HAZÂN

 

Ey eski kamer, sen bizi elbette bilirsin!

Annemdi o nûrunda gezen zıll-ı mehâsin,

Bendim o çocuk, bendim o simâ-yi tahayyür,

Bir gün ki hâzan ufka kızıl dalgalı bir nûr,

Bir kanlı ziyâ haşrediyorken, onu bir yed,

Bir bâd-ı haşîn aldı o rü’yâyı müebbed.

On beş sene evvelki hakîkat hep o gündür,

Ruhûmda bugün zulmet-i pür-girye onundur.

On beş senedir, ufka güneş kanlı düşerken;

Tenha ovadan, boş dereden, akşamın erken,

Hüzniyle susan meşcerelerden gam-ı Eylül,

Bir gölge yaparken, onu bir savt-ı tegaafül

Hasretle sorar kalbimi imlâ eden âha,

Yerlerde yatan sisli, donuk hüsn-i tebâha.

 

Âvâre felâket gülü, altın kırizantem,

Her tarh-ı hazân üstüne dökmüş yine mâtem,

Durgun sular üstünde perîşân ü mükedder

Faslın dağınık rûhu bulut, sis gibi titrer;

Yorgun, sarı yapraklar uçar bir kuru daldan,

Bir hasta güneş ufka döker sâye-i ma’den;

En sonra semâlarda da ey eski kamer, sen

Hüznünle yaparken acı bir levha-i şîven,

Çöllerde kalan bir küçücük makber-i bî-kes,

Yollar bu muhitâta kesik, şehkalı bir ses!

 

 (Bütün Şiirleri, 100)

 

GÜZ

 

Ey eski ay, sen elbette bilirsin bizi!

Annemdi o ışığında gezen güzellikler gölgesi,

Bendim o çocuk, bendim o şaşkın yüz.

Bir gün ki güz ufka kızıl dalgalı bir aydınlık,

Bir kanlı ışık topluyorken, onu bir el,

Bir sert rüzgâr aldı o düşü sonsuza dek.

On beş yıl önceki gerçek hep o gündür,

Ruhumda bütün gözyaşı dolu karanlık onundur.

On beş yıldır ufka güneş kanlı düşerken

Issız ovadan, boş dereden, akşamın erken

Üzüntüsüyle susan korkulardan Eylül tasası

Bir gölge yaparken, onu bilmezlikten gelen bir ses

Sorar kalbimi dolduran âha özlemle,

Yerlerde yatan, sisli donuk tükenmiş güzelliğe.

Başıboş felâket gülü, altın kasımpatı,

Her gelen güz üstüne dökmüş yine yas,

Durgun sular üstünde perişan ve üzgün

Mevsimin dağınık ruhu bulut, sis gibi titrer;

Yorgun, sarı yapraklar uçar bir kuru daldan,

Bir hasta güneş ufka döker maden gölgesi;

En sonra gökler de ey eski ay, sen

Üzüntünle çizerken acı bir yas tablosu,

Çöllerde kalan bir küçücük, kimsesiz mezar

Gönderir bu çevrelere kesik, hıçkırıklı bir ses!

 (Bütün Şiirleri, 100)

 

HATİCE KOCABAY , AHMET HÂŞİM ŞİİRLERİNDE ZAMAN , Yüksek Lisans Tezi , Bilkent Üniversitesi, Ankara Aralık, 2010 ,https://www.thesis.bilkent.edu.tr/0006344.pdf

 Ahmet Haşim Hayatı

Bize Göre 

Sembolizim Ahmet Haşim