Halıcılık Türk kültürünün ortaya çıkması ile birlikte ortaya çıkmıştır. Öyle ki Türk kültür şubelerinin oluşması ile halıcılığın gelişmesi, birbirine parelilik gösterir. Başka bir deyişle Türk düğüm ve desenleri ile dokunmuş halıların bulunması ile Türk tarihine ait ilk bulguların bulunması aynı süreçlere denk gelir. Türk kültürünün oluştuğunu gösteren ilk arkeolojik bulguların yanında halı ve halıcılığa ait bulgular da mutlaka bulunmuştur. Kısaca Türk halıcılığının ortaya çıkışı ile Türk kültürünün ortaya çıkışı arasında kesin ilintiler vardır.

 Günümüzde geleneksel halıcılığımız, fabrika halıcılığının karşısında can çekişmektedir. Fabrika halıcılığının  maliyeti çok düşürmesi, çok yoğun emek ve zaman gerektiren el dokuma halıcılığına önemli bir darbe vurmuştur. Günümüz Türkiye’sinde el halıcılığının yaygın olduğu şehirler olan, Isparta, Uşak, Kula, Kayseri, Bünyan, Demirci, Sıvaş, Niğde, Nevşehir gibi şehirlerimizde halıcılık ya tamamen bitme noktasına gelmiş ya da küçük ebatlı turistik eşya kapsamında minyatür halıcılığa yönelmek zorunda kalarak değişen şartlara ayak uydurmak durumunda kalmıştır.

Yakın zamanlara kadar önemini koruyan Isparta halıcığı hakkında yapılan çalışmlarla elde edilen belli başlı bulgular şu şekildedir.

 

 ISPARTA 'DA HALICILIK

12.yüzyıldan itibaren çok önemli Türkmen nüfusunu barındıran bu bölgede, belgelere göre meşhur Türkmen halılarını dokuyarak komşu ülkelere de ihraç edebilen eski bir "ticari dokuma geleneği" bulunmaktadır. Türklerin batıda bulunan Bizans şehirleri ile ticaret yapma imkânı da kazandıkları, diğer önemli maddeler içinde yer almaktadır. 

Ticari hayatın genellikle mübadele esasına dayandığı o devirlerde, halı ve kilim imalâtı da yapabilen Türkmenlerin, diğer ürünleri ile birlikte el dokuması halı ve kilimlerini de mübadele ederek; gerek batıdaki Bizanslılarla ve gerekse Araplarla bu ticareti geliştirdikleri bilinmektedir.

Yüzyıl sonuna kadar Isparta ve çevresinde yaşayan Türkmenler ve Hamitoğulları, Melli, Sarıkaralı, Sarıkeçili, Karakoyunlu gibi aşiretlerle sürdürülen mahalli ve geleneksel Isparta halıcılığını sürdürmüşlerdir. Isparta halı dokumacılığı, ilk defa 1891 yılında Babanzade Mustafa Zihni Paşa zamanında teşkilatlanarak köylere kadar yayıldığı görülmektedir. Ancak bu çalışma uzun ömürlü olmamıştır. Daha sonra Etirelizade Mehmet Efendi, Doktor Bodasaki ve tarihçi Böcüzade Süleyman Sami, Cumhuriyet öncesi Isparta halıcılığını geliştiren ve bölgeye yerleştiren kişilerdir. 890’lı yıllardan 1930’lara kadar bölgede Şark Halı Kumpanyasının organizasyonu ile üreticilere yün ipi, boya ve desen verilerek, en ücra köylere kadar halıcılık götürülmüştür. (https://www.isparta.gov.tr/index3.php?goster)

Bu dönemlere ait el dokuması halı ve kilimlerin nasıl özelliklerde olduğunu elde mevcut örnekler bulunamadığı için şimdilik bilemiyoruz. 19. yüzyıl sonundan itibaren İzmir'den başlayarak Manisa, Kula, Uşak ve Isparta'da en ücra köylere kadar nüfuz eden Şark Halı siparişleri nedeniyle de mahalli ve geleneksel özellikte dokunan halıların unutulduğu ve tam yüz yıldır da dokunamadığı bir gerçektir.

19.yüzyılın ortalarına kadar Avrupalıların istedikleri halıların üretim ve pazarlaması Osmanlı tüccarlarının elinde bulunmaktaydı. 19. yüzyıl sonlarında ve 20. yüzyıl başlarında Avrupalı tüccarlar bu işe büyük yatırımlar yaparak piyasayı ele geçirmeye başlamışlardır. İngiliz tüccarlar ip ve modellerini vererek (önce) Uşak ve çevresinde halı dokutmaya başlamış, Batı Anadolu'dan Avrupa'ya ihraç edilen bu halıların çoğu İngiliz tüccarlar tarafından sipariş verilerek yaptırtılmaya başlamıştır. (Anonim, https://www.2de1.com/isparta/1)

Bu ticarethaneler, sadece halı dokutmakla da kalmayıp, halıların yününü, ipini, boyasını da bizzat üstlenmişler, Avrupa'dan getirdikleri modeller ve modellere uygun renklerle yeni tipte halılar dokutmuşlardır" Piyasaya Avrupalı tüccarların girmesi bu yörelerdeki halıcılığın Avrupalı tüccarların renk, motif, desen ve tip seçimine göre şekillenmesine yol açmış, geleneksel motif, renk ve desen özelliklerimizin neredeyse unutulmasına yol açmış, Anadolu'da son yüzyılımız içinde gene bize ait olan bir melez yaygı ve halı kültürü olgusunu ortaya çıkarmıştır.