim artıyor Elazığ Türküleri
Dağda keklik avlarım/ Yüreğimi dağlarım
Ben aşkına düşeli / Gece gündüz ağlarım Kıbrıs Türküleri
Keklik olsam çalı dibi deşerim
Zengin olsam kız ardına düşerim Yozgat Türküleri
Keklik olsam yuva yapsam / Ben de bağlere bağlere
Ben yarimi alsam çıksam/ Yüce dağlere dağlere Silifke Türküleri
Keklik öter durak durak / Duman çıkar direk direk
İsmet oğlum ölmüş derler / İstanbul'un yerleri ırak Silifke Türküleri
Keklik öter de kendi dinler sesini of sesini
Öksüz kızlar kendi eder yasını Antalya Türküleri
Keklik miydin de daştan daşa sekecek
Pek mi de yoruldun çalı dibine çökücek Muğla Türküleri
Kayada keklik alayı
Döner dolayı dolayı
Gerdanı altın alayı Eskişehir Türküleri
Kuşlar ile İlgili Konu Başlıkları aşağıdadır.
Ayhan Hasalı