Eski devrilerde ateşli, bulaşıcı mikrobik hastalıklara, zehirli hayvan veya sivrisinek sokmalarına, sıtmaya , tifoya , tifüse vb de humma derlermiş. Virüslerin yol açtığı bu hastalık kendisini yüksek ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, burun kanaması, bulantı ve kusama ile belli eder, eski devirlerde salgınlara yol açar, pek çok insanın da ölümüne yol açarmış.

Eskiler esasında biri birilerinden farklı olan bu hastalıkları humma-yı yehud, papaz sıtması, gâvur sıtması , humma yevm, Yahudi sıtması, lekeli humma, sarı humma adlarıyla ayırt etmişlerdir. Eski devrin insanları kirli içme suları ve pis yiyeceklerle bulaşan ( tifüs – tifo ) lekeli humma da denilen karahummanın - pis olduklarından dolayı -Yahudilerden kaynaklandığını düşünmüşler bu tip hummalara Yahudi Humması demişlerdir.

Eski devrin hekimleri hummaya karşı çeşitli ilaç ve beslenme reçeteleri düzenlemişler, soğuk tatbiki gibi tedavi yöntemleri de bulmuşlar ancak antibiyotiklerin olmadığı o çağlarda bu tedavilerin başarı şansı malum ki düşük kalmıştır.

Eskilerin, belirgin bir tedavisi olmayan hummadan kurtulmak için ilginç çarelere başvurduğu bilinmektedir. Eski devrilerde insanların hummadan kurtulmak için bir takım kocakarı ilaçları kullandığı tahmin edilebilinir. Eski Türklerde sıtma, çiçek, frengi gibi hastalıkların tedavisinin Kam’lara düştüğü bilinmektedir.

Anadolu halkı, hummanın gâvurlardan geçtiğine inandığından Ermeni veya Rum Papazlarına okutarak hummadan kurtulmanın çaresini aradığı anlaşılır.  Papazlara okutarak hummadan kurtulma çabalarına ise humma bağlatmak adı verildiği bilinmektedir.

Divan şairleri hummayı, aşk ateşi, sevda ateşi, gönül yangını, aşkın halleri, ayrılık açısından ortaya çıkan bir maraz olarak görmüşlerdir.

Beni humma- yı gam u mihneti pek incitti.

Tutsam o şuhu biraz örselesem incitsem            Sabit