
Işık Taifesi veya Işık Dervişleri denilen zümrenin Kalenderi, Haydari, Câmî, Cavlakî ve Torlaklar gibi Melami, Batıni, Alevi anlayışa sahip bir zümre olduğu anlaşılmaktadır. Daha ziyade Kalenderi ve Haydarilere yakın bir zümre oldukları anlaşılan bu taifenin 17. Yüzyıla kadar Işık Dervişleri veya Işık Taifesi olarak adlandırıldığı bilinmektedir.
Osmanlı dönemlerinde abdallara göre farklı zamanlarda kaleme alınan eserlerde, Kalenderi Torlak , Işık, Câmî, Abdal, Rum Abdalı, Haydarî, Cavlakî, gibi isim ve sıfatlarla anlatılan zümrelerin işleyiş, anlayış, kılık kıyafet, düşünce ve yaşama biçimleri bakımlarından birbirlerine çok yakın oldukları anlaşılır. [1]Batınî, Melami, Bektaşi, Alevi inançlarının çeşitli yönlerine sahip olan Kalenderi ve Haydarilerin kılık, kıyafet ve aksesuarlarını kullanan; Kalenderiler gibi yaşayan, düşünen, bu zümrelerin hepsinin hulûl, tenasüh ve ittihad anlayışlarına sahip oldukları, devr nazariyesine inandıkları bu inançlarını da yaşama biçimi haline getirdikleri ortaya çıkar.
Işık Abdallarının Kalenderiler gibi “Çardarp “ yapıp kıllardan arındıkları, başları sürekli açık, sadece avret yerleri örtük ve çıplak dolaştıkları, mani gazel vb okuyarak dilendikleri ve dilenmek için” Keşkül “ taşıdıkları bilinir. [2]Ayrıca Kalenderiler gibi kulaklarına boyunlarına vb “ Halka Beğüş “taktıkları, vücutlarına elfi kesmek denilen yaralar açtıkları, dövmeler yaptıkları, “Nal Dövmesi Nal Yarası Damgası” vurdukları, vücutlarına dağ- yara- açtıkları ortaya çıkmıştır. Abdallar arasında çok yaygın olduğu için esrar içtikleri için çuradan – esrar kesesi - taşıdıkları, ellerinde asa veya Haydariler gibi omuzlarında “Teber “olduğu, yuf borusu veya “Nefir “ taşıdıkları kaynaklarda yazılıdır. [3]
Bu tip abdal zümrelerinin aralarında homoseksüel ilişkilerin yaygın olduğu, bazılarının kadınlar ile cinsel ilişkiye girmemek veya girmediklerini göstermek için cinsel organlarına bile demir halkalar taktıkları, yanlarına yeni girenlere küçek dedikleri belirtilmiştir. [4]
Ancak Işık Taifesi denilen zümreye mensup dervişler “ellerinde bağlamaları ile köy köy dolaşmaları “ nedeni ile Kalenderi, Haydari ve Torlaklardan kısmen ayrılmış olurlar. Farklı adlar ile anılmış olsa da Işık Taifesi de dâhil diğer Batını, Melami ,Abdal taifelerinin pek çoğunun oğlancılığa- eşcinselliğe – müptelâ oldukları esrar ve afyon içtikleri, namazı bırakmayı mübah saydıkları, hulûl ve tenasüh inançlarına kail oldukları bellidir.
Dün gece hâl-ü rûhun şevkine germ olup çırâğ
Yaktı ey meh-pâre Işıklar gibi başına dağ Kâili
Bu beyitten Işık Dervişlerinin kafalarını sürekli traş ettikleri gibi kafalarına dağ ( yara ) yakısı yaktıkları muhtemelen nal veya zülfikâr dövmeleri yaptırdıkları anlaşılmaktadır.
Kalenderi Torlak, Işık, Câmî, Abdal, Rum Abdalı, Haydarî, Cavlakîlerin özellikle Kanuni devrinden itibaren “uğursuz takımı”, sapkınlar zümresi, küfre düşen taifeler olarak görülmeye başlandığı, Osmanlı topraklarından sürgün edildikleri hatta yakalandıkları yerlerde ocaklarda bile yakıldıkları tarihe not düşülmüştür.
Şer ile yüzü kara küfr- gûy Işıkları
Yanlış müsvedde gibi ocağa saldılar La edri
Bu beyitten Işık dervişlerinin ateşe atılarak yakıldıkları anlaşılmaktadır.
Işık olmuş idi ol meh Ramazab Baba’ya
Elde keşkül-i şikesteyle tehî bir en bân Sami
Bu beyitten ise Işık dervişlerinin de keşkül ve dağarcık ( deriden yapılmış avcı torbası ) taşıdıkları anlaşılır.
Işık Dervişlerinin kafalarını sürekli tıraş ettikleri gibi kafalarına dağ ( yara ) yakısı yaktıkları muhtemelen nal veya Zülfikar dövmeleri yaptırdıkları anlaşılmaktadır.
Işık Dervişlerinin Horasandan geldiklerini ifade edecek şekilde bir birlerine Horasanîcan diye hitap etmeyi sevdikleri de bilinir. Işık Dervişlerinin, ellerinde alemler ( bayrak ) başları açık meydana çıkıp göğüslerini döve döve ahlar çekerek topluca ayinler yaptıkları da anlaşılır.
Alemler ahlar yer yer dövülür sineler güm güm
Işıklar gibi âşıklar baş açık girdi meydana Şem’-i
Ünlü divan şairi Hayali Bey, kalenderi anlayışına sahip bir Işık dervişidir. Bu durum aşağıdaki beytinden de bellidir.
Ey Hayalî aşk bir yalın Işık mahbûbudur
Böyle görmüş her kişi âyine-i idrakte Hayali Bey
Ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin Işık Dervişi olmasa bile Işık dervişli meşrepli olduğunu iddia edenler de vardır. [5]A.Talat Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar adlı eserinde ( s. 277 ) Anadolu’da pek çok köyün adının Işıklar Köyü adını taşıdığını vergi ve tapu memurlarının Işıklar adını Âşıklar adına çevirdiklerini yazmaktadır. [6]
Yukarıda not edilen tüm bu bilgileri divan şairlerinin şiirlerinden bile derleyebilmek mümkündür.
Işıklar baş açuk hayrân kılıçlar cümlesi üryân
Kalender gibi hep varın idüpdür der-miyân kal'a Revânî
Uryân dağılan ışıklar bî-bâr sanma kim
Bî-tâkat itmiş anları da iştihâ yük Behişti.
Bir yalıŋ yüzlü ışık köçegidir şem' k'anuŋ
Onun gice meygedede şevki süreyyâya ire Süheylî [7]
Çerâğ-ı hüsn ışıkdur o mehveşüñ girçek
Dehan-ı teng-i dil-âvîzi bir küçek Bakî
Işık oldur k'ola mezhebde hâric
Kamu lûtî vü bengî vü havâric
Alî aşķında yanup şu şekilde toplandı
Cihânda sekiz kez son değişti Fakîrî,
[1] Osman ÜNLÜ, Işık Dervişler ve Seyyid Gazi Işıklarının Klasik Türk Edebiyatına Yansımaları,
[2] https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/kalenderilik-felsefesi-fikriyati-ve-yasama-bicimleri/74054
[3] https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/tarihte-abdal-ve-kalenderi-zumreler/82572
[4] Osman ÜNLÜ, Işık Dervişler ve Seyyid Gazi Işıklarının Klasik Türk Edebiyatına Yansımaları,
[5] A.Talat Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar Meb, 1996,( s. 277 )
[6] A.Talat Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar Meb, 1996,( s. 277 )
[7] Osman ÜNLÜ, Işık Dervişler ve Seyyid Gazi Işıklarının Klasik Türk Edebiyatına Yansımaları,