Kimisi bu hayatta çocukları ile imtihan olur. Kimisi yaşlı annesi ve babasıyla, kimisi fakirlik ve zenginlik ile mal mülk ile imtihan olurken, bizim imtihanımızda kavanoz kapakları ile... Bizim hanım kışa hazırlık yapar her sene. Pazardan gider alırız domates, biber, patlıcan, artık Allah rızık olarak ne verdiyse. Güzelce onları yıkar bir güzel, temizler doğrar kavanozlara bir güzel yerleştirir.
Menemen yapacağı zaman ya da o domatesleri biberleri yemeklere katacağı zaman kavanozları alır kapağını açar ve yemeklere boca eder. Tabi şimdiki gibi inatçı bir kapak ile karşılaşmazsa. Ne yaptıysak açılmıyor bu kavanozun kapağı. Ben denedim açamadım, kız denedi açamadı, oğlan denedi o da açamadı. Kapakta tık yok. Daha değişik yollar denememiz lazım ama nasıl?
Gerçekten insanı sinir eden bir durum, hatta sinir etmeninde daha ötesine geçen bir durum. Elinizde bir cam kavanoz var ve kapağını, ne yapsanız ne etseniz de açamıyorsunuz. Çok kuvvetli birisini çağırıp da ona mı açtırmalı acaba diye de düşünmeden edemiyor insan? Çıkayım evin önünde ki ana caddeye gelip geçenlere bir bakayım şöyle pazusu kuvvetli bir adam bulayım, ondan rica edeyim ''Kardeş bizim evde bir kavanoz var kapağı açılmıyor bir el atsan da şunun kapağını açıversek.'' desem, ne olur sanki... Adam bana deli muamelesi yapar muhtemelen. ''Git kardeşim hasta mısın sen?'' de diyebilir... Ya da '' Açarım açmasına da yüz liranı alırım, işine gelirse.'' de diyebilir... Bir kavanoz kapağı açmak için 100 lira çok para...
Düşünüyorum, acaba tarihte ilk defa kavanoz kapağı sıkışan aileler ya da kadınlar kimlerdi. Kavanoz Kapaklarını ne kadar uğraşsa da açamayıp kafayı yiyenler de var mı? İnternetten ya da Google Amcadan bunu bir araştırmam lazım. Olmuyor bir türlü! Havlu ya da bez gibi bir şey alayım ve kapağı sarayım bakayım bir de öyle deneyelim, belki açılır... Açmadan önce ''Açıl susam açıl'' desem açılır mı? Yok canım o masallardaydı...
İnsan doğal olarak bir işle uğraşıp da başaramadığı zaman sinir oluyor. İçimden neler geçiyor neler. Al diyor kavanozu şöyle hızlıca yere yada duvara çarp, kırılsın camı, dağılsın içindekilerde... Buradan Kavanoz Kapağına sesleniyorum ''Sayın saygıdeğer pek de bir muhterem Kavanoz Kapağı kardeşim, bizi uğraştırma eninde sonunda nasılsa açılacaksın, Allah aşkına sen bizim sabrımızı mı sınıyorsun? Kavanoz Kapağı ile sınavdayız da biz mi durumun farkında değiliz? El insaf yahu el insaf!''
Ne yapayım ben şimdi? Kavanoz Kapağı böyle öykü oldu da bir de Kavanoz Kapağı ile ilgili şiir mi yazayım? Hem de hece vezni ile... Ben yazamasam bile şimdi bu yazıyı okuyunca sıkı hececi şair dostlar var Edebiyat Evinde bakarsın onlardan biri Kavanoz Kapakları ile ilgili bir şiir döktürür... Daha sonrada o şiire biri beste yapar oldu mu sana Kavanoz Kapakları diye de bir şarkı ya da türkü... Ha unutmadan, açtık sonunda bir şekilde kavanoz kapaklarını kırmadan dökmeden, ama sinir katsayılarımızda tavan yaptı...