Yalnızların hayat arkadaşı yalnız geçen dakikalardır. Duvardaki saattir. Belki bir muhabbet kuşudur. Dışarıdan gelen sesler ve gökyüzündeki yıldızlardır. Bir dost sesine hasrettir. Yalnızlığın ustasıdır, erbabıdır. Hayat arkadaşı anılarıdır veya albümdeki fotoğraflardır. Sessizliğin sesini duyandır, duyurandır. Kimisinin annesidir veya babasıdır hayat arkadaşı. Hastalıkta, sağlıkta onunla beraberdir. Iki kişilik bir yalnızlıktir onlarınki. Varsa arayan soranları, yüzleri birlikte güler. Ekmeği, kederi ve sevinci paylaşırlar. Yalnızlığı da paylaşırlar. Birbirlerinin pencerelerinden bakarlar hayata. O pencerelerden süzülüp gelen ışık mutluluk kaynağıdır onların. Masadaki iki tabak, iki bardak yalnızlıklarının fotoğrafıdır. Ama o fotoğraf, hayatı, yalnızlığı, ekmeği ve suyu paylaşmanın da fotoğrafıdır. Hayat arkadaşlığı, hep aynı yastığa baş koymak demek değildir. Belki yaşlı annenle veya babanla, belki kardeşinle, belki de kendi kendine bu hayata devam etmektir. Annenin veya babanın hastalığına derman arayan evlattır belki de hayat arkadaşı. Hayat arkadaşı, kimi zaman da evladının, yuvasını kurmasını bekleyen ana babadır. Beraber gülüp, beraber ağladığın, eski fotograflara birlikte baktığın kişidir hayat arkadaşın kimi zaman. Yastıklar ayrı da olsa aynı çatı altında güneşin doğuşunu ve batışını birlikte karşıladığın kişidir. Kısacası, sevgini, sabrını sunduğun; ekmeğini, suyunu bölüştüğün kişidir aynı zaman da hayat arkadaşın. Koluna girip bir bastonu da sen olduğun, yılları devirmiş anacığındır, babandır. Ana babadan birbirlerine yadigar olan kardeşlerdir. Hayat arkadaşlığı sevdiğinle hayat yolunu birlikte adımlamaktır. Kimi zaman eştir, kimi zaman ana babadır, kimi zaman kardeştir. Kimi zaman da yalnızlığına merhem olan inancın ve her şeye rağmen kaybetmediğin yaşama sevincindir.