HASRETİN GÖZLERİ
 
     Camlara dalar gözler, hasretin yolculuğunda uzaklardan bir gelenini bekler. Yol ve yolcu, yağmur sonrası duaya su’sayan dudaklar gibi toprağa susuz kalır. Göz perdeleri ihtiyacından fazla hüzün taşır, yolları gözlerken hasret taşır. Camlarda yol gözlerken kirpiklerle silinir vuslat perdesi. Buğulanır gözler, canan / yâr da gidince.
     Saçlara düşen her bir ak, güvercin olur umutla. Yüreğe saplanan acılı ok, nasırlı ellerde emek olur. Bir çığlık vakti kanatlanır ömrümün mevsimi. Yere düşen her yaprak ömrümün kum saati. Yolculukta yol(su)zluk peşkeş çeker, kötülükleri defeder gözlerim. Kimi pencereler gönül sesidir, kimi kapılar şansa açılan hayat kapısı. Gülüşümdü beni uyandıran, dizlerimde yoruldu her mısra. Bir seher vakti hıçkırır nefesim, sevgiden saç örgüsü örer tatlımsı bir rüzgâr esintisinde.
     Huzurun ve şükrün sadakasıdır yol bekleyen gözler. Serenattır bazı sevdalar, pencere pervazında mâşuk bekler. Hasret akar gözlere, hasret çığlığı uyandırır bir gece vakti. Yolları bekleyen, cam kenarından ayrılmayan gözler bulutlanır bir bayram vakti. Evlâtlarını bekleyen bir ananın gözleri olsa gerek o nemli gözler. Masal gibi olur ömür.
     Hasretin gözleri buğulanır camlarda, pencere önünde üşür çocukluk. Yalnızlığın kolları sarmalar gençliği, kar taneleri açık pencereye üşüşür. Serenat yağar gökten ve keman sesinde birleşir düşler. Hasretin gözleri bir annenin gözyaşında birikir de bayramda evlâtlarını gözleyen o sıla yoluna içten bir memleket türküsü okur. Hasretin gözlerinde uyur gönül, ömrün sonbaharında yaprak olur.