Kaldırım Yeniçerisi
Günümüzdeki kaldırım mühendisi, kaldırım kabadayısı, sokak kabadayısı tabirlerinin eski devirlerde de başka kelimelerle ama aynı anlama gelecek şekillerde kullanıldığı görülür. Eski dilde bunların yerine kaldırım yeniçerisi, sokak silahtarı tabirlerinin kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Bu tabir günümüzde kaldırım kabadayısı tabiri ile yaşamaktadır. Eski devrilerde elinde sopa ile dolaşan, atıp tutan, nara atıp ahkâm kesen; ama her girdiği kavgada dayak yiyen, elinden hiçbir şey gelmeyen, attığı, tuttuğu, asıp kestiği hep lafta kalan, kişiler için kullanılmış, kaldırım yeniçerisi tabiri, yeniçeriliğin ortadan kalkması ile yerini kaldırım kabadayısı tabirine bırakmıştır. [1]
“Vak'a-i Hayriyye'de Yeniçeri ve diğer ocaklar boğulduktan sonra Sultan Mahmud Hükümeti var kuvvetiyle bu manzarada görülen kaldırım kabadayılığına saldırmıştı. Bu saldırış o derece şedît olmuştu ki Yeniçeriliğin üslûbu yalnız hayatta ve sokakta değil, bu üslûbu ifâde eden mezar taşlarının kaldırılmasıyla, mezarlıklarda yeniçeri mezarı bile bırakılmadı “[2]
Dostluğu her hovardagânın cümle buz üstündedir.
Kaldırım yeniçerisinin vakarın görmüşüz. A. Tırsi [3]
"Zamane kabadayılarının dostlukları buza yazılan yazı gibidir. Bunlar ateşli bir kavgayı gördüklerinde buz gibi eriyip yok olurlar."
Bu tabir günümüzde Kaldırım Mühendisi tabirine denk gelecek şekilde de kullanılmaya başlanmıştır.
Eski devrilerde işsiz güçsüz dolaşanlara “ Sokak silahtarı” dendiği ortaya çıkmaktadır.
Ah kim bi sipahi dildarı
Beni etti sokak silahdarı Defterzade Cemali [4]
KAYNAKÇA
Metin Mesutlu