II. Murad ve kabağa ok atışı yapan okçular, detay,  Hünernâme, 16. yy. tsm, h. 1523, v. 138a

KABAGI HEDEF YAPMAK – Keçek- Bürcas  ve Dâr-ı Kedû

Eski devirlerde silahşorlar veya nişan talimi yapanlar bal kabaklarını insan başı yerine koyup hedef olarak seçerlermiş.  İnsan başı büyüklüğündeki bal kabaklarına da “ keçek  “adı verilmekteydi.  “ ve ol ucu eğri çevgan şeklindeki ağa da denir ki meydan ortasına nasp edip başına bir kabak asarlar. Altından ve gümüşten avizeler ta’lik ederler. Okçular (tir- endaz) ona ok atarlar. Musip olan ol avizeye sahip olur “ [1]

Eski devirlerde kabakların at üstündeki okçuların talim yapmaları için de hazırlandığı ve hedefe isabet ettiren okçuların ödüllendirildiği ortaya çıkmaktadır. " Keçek" adı verilen kabak hedef dışında, "dâr-ı kedû" adı verilen başka türlü bir hedef şekli de vardır.

Dâr-ı Kedû: Eski devirlerde, dini bayramlarda veya özel ve önemli günlerde kır eğlenceleri düzenlediğini, bu kır eğlencelerinde bir kuru kabağın içine altın ve akçe doldurulduğunu,  içi altın ve akçe dolu bu kabağı bir ağacın başına astıklarıni, daha sonra usta nişancıların ve okçuların atlarına binip atlarını dörtnala sürerlerken ok atarak o kabağı vurmaya çalıştıklarını, kabağı vuranın içindeki altınları ve akçaları aldığını bilmekteyiz. [2] Ayrıca hedefi vuran atlı okçuya bir de Hilat-ı  fahireye  ( Arapça da bürcas) denilen  bir de nişan verilirdi.  Bürcas’ın anlamı ise ağaca dikilen hedefti.  Yüksekte olan hedefe bürcas, yerdekine ise hedef deniliyordu.

Su kabakları nişangâh ve atış hedefi olarak da kullanılıyordu.  Bu nedenle nişangâha dikilen her şeye kabak denmeye başlanmış, böylece "kabak dikmek" deyimi de yaygınlaşmıştı.[3]  Kesilen kellelerin nişangâh yapılmasına da kabağa dikmek denirdi.[4]

Buride kelleler oldu kabak gibi galtân
Bozulmuş arsa-ı bostana döndi sahn-ı çemen   Sanî

İstanbul’daki Kâğıthane Meydanı ile Edirnekapı’daki Cirid Meydanı bu tip eğlencelerin yapıldığı bir meydandı.  Edirne’de de Yeni Saray’ın Hasbahçe meydanı bu tip oyunların oynandığı diğer bir alandı.

Cündilerin becerilerinin korunması ve askerlerin morallerinin yükseltilmesine yönelik olması gereken bu tür faaliyetlerden birine, Lala Mustafa Paşa’nın Kafkasya, Azerbaycan ve Şirvan’a yaptığı seferde rastlanılmaktadır. Erzurum yakınlarında, çok sayıda atlının katılımıyla gerçekleştirilen oyun, Gelibolulu Ali’nin Nusretnâme’sindeki 1584 tarihli bir minyatürde tasvir edilmektedir.”[5]

Kabak hedeflerin sadece ağaca değil yüksek bir sütun üzerine de dikildiği anlaşılmaktadır.

Öñüñde atmağa pervâneler âh okların aña
Sütûn-ı şem’-i tâbâna diker zerrîn kabağ âteş (Ca’fer Çl.)

Urmağa âh okların ‘uşşâk önünde âftâb
Bu sütûn-ı dûd-ı âha dikdi bir zerrîn kabağ (Zâtî II)[6]

Şah-ı mülki gamem Emrî hadeng-i nâle atmakla
Sütün-ı ahım üstünde Güneş altın kabağımdır.    Emri [7]

Emri’nin bu beytinden ağaca dikilen kabakların mızrak atılarak da vurulmaya çalışıldığı ortaya çıkmaktadır. Zati’nin ve Emri’nin beyitlerinden içi altın akçe dolu kabakları renginden ve içindeki altınlardan dolayı güneşe benzetildiği bu hedefe altın kabak dendiği de ortaya çıkmaktadır.

Şem’ dikti bezm meydanında bir altın kabak
Atdılar ah oklarını her yaneden pervaneler    Hayali

Harp sonrasında ele geçirilen düşmanların başlarının kesilip kabak gibi nişangâh yapıldığı da bilinen bir hadisedir.

Başın Ahmed Haraminin keserler
Dahi gövdesini burca dikerler
Alup beğler başun meydana çıktı
Nişan içün kabak yerine dikildi
Oka tutdılar ol düşmanın başını
Sonucı n’oldu gör anun işini           Dastan-i Ahmet  Harami

 KAYNAKÇA

[1] A. Talat Onay, Edebiyatımızda Mazmunlar, Burhan-ı katı tercümesinden alıntı, MEB,  İstanbul 1996, shf. 290

[2] A. Talat Onay, Edebiyatımızda Mazmunlar, MEB,  İstanbul 1996, shf. 290

[3] https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/kabak-kadeh-gedu-nedir-kabak-hedef-kabak-asmak/128270

[4] A. Talat Onay,  Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB,  İst. 1996 , s. 288

[5] TÜRK KÜLTÜRÜNDE ATLI HEDEF OKÇULUĞU OLARAK KABAK OYUNU VE OSMANLILARDAKİ GÖRÜNÜMÜ, https://www.altayli.net/turk-kulturunde-atli-hedef-okculugu-olarak-kabak-oyunu-ve-osmanlilardaki-gorunumu.hl/2, eklenme tarihi 03 Mayıs 2016-

[6] Dr. M. Fatih KÖKSAL, DİVAN ŞİİRİNDE OKÇULUK TERİMLERİ”NE EKLER, https://www.tubar.com.tr/TUBAR%20DOSYA/pdf/2001GUZ/2.2dvan%20rnde%20okuluk.pdf

[7] A. Talat Onay, Edebiyatımızda Mazmunlar, MEB,  İstanbul 1996, shf. 290