Hoş sâliki muhlis idim yoldan beni saptırdı ‘ışk
Ki dilrûba dilberlere bu gönlümü kaptırdı ‘ışk

‘İlm u ‘amel zühd ü verâ ar u vakâr komayuben
Hep gözleri elâlara yağmalayup çaptırdı ‘ışk

Ankâ tabiatlu hümâ veş göklere uçardı dil
Şimdi saçı Leylâların eşiklerin öptürdi ‘ışk 
 
Sevabım yok demek uşşâkı Hakka bed cevâb ancak
Ki koyup zühdünü ışkın oduna yanmak sevâb ancak.
 
Görünüp Kays’e Leylâ’nın yüzünden
Saluben dağlara meftûn eden ‘ışk 
 
Hûmâ veş göklere pervâz eder lâkin gönül murgi
Düşürdün vâdi-i ahzâna mahzûn eyledin ‘ışk

Gice gündüz hemân arzu i valsı yâre meşgûl
Bana ihsân u Lütfî hadden efzûn eyledin ‘ışk     
 
Andan cûda olma sakın mâl u metâım yok deyû
Bay gedâyı seçmeyûb pazar yapar simsâr-ı ‘ışk

Zan etme ki anda alınur satılur altun kumaş
Can satılur yar alınur kâr cesimdir kâr ı ‘ışk

Ana giren müflis olur kalmaz elinde milk ü mâl
Çünki gelûr yağma eder hep verini tâtâri ‘ışk 
 
Kuddûsî, Dîvân, s. 95.
 
Ali TENİK , AHMED KUDDÛSÎ VE TASAVVUF DÜŞÜNCESİ Doktora Tezi,  ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, Ankara- 2007