Eski devirlerde diş karıştırmak, kulak kurcalamak, satırları takip etmek için kullanılan, bir tarafı enli bir tarafı ince kemik veya şimşir ağacından yapılmış, bir alet olduğu anlaşılır. Bu aletin sivri tarafı diş, enli tarafının ise kulak karıştırmak için yapıldığı bilinmektedir. Sivri tarafıyla diş temizlendiği için sivri kısmı misvak niyetine kullanılmıştır.

Muallim ve müderrislerin ise bu alet ile sayfaları, satırları takip ettiği; öğrencilerin ise bu alete ip bağlayıp kaldıkları sayfaları bulmak takip etmek için kullandıkları ortaya çıkmaktadır. Öğrencilerin sayfa bulmak amaçlı kullandıkları bu alete ip taktıkları ve bu alete güdü veya güder dedikleri de eski devrin kaynaklarından bize aktarılmaktadır.

Müderrislerin kullandıkları hilâl adlı aletin kemikten, tunçtan ve gümüşten de yapıldığı da bilinir. Bu aletin sarıklarda saklanıp taşındığı  ve bu alete Hilâl-i üstühânkârî –i dervişâne dendiği de anlaşılmaktadır.

 

Ta’m-ı dendânını pâk eyle gûşun aç diyu ol şuh

Hilâl-i üstühânkârî –i dervişâne göndermiş  

O güzel, kulağının kirini temizlerini dişlerinin arasını temizle diye bana “Hilâl-i üstühânkârî –i dervişâne” göndermiş

 

Kimsenin kurcalama aybını mânend-i hilâl

Belki setretmede hem hâcet-i misvak ol   Sabit

Hilâlin kulakların dişlerin pisliklerini  kurcaladığı gibi sen de herkesin ayıplarını ortaya çıkarma, Hatta misvak gibi gizle

 

Sarındı meh yine bir yusufi destar

Sokundu farkına bir ince sim hilal  Bâki

 

Dehân-ı arzûda kalmadı dendân-ı  ikbâlim

Felekten gûşe-i destâr ümmîd-i hilâl etme   Sâbit