Eski edebiyatta esas malzemesi taş olan, inşasında harç kullanılan yüksek taş yapılara kâfiri bina, kâfir binası veya şeddadi bina da dedikleri anlaşılmaktadır.
Divan şairlerimiz bu tabiri gerçek manalarında kullandıklarında gayri Müslimlerin yaptıkları kiliseleri, manastırları, deyrleri, ibadethaneleri, yüksek ve taş tan yapılmış binaları vb kast ettikleri açıktır. ( bkz Deyr Nedir Şiirimizde Manastır)
Divan şairleri sağlam, taştan yapılmış, yüksek ve metin binalara kâfir binası derlerken mimari özellikleri nedeni ile Müslüman ve Türk mimarisi özelliği kast etmeyen sağlam binaları kast ettikleri açıktır. ( bkz Ma’bed Mabet Nedir Deyr Tapınak Büthane Manastır ) Bu nedenle kâfir binası kelimesini genellikle Müslümanların yapmadığı sağlam bina anlamlarında kullanmışlardır.
Gönül ki kâfir-i deyr-i elest olup kalmış
Bakıp cemâline sûret-perest olup kalmış Naili
Tek ceres gibi bu deyr içre göñül ehl-i dil ol
Mey-i ‘ışkıyla gerek turna gerek kanzil ol Gelibolulu Sun'î
Dili ol kâfir-i hüsn-ü bahânın hısn-ı âhen mi ?
Metin sengin binadır guyiyâ küffardan kalmış Pertev
Divan şairlerinin bu kelimeleri gerçek anlamları ile kullandıkları gibi benzetme amaçlı ve mecazi anlamlarda da kullanmışlardır. Şairler yüksek taş yapıları heybetli vücutlara, sınırsız gönüle ve iri kıyım bedenlere vb de benzetmişlerdir.
Gide mi ey seng-i dil zülfün hayali sineden
Çün bilirsün muhkem olur kâfir ettiği bina Necati
Deyr Nedir Şiirimizde Manastır
Ma’bed Mabet Nedir Deyr Tapınak Büthane Manastır
Tek ceres gibi bu deyr içre göñül ehl-i dil ol
Dili al ey büt-i Çîn hayruna bir deyr eyle
Ali Canlı