İnsandaki Fikir Çalkantısı Ve Tüm Yolları Kapatan Önyargı

İnsanı bu önyargıları aklında fikrinde derin izleri açarak bu yolda devam ettirerek yaşatınca ve yavaş yavaş insanlardan uzaklaştırırken, insanın kendi var olan niteliklerini kazanacak bir yaşantı sürmesine olanak tanımayan, yıkan bir olgu düşünce fikir yapısı olarak kalacaktır.. Köprü kurmak yerine köprüleri yıkan yakınları uzak edendir. Ürkek olması gereken hassasiyetle donatılmış bakış açısını yok ederek, şüpheci bakışlarla insanlara bakmasına sebebiyet verir önyargılar. İnsanı toplumsal bağlarını kopararak yalnızlığa sefalete mümkün olmayan fikirlerin fırtınası içinde alır uzak viran diyarlara savurur atar… Bir insan dokunmayarak bir nesneyi anlayamayacağı gibi, kendi gözüyle görmeyerek her olayı farklı olarak anlamasına kapı açacaktır bu önyargı. Somut olarak görmeden görmüş veya hisleri sanki bir radarmış gibi algıladığını sanarak, karşısındaki insanı incelemeden onunla kısa bir süre yaşamadan, hemen kötü fikirli olduğuna karar verdirebilir önyargı. Önyargı ile yaşayan kişi bu düşünce yapısını yeniliklerle yenilemeden tazelemeden, sanki sonu gelmeyecek eylem ve özgürlüklerle dolu olduğunu, aslında özgürlüğünü kısıtladığının farkına varmamasını da sağlayacaktır.
Bazen sezgi hisler insanın iç bilgisine ulaştırırken, akılla gönülle çalışmasına olanak tanırken önyargı bu yolların hepsini kapatarak, sadece kendisi ile olmasını çalışmasını danışmasını isteyecektir, işte böylesine bir yıkım ve yok oluş yok ediştir bu önyargı! İnsanın dinamik olarak algılarını hislerini körelten bir bıçak, hançerdir önyargı. Öylesine bir yargıdır ki sadece kendisiyle olunduğunda, doğruya gerçek olana kavramaya ulaşma sadece kendisi ile olur başka türlü olmaz olması da mümkün değildir yıkımı ile yıkıma götürendir!
Oysa biz insanlar, gerçeği doğru olarak var olan doğruya götürecek olan, önce tanımak onunla yaşamak gözlemlemek, hemen peşin hüküm yani önyargılı olmadan önce bizim gibi bir etten kemikten insan olduğunu, beşerdir şaşar mantığı ile düşünmeden onunla ilgili haberi getirene hemen güvenmeden araştırmak insanlarla istişare etmeden çözecek bulacak başka hiçbir yol yoktur. Bu doğrunun hemen ortaya çıkmayacağı da bir gerçektir, gerçek yavaş ama kesin gelendir, gelirken yaratılış gereği insanların düşünce yapısı ile de kimin hangi fikirde zikirde yolda olduğunu da seçtirendir. İşte bu sürenin bilgisini doğru olarak insanın kavraması için, bu uzun süreyle aklıselim başka fikirlerin etkisi altında kalmadan sabırla birlikte yaşamak, bu doğrunun içinde olmak ve onunla birlikte ve gönüllere bu hislerle bakmak yol almak akmak gerekir ki gerçek olan doğru meydana çıksın, insanlık yerlerde sürünmesin, doğru gerçek olan hayatımıza ışık tutsun yol olsun.
İnsanın bu fikirsel çalkantısı, dünyasını alaşağı ederek, değişimle değişmesine olanak tanımayarak hislerini hissettiklerini yok ederek, insanlardan şüphe ederek onları muhakeme etmeden yargılayarak hem yargıç hem avukat hem de gardiyanı olmasına olanak tanıyacak ve hakkıymış gibi haklı gösterecektir. Yetersizliğini gizleyerek tek başına herkese her konuda yeterli olduğunu hissettirerek benliğini öne çıkarmasına vesile olacaktır. Aslında dengesini bozanın dengeleri düzelttiğini, yıkımının yanlışı doğru göstererek dizayn ettiğini kararsızlıkla dolu benzetmelerin, bir karar sonucu alındığını bu karaların doğru olduğunu söyleyecektir önyargıları, ters bakış açısı, anlamsız tutarsız olması… İşte kişinin bu önyargısı, doğruları gerçeği çarmıha gererek öldürmesine yok etmesine de olanak verecektir. Artık tek doğrusu bu önyargılarının izin verdiği tutarsız bakış anlayış açısı ile tüm kavramlar sözler kelimeler aklında hafızasında fikrinde silinecek, gerçeğe uzak gerçekle alakası olmayan bakış açısı kavramsızlık niteliksizlik sözcükler yerini alacaktır. Hayatını darmadağın eden sözler cümleler heceler saracak özgürlüğünü sarsıntı ve buhran içinde anlamsızlıkların boş savı ile geçirirken, dolu olan his ve duyguların bakışların içini boşaltacak, bomboş anlamsız değersiz kalacaktır önyargı vesselam. Selamlarımla
Mehmet Aluç