153.
 . - - - / . - - - / . - - - / . - - -
 
1.Hevâlar açılup sahrâ gülistân oldugın görsem
 Kenâr-ı cûda ol servüñ hırâmân oldugın görsem
 
2.Göregelmez tabîbüm hastasın bilmez gam-ı ‘aşkı
 Anuñ da mübtelâ-yı derd-i hicrân oldugın görsem
 
3.Görüp rüsvâlugum düşnâm iderse râzıyuz itsün
 Dehân-ı dil-berüñ tek gevher-efşân oldugın görsem
 
4.Hicâbı kaldurup mest olsa dil-ber sîne-çâk olsa
 Meyânın kocmaga fi’l-cümle imkân oldugın görsem
 
5.‘Atâyî sarılup pâyine olurdum hele vâsıl
 Eger cân murgınuñ kûyına perrân oldugın görsem
 

Günümüz Türkçesi

  1. Havaların güzelleşip kırların gül bahçesi olduğunu görsem. Irmak kıyısında o servinin salındığını görsem.
  2. Benim tabibim aşk gamı nedir bilmediği için hastasını görmeye gelmez. Onun da ayrılık derdine tutulduğunu bir görsem.
  3. Rezillik ve perişanlığımı görüp beddua ederse de razıyız, etsin. Bir tek sevgilinin ağzının inciler saçtığını (konuştuğunu) görsem.
  4. Sevgili örtüyü/utanmayı kaldırıp sarhoş olup yakasını yırtsa da beline bütünüyle salrılmaya imkân olduğunu görsem.
  5. Atâî! Eğer can kuşunun onun mahallesine uçtuğunu görsem, ayağına sarılıp ona nihayet kavuşurdum
 
Saadet KARAKÖSE, NEV’Î-ZÂDE ATÂYÎ DÎVÂNI, Malatya 1994