
Karakulak Nedir Aslanın Casusu
Eski metinlerde adına sık sık rastladığımız vahşi hayvanlardan biridir. Nesli tükenmekte olan ve vaşak ile kedi arasında bir hayvan olan karakulak, aslanla olan münasebeti, aslana öncülük etmesi, daha sonra da aslanın artıklarını yiyerek yaşaması, aslanın öncüsü ve aslanın kılavuzu olma gibi özellikleri ile edebi eserlerde karşımıza çıkmaktadır.
“Karakulak (Caracal caracal), kedigiller familyasından vahşi bir hayvan türü. Dış görünümü ile vaşağa çok benzeyip Step vaşağı, Mısır vaşağı gibi adlarla da anılmış olsa da daha sonraları tamamen farklı bir tür olup Afrika altın kedisi ve Serval ile yakın akraba olduğu gösterilmiştir.”
Anavatanının Orta Asya olduğu anlaşılan ve Anadolu’ya da buradan geldiği tahmin edilen bu hayvana Batı dillerinde “caracal”, İranlılar tarafından” siyah gûş” veya “pervânek”, Araplar tarafından “ tufeh” dendiği anlaşılmaktadır. [1]Bu hayvana Türkler tarafından karakulak denmesinin nedeni hayvanın kulak çevresindeki siyahlıktan ötürü olduğu sanılmaktadır.
Eski metinlerdeki karakulak’ın aslana av bulduğu, aslana kılavuzluk ettiği, aslanın önünden giderek av hayvanlarının olduğu yeri gösterdiği, aslan için casusluk yaptığı, sonra da aslanın avının artığından yiyerek beslendiği anlatılan bir hayvandır.
Karakulak, bir anlamda çakalın tersidir. Eski metinlerde ise çakal, aslanın peşinden ayrılmayan aslana yardımı da olmayan ama onun artıklarından faydalanmak için peşinden ayrılmayan, uzaktan uzağa aslana yalakalık yapan, asalak bir hayvan olarak anlatılır.
Eskiden Sadrazamın mahiyetindeki memurlara da” siyah- gûş” denilmekteymiş [2]
Gözün şir-i şikâr efkendir kaşın siyah gûş
Lebin meyhanedir ervâh-ı kudsiler kadeh- nûş Hayali
Niğâh-ı lütfa dil-ü can- râkip olur sezâ
Gazali sayda siyeh gûşla esed gözedür Enis Dede
Ururlardı şeker-güftârına gûş
Özi şîr ü ʿatîk-idi siyeh-gûş Münîrî
KAYNAKÇA
[1] A. Talat Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB, S. 306
[2] A. Talat Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB, S. 306
Mert Cankaynar