
Deve kervanı - detay- (Nusretnâme, TSMK, Hazine, nr. 1365)
Kârbân Nedir – Eski Devir ve Şiirlerde Kervan ve Kafile
Osmanlıca yazılışı: kârbân : كاربان
Osmanlıca yazılışı: kârvân : كاروان
Osmanlıca yazılışı: kervân : كروان
Kârbân كاربان, Farsça kökenlidir ve Farsçadaki diğer eş anlamlısı ise كاروان kârvândır. Kervan kelimesi ise Arpaç kökenlidir ve kârbân ile kârvân sözcükleri ile aynı anlama gelir. Yani kârbân, kârvân ve kervan eş anlamlı, anlamdaş, bir kelimeler olmaktadır. Bu kelimelerin sözlüklerdeki tarifi: Uzak yerlere yolcu ve ticaret eşyası taşıyan yük hayvanı katarı; Toplu olarak birbiri ardınca gelen şeyler, Birbirini takip ederek giden insan veya hayvan sürüsü, kafile ve heyetle giden yolcular takımı şekillerindedir.
Eski devirlerde güvenlik ve diğer sebeplerle uzun seyahatler, ticarî yolculuklar, ticari meta veya diğer türden taşımalar, toplu seyahatler vb kervan halinde yapılırdı. Kara yollardan yapılan nakil, seyahat veya yük taşımacılığı için oluşan bu katarlar; at, deve, katır gibi hayvanlarla birlikte yapılır; kervanlar, menzil menzil yola devam ederlerdi. (Osmanlıda Han Çarşı Arasta) Her menzil 30, 35 km yol demekti ve her menzil de kervanlar için bir konak yeri, han, kervansaray veya derbent bulunurdu. ( bkz Menzil Nedir Dünyevi ve Tasavvufi Menzil ) Selçuklu ve Osmanlı devrilerinde ipek, baharat yolu veya diğer yollar üzerinde menzil menzil hanlar ve kervansaraylar yapılmıştı. ( bkz İpek Yolu ve Ortacağdaki Öenmi )
Kervanlar, ağır ve hafif kervan diye iki türlü oluyordu. . Ağır kervan; develerle taşınan eşyaları çok, değerli ve ağır olan kervandı. Şam veya Mısır’dan gelen veya giden kervanlar miktar olarak da çok ve değerli eşyalar taşıdıkları için genellikle ağır kervanlar olurdu. Hind ve îran’dan gelen kervanlar tamamen ticari eşya -baharat, misk kokusu, mücehver, kumaş, porselen vb- taşıyan kervanlardı. Bu tip kervanları özel muhafızlar, hem de hâkim devletlerin birlikleri korurlardı. Buna karşılık da tacirler geçtikleri ülkelere bac veya vergiler öderlerdi. ( bkz Misk Müşg Nedir Misk-i Ahu Misk-i Hoten - Osmanlıda Mücehver Prof. Dr. GÜL İREPOĞLU )
Gene göç eyledi İran kervanı
Eyle göçün yolun bulundu turnam Hacı Nuri Efendi Zara
Yüce dağ başında kervanın ucu
Gelenden geçenden alırlar bacı Âşık Ali Tanburacı, Kırklareli
Ağır kervanlar ile giden insanların sayısı üç beş bine, hatta 40.000 Kişiye kadar ulaşabiliyordu. Hafif kervan; on, on beş kişiden de oluşabiliyor; at veya katırlara gidilen kervanlardı. Kervanlar, kış aylarında gündüz; yaz aylarında ise geceleri yol alırdı.
Kervanların başındakilere "kervanbaşı” deniliyordu. Güzergâh, durak ve konakları kervanbaşı belirliyor; anlaşmazlık halinde ise o karar veriyordu.
Eski devrilerde göç vakitlerinde veya sefere çıkma zamanlarında ceres- çan- çalınırdı. Kervanda develer yedişerli gruplar halinde yürür, yedi deve ince bir urgan ile birbirlerine bağlanır ve ipin ucu o kervanı çeken kişide oluyordu. Kervanı çeken kişiye ise Akkâm deniliyordu. (Akkâm Nedir Şiirlerde Deveci ) [1]
Acep hamunu- ı hayrettir beyaban-ı muhabbet kim
Fiğanı sad ceres peyda vücud- karban gaib Mazaki
Akkâmlar, kafilenin en başında olurlar bir yere kafilenin önünde kılıç kalkan da oynarlardı. Süre alaylarının Akkâmları ahaliden cebren para da toplayabiliyordu. Akkamlar, surre alayının önünde meşaleler yakar, meşale taşırlar, kılıç ve kalkan oyunu oynar, sure-i hümayunda para kazanmak için hamallık yapar, zorla veya bağış para da toplarlar, genellikle de ihram giyinirlerdi. [2]
Kimi sail kimisi der akkâm
Sarınıp şemle bürünmüş ihram ( Sünbülzade vehbi)
“En sondaki devenin boynunda da bir çan, çıngırak (ceres) asılı olurdu. Eğer önde giden kişi bu çıngırak se sini duymazsa arkasındaki kervanın dağıldığını anlardı.”[3]
Kervanların güvenliğini menzil yolları üzerinde bulunan muhafızlar sağlardı. Kervansaraylarda ve açık arazide konaklayan kervanların emniyeti bu muhafızlar tarafından temin ediliyordu.
Eski devrin hayatında çok önemli bir yer tutan kervanlar, bu nedenle pek çok ayrıntıları ile şiir ve edebiyat dünyamıza da girmiştir. Kervan ile ilgi yazı ve şiirlerde çan, ceres, Akkâm, Kervanbaşı, deve vb kelimleri sık geçer. ( bkzÇan Şiirlerde Ceres Kös Bang Vurmak ) Akkâm, genellikle kâr ve kazanç için Hacc’a giden kişiler olarak anılırken çan ve ceres ise kervanın yanısıra, kilise ve kale mevzulu şiirler de karşımıza çıkmaktadır.
Divan şairleri değişmeceli ve benzetme anlamları ile de kervandan söz etmişler, sevgilinin peşine düşen aşığın gönlünü ve canını kervana benzetmişlerdir. Akkâmların meşale yakmaları, meşale taşımaları da bu amaçlarla kullanılır.
Karban gitti ne yatarsın eya gafil uyan
Yol uzak menzil öküş çoktur haramiler inan Eşrefoğlu Rumi Şiirleri
Hac yollarında meş'ale-i kârbân gibi
Erbab-ı aşk içinde nümâyânsın ey gönül Nedim
Güneyden kuzeye doğru esen Sabâ yeli de Saba Melikesi ve Hz Süleyman’a telmih ile kokular ve haberler taşıyan bir kervana benzetilmiştir. Kervan yerine kafile kelimesi de kullanılmıştır. ( bkz Belkıs Kimdir Saba Melikesi Efsanesi)
Karban- ı reh i iklim-i adem –i menziletin
Dokunur oldu dila sem’ime bang- ı ceresi ( Şehzade Beyazıd ) Şahi
Gâlibâ hicret eden kâfile-i râhatdır
Dil ki mânend-i ceres eyleyip efgân uyumaz Şeyh Galip
Kervan halk şiiri ve halk hikâyelerinde çok sözü edilen bir konudur. Halk şiirinde kervan, genellikle, yolculuk, Hac kervanı, eşkıya veya kervan, eşkıyaların kervan soygunu, obaların göçü, yayladan göç vb konuları ile karşımıza çıkar.
Yüce dağda şaşan kervan
Sızılanır zarilenir
Bir soysuza düşen yiğit
Geçer ömrü farilenir Minhaci - Sivaslı Aşık Minhaci Şiirleri
Ağalar tedarik görün
Gelende Konya kervanı
Müjdeciye bahşiş verin
Gelende Konya kervanı Köroğlu
Geldi geçti güzellerin kervanı
Sürüldü savruldu yarin harmanı
Gençlik elde iken sürün devranı
İhtiyarlıkda devran sürülmez imiş Deliktaşlı Ruhsati Şiirleri
Yüce dağ başında kervanın ucu
Gelenden geçenden alırlar bacı Âşık Ali Tanburacı, Kırklareli
Halk şiirimizde güzeller kervanı, dost kervanı, erenlerin kervanı, dert kervanı, gam kervanı gibi soyut kervanlara da rastlanılır
Kervanı dağılmış garip yolcunun
Dağılan kervanı gördüm efendim
Dostun dergâhında gonca gülleri
Dökülmüş yaprağı gördüm efendim Talibi Çoşkun Şiirleri Şarkışlalı
Bir ulu kervandır hak kuyusunda
Gitti kervanımız Ali'ye doğru Pir Sultan Abdal Şiirleri
Gine gam yükünün kervanı geldi
Çekemem bu derd bölek seninle Divriği Türküleri
KAYNAKÇA
[1] https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/akkam-nedir-siirlerde-deveci/84985
[2] https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/akkam-nedir-siirlerde-deveci/84985
[3] İskender Pala , Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü , s. 271
Edip Okyay