Kasîde

Hamdülillah kim girü meşşâta-i sûr-i zafer

Gâze-i feth ile nusret şâhidi rûyın bezer

 

Tâli’ oldı âsümân-ı bahtdan devlet mehi

Maşrık-ı ümmîdden şems-i se’âdet çekdi ser

 

Ârzû dürrâcını sayd eyledi bâz-ı murâd

Âhû-yı maksûde urdı pençesin şîr-i zafer

 

Dürlü reng ile olup ârâste tâvûs-ı feth

Şâhun ikbâli gülistânında oldı cilve-ger

 

Husrev-i Rüstem-şecâ’et Erdeşîr-i şîr-dil

Kisrî-i Hâtim-sehâvet kayser-i Fagfûr-fer

 

Pâdişâh-ı mülk-gîr ü şehriyâr-ı tâc-bahş

Dâver-i cinn ü inâs ü kahramân-ı bahr ü ber

 

Kâtil-i küffâr şemşîr-i Hudâ şîr-i Resûl

Fahr-i âlem âfitâb-ı sâye-ver hayrü’l-beşer

 

Şâh-ı gâzî Hân Muhammed şem’-i şer’ ü şems-i dîn

Bahr-i lutf u kân-ı cûd ü ma’den-i fazl ü hüner

 

Saltanet tahtında her kim ide anunla cedel

Efserini yile virüp âhir eyler terk-i ser

 

Şâh-ı gâzîdür ki fethi düşmenin kesr eyleyüp

Hâne-i ömri binâsin eyledi zîr ü zeber

 

Râh-i dînde sâdık u rûz-ı gazâda murtazâ

Âl-i Osmândur velîkin adl ile gûyâ Ömer

 

Leşker-i mansûrı gerdinden gülistâna sabâ

İledürse zâyid olur çeşm-i nergesde baser

 

Fitne-i küffârdan İslâmı hıfz itmek içün 

Tîgı hısn-ı âhenîn oldı çomâgi def’-i şer

 

Halk kaçan görür-idi şâhid-i âsâyişi

Zulm şâmın âfitâb-ı adli kılmasa seher

 

Şîr-peyker sancagından mâh-ı kalb-ârâ-yı feth

Berk ururdı nite kim kalb-i esedde nûr-i hwêr

 

Hızmetinde serv gibi her ki togrı olmadı

Dest-i devrândan irişdi pâyine zahm-i teber

 

Cengde bed-hwâhı boynına adûsı başına

Gürz ü şemşîri olurlar rû-be-rû vü ser-be-ser

 

Şehr-i İstanbûlı bir lahza içinde aldugı

Mehdî-i âhir-zemân oldugına şâhid yiter

 

Her ki sûsen gibi medhine dil uzada olur

Geldügi sâ’et vücûde misl-i nerges tâc-ver

 

Meclisi ehli olur def gibi ser-tâ-pây gûş

Her kaçan nâyı yanınca okınur bu şi’r-i ter

 

Subh-i devlet irdi sâkî togdı hurşîd-i zafer

Vaktidür la’l-i müzâb ile pür ola câm-ı zer

 

Nâle-i kumrî işidüp lâle gibi câm dut

Tâ ki yol bulmaya sana fitne-i devr-i kamer

 

Sen melek-sîret perî-hû mâhı gören âdemî

Dir buna hûrî-durur mâder feriştehdür peder

 

Kâmetündür serv-i gülzâr-ı letâfet âh kim

İrmedüm ömrüm su gibi bu hevâda_itdi güzer

 

İy meh-i mihr-ahterüm gül yüzünün şevkı-y-ile

Gonce gibi merdüm-i çeşmüm-durur hûnîn-ciger

 

İşve-i çeşmünle ruhsârun gülinden kem degül

Lâlenün bagrında dag u çeşm-i nergesde seher

 

Hattun ile la’lünün vasfını yazsam nâmeye

Hatt anber-bûy olup hâme olur ney-şeker

 

Sâkiyâ gül mevsimidür hâssa feth-i şâh ile

Âlem oldı fer bulup bâg-ı cinândan hûb-ter

 

Bu ferahdan şâd olup sahn-ı sahrâda bugün

Hızr gibi hulle-i sebz ile tonandı şecer

 

Cân safâ bulmag-içün sâfî meyi dök sâgere

Vakt-i şâdî vü tarebdür gitdi dillerden keder

 

Âsümâna efser-i şâdî irişsün yiridür

Şimdi kim feth-i şehenşeh-durur illerde haber

 

Behmen-i Hûşeng-Haşmet Kisrî-i Behrâm-kâm

Keykubâd-ı Cem-Haşem İskender-i Dârâb-der

 

Zıll-i Hak Sultân Muhammed âfitâb-ı dîn ki_olur

Yidi deryâ kef-i lek-bahşı katında bir şemer

 

Her ne araya irişür ise ol ferruh-kadem

Devlet ü ikbâl ü bahta olur ol ara maker

 

Husrevâ devrân nice kim devr kıla görmeye

Bir senün gibi şeh-i âlî-güher sâhib-nazer

 

Bir gazâ kıldun cihân içinde ki_anı rûzigâr

Şevket ü ferrine İslâm ehlinün târîh ider

 

Eyledün Kostantıniyye şehrini bir demde feth

Komadun tekfûra hergiz zerrece cây-ı mefer

 

Âkıbet kahrun kılıcı ile kat’ olup başı

Terk kıldı âlemi kesdi hayâtından vezer

 

Def gibi yiye tabanca dest-i devrândan ruhı

Her ki sen şeh hızmetinde baglamaz ney-veş kemer

 

Bahr ü berde her ne denlü varsa kâferler kamu

Tîg-ı tîzün harbini işidüp itdiler hazer

 

Mâr gibi çünki nîzen dil uzada gizlenür

Rûbeh-i mâde gibi bîşe içinde şîr-i ner

 

Ol Sikender keştîyi yürütdi-y-ise bahrde

Sen Sikender keştîlere yirde itdürdi sefer

 

Havf-i tîgundan adû gösterdi arka yay gibi

Gerçi rûz-i rezm gögsin gerdi mânend-i siper

 

Avnün ile âhû-yı hûnîn-cigerdür şîr-dil

Adlün ile kebk-i bî-zûr oldı şâhîn-şâh-per

 

Pâdişehler gerçi olur taht u tâca mu’tebir

Sensin ol kim taht u tâc olur senünle mu’teber

 

Âhir-i ömr-i adûdur evvel-i fethün senün

Ba’de Deccâl oldı Mehdînün livâsi müşteher

 

Devlet ü ikbâl ile âlemde dâyim var ol

Kim salâh-ı mülk ü dîn-çün terk kılup hwâb u hêr

 

Bir iş itdün düşmen-i dîn olana ki_olmış-durur

Râzî vü hoşnûd senden Tanrı vü Peygâmber

 

Husrevâ Işkî kulun ol cevherîdür kim bu gün

Rişte-i nazma dizer güftâr yirine dürer

 

Hûb elkâbun şerîf adun ile oldugı-çün

Oldı şi’rüm böyle hûb u nâzük ü zîbâ vü ter

 

Zâhir iken keff-i Mûsî işe gelmez pây-i gâv

Var iken enfâs-ı Îsî gûşa girmez nehk-ı her

 

Kişver-i ikbâlden niçe ki bürc-i nusrete

Râyet-i feth ola nasb ide adûdan kesr-i cer

 

Leşker-i nusret-gulâmun kim nasîridür Hudâ

Her ne yire varsa dâyim düşmene bulsun zafer

 

Şentürk, Ahmet Atillâ, N. Boşdurmaz (hzl.) (2012). Molla Aşkî, Dîvân. İstanbul: Yapı Kredi Yay. 294-302.  

 

Molla Aşki Kimdir Aşki Kadim