HARPU
Ulaşım
Harput, Elazığ'ın önemli bir turistik merkezidir. Elazığ’a ve Ovasına tepeden bakan Harput, unutulmuş yıllarının ardından yine canlanmış, mazideki günlerine yeniden göz atmaktadır. Eski vakitlerin stratejisi gereği Elazığ Ovasına hâkim ve savunmaya elverişli engebeli bir araziye kurulan Harput değişen koşullar sonucu terk edilmiş, halkı ise en aşağı ovalara yayılmıştı.
1834'lü yıllarda ovaya taşınmaya başlayan halkı, Harput’u terk edince de Harput’un şanlı burçları dökülmeye, camileri uçmaya, hanları devrilmeye, hamamları yıkılmaya, çeşmeleri kurumaya terk edilmiş durumdaydı. Elazığ âbad olurken Harput harabe oluyor, tepelerden Elazığ’a melül melül bakıyordu.
Bu yalnızlık yıllarında yere yeksan olan Harput, son yıllarda birden bire tekrar can kazanır oldu. Mazinin şanlı şehrini ayağa dikme çabası bu gün başlamış durumda. Maziden aldığı kuvvet, konumundaki ihtişam, tarihten gelen asalet yeniden canlanır oldu. Yattığı yerden kalkarak ayakta durmak istiyor.
Harput'a Elazığ Belediyesi saat başı otobüs seferleri düzenlemektedir. Yöreye en yakın havaalanı Elazığ Havaalanıdır. Elazığ - Bingöl Karayolu 8. km'sinde yer almaktadır. Ulaşım Havaş Servisleri ile özel taksilerle de sağlanabilmektedir.
Harput, 4000 yıllık bir maziye sahiptir. Harput isminin ilk hecesi olan Har, taş (kaya) anlamına, son hecesi olan put (berd) ise kale anlamına gelmektedir. Günümüz Türkçe'si ile Taş Kale anlamını taşımaktadır. [1]Harput kenti; çeşitli kaynaklarda Hartabert / Hartabird /, Haratparat, Hısn-ı Ziyad / Hısn Zait / Hesna de Ziyad, / Ziata Castellum, Karkathioker-ta/Carcathiocerta, Hasan Ziyad, Kharpot/ Kharpote/ Kharpeta/ Karpata", Quartapiert/Quart-Piere, Harputaş, Kharpert/ Kharberd/ Karbed/ Harberd/ Garpert/ Harbert/ Hoiberd, Harpote, Kharput/Karput, Hayr al-buyut, Harputauanas, Harpurt/Harpurd, Hartpirt/ Hargirt/ Harbit/ Harbirt/ Harbid/ Harbut, Herburt/ Herbrut/ Herput/ Herprut, Handzit/Hinzit, Ilüsnüziyad gibi adlarla anılmıştır.[2]
Şehre batı yönünden dar kapı, Dış Kale Duvarı ile girilir. Ana caddesi dar kapıdan başlayıp Sarahatun Camii ile devam edip Ulu Cami’ye kadar uzanır. Cadde üzerinde yer yer camiler, hamamlar, türbeler, çeşmeler ve dükkanlar yer alır. Caddeye açılan sokaklarda tarihi evler yer almakta, bunların arasında birçok terk edilmiş harabe halinde yıkıntılar bulunmaktadır.[3]
Harput tarihi yolların geçtiği, dolayısiyle ulaşımın yoğunluk kazandığı, kervanların konakladığı masını değil, ticaret merkezi olarak gelişen bir kent olmuştu. “Aşvan ovası gibi elverişli tarım sahalarına, bu oluklardan geçen yollara hakim ve buraları kontrol edebilecek bir mevkiide kurulmuştu. 3 bin yıl önce Elazığ’ın 5 km. kuzeyinde (Harita: 1) bir kale yerleşmesi (kalekent) olarak kurulmuş, zamanla nüfusunun artması nedeniyle genişlemeye elverişli olan kalenin dışına, batı ve kuzeybatı tarafına yayılmış, 19. yy. ortalarından itibaren ise şehirsel fonksiyonunu önemli ölçüde yitirerek günümüzde Elazığ’ın bir mahallesi durumunu almıştır.” [4]
Tarihçe
Harput'un ilk sakinleri MÖ 2000 yıllarında Doğu Anadolu'ya gelen Hurrilerdir. Hurrilerden sonra Hitit hâkimiyeti altına girmiş, MÖ 9. yüzyıldan itibaren Doğu Anadolu'da devlet kuran Urartular Harput'da uzun süre hüküm sürmüştür. Kale'de kaya içine oyulmuş merdivenler, tünel ve hücrelerle suyolu bulunduğu tespit edilmiştir.
Harput ve çevresi, 1085 yılında Türklerin eline geçmiştir. Bundan sonra Selçukluların, İlhanlıların, Dulkadiroğullarının, Akkoyunluların, Safevilerin eline geçmiş ve 1516 yılında Çaldıran Savaşı'ndan sonra Osmanl Ordusu tarafından fethedilmiştir.
1906 yılında Osmanlının en son yaptığı nüfus sayımına göre Harput'un merkez nüfusu 15.000, bunun 9000 kişilik kısmı Müslüman çoğunlukla Türk, 6000 kişi gayrimüslim çoğunlukla Ermenilerden oluşmaktaydı. 1915 tehcirinden sonra Ermenilerin tamamına yakını çoğunlukla Suriye'ye (Halep çevresine) gönderilmiştir. Tehcirden evvel ise göçler daha çok Amerika Birleşik Devletleri'ne olmaktaydı.
M.S. 1. asırdan 3. asra kadar, zaman zaman Romalıların siyasi ve askeri nüfuzunda kaldığını Ancak Pontus Kralı Mithradates devrinde ve ondan sonraki zamanlarda el değiştirdiği de bilinmektedir. Miladi 3. asırda, İmparator Dioclatianus zamanında tamamen Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır. Daha sonra Samanilerle, Bizanslılar arasında hudut görülen Sasaniler ve Bizanslılar arasında el değiştiren Harput' Ms. Y y dan itibaren Bizans idaresine girer. Ancak Hz. Ömer zamanında Araplar 7. asrin ortalarına doğru Harput ve çevresini zapt eder. Arap hâkimiyeti, 10. asrin ortalarına kadar devam etmiştir. Araplar idaresinin Harput'ta etkinliği fazla olmamış Bölge, daha çok Bizans ve Arap siyasi ve askeri gücünün gövde gösterilerine sahne olmuştur.
Harput ve çevresi, 26 Ağustos 1071 Malazgirt muharebesinden sonra 1085 yılında Türklerin eline geçmiştir. Harput'un ilk Türk hakimi Çubuk Bey'dir. Harput tarihinde bu devire "Çubukoğulları Devri" denir.[5] Harput'un Türkler tarafından alınmasıyla büyüyen bir şehir haline gelir. Çubukogulları devrinden sonra "Artukoğulları Devri" baslar. 12. asrin ilk yıllarında başlayan bu devir, 1234 yılına kadar devam etmiştir.
1234 yılında Artıklı Hanedanının hâkimiyeti son bulur. Harput Selçuklulara ilhak olur. Selçuklular devrinde Harput, bir Subaşı tarafından idare edilmiş ve bu devirde " Arap Baba Camii "ve bitişiğindeki türbe hariç önemli bir eser bırakılmamıştır.
14. asırda bir müddet İlhanlıların sonra da Dulkadiroğulları'nın hüküm sürdüklerini Dulkadiroğlularından sonra 1465 de Uzun Hasan ve Akkoyunluların eline geçtiği görülür. 1507 yılında Harput, ŞAH İSMAİL 'in idaresine geçmiş 1516 yılında Çaldıran muharebesinden sonra Osmanlı ordusu tarafından fethedilmiştir. Osmanlı İdaresine geçen Harput, Diyarbakır Eyaletine bağlı bir sancak halinde teşkilatlandırılmıştır
Kaleler
Bugün bile tarihi heybetiyle ayakta duran Harput Kalesi Urartu devrinin izlerini taşımaktadır. Harput Kalesi (Süt Kalesi) Harput şehrinin güneydoğusunda, Elazığ ovasına egemen bir konumdadır. Kalenin Urartular döneminde inşa edildiği Roma, Bizans ve Araplar, Artuklu, Selçuklu ve Osmanlıların eline geçtiği malumdur. [6] Kale çeşitli dönemlerde onarım görmüş Dikdörtgen planlı kale, iç kale ve dış kale olmak üzere iki bölümden yapılmıştır. Görkemli burçları halen ayaktadır.
Kale, iç ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Kalenin etrafı, batı, güney ve doğusundan kaleyi çevreleyen derin dere vardır. Kale dere tarafından yaklaşık 20 metre yükseklikte duvarlarla korunur. Kalenin kuzeyinde Roma kalıntıları bulunur. Meryem Ana Kilisesi ve Kale Hamamının içindedir.
Bir rivayete göre kalenin yapımında su yerine süt kullanıldığı, bu nedenle Harput kalesinin bir adınında Süt Kalesi olduğu söylenmektedir.
Camiler
Ulu Camii
Harputta Artuklu Hükümdarı Fahrettin Karaslan Tarafından M 1156-1157 yılında yaptırılan camii, Anadoludaki en eski ve en önemli yapılardan birisidir.
Kurşunlu Camii
Harputta Osmanlı devri camilerinin en güzel örneğidir.
SARAHATUN CAMİ:
Cami bir külliye halinde inşa edilmesine rağmen günümüzde yalnızca camisi kalmıştır. Kare planlı cami dört büyük kemerin taşıdığı kubbe ile örtülüdür Son cemaat mahalli üç kubbelidir Minarenin merdiven kısımları koyu renkli diğer kısımları ise beyaz taştan yapılmıştır (1897) Minaredeki zarif işçilik dikkat çekicidir Uzan Hasan'ın annesi Sara Hatun tarafından yaptırıldığı söylenirse de bu devre ait bir belge yoktur Kıble tarafının solundaki kitabede 1585 yılında Hacı Mustafa tarafından 1843 yılında da Harput Müftüsü Hacı Ahmet tarafından onarıldığı ve bu günkü duruma getirildiği yazılmaktadır. [7]
Alacalı Camii
Harputta Kitapçıgil Parkının girişinde bulunan camide çeşitli yapı devirlerinin izleri görülmektedir. Artukoğulları döneminde inşa edilen cami küçük ebatta dikdörtgen planlıdır.
Ağa Camii
Harputa girişte ana yolun solunda yer alan camiinin kubbesi çökmüş olup, yalnızca zarif minaresi ayaktadır. Harput müzesindeki kitabesine göre 1559 yılında Pervane Ağa tarafından inşa edilmiştir. Daha sonra cami aslına uygun olarak yeniden imar edilmiştir.
HARPUT KONAĞI
Son yıllarda vücuda getirilen yapılardandır. Butik Otel, lokanta, şark köşelerinden oluşmaktadır. Yörenin kültürünü yansıtması açısından önemlidir
BELEK GAZİ ANITI:
1964 yılında Elazığlı heykeltıraş Nurettin Orhan tarafından yapılmıştır
Balakgazi parkı
içerisinde bulunan bu anıt Oğuzların Kayı boylarından ve Sultan Alparslan'ın
kumandanlarından olan Artuk Bey'in torunu (Behram Bey'in oğlu) Belek Gazi'ye
aittir
ÇUBUK BEY ANITI:
Harput'taki Ulu Cami avlusunda bulunan anıt Elazığ Belediyesi Tarafından heykeltıraş Nurettin Orhan'a yaptırılmıştır.

KAYNAKÇA
- [1] https://www.elazig.bel.tr/elazig.php?CID=16
- [2] https://tr.wikipedia.org/wiki/Harput
- [3] https://www.kulturelbellek.com/elazig-harput-kalesi-hakkinda-bilgiler/
- [4] Prof.Dr. Saadettin TONBUL, HARPUT’UN KURULUŞ YERİ VE ŞEHİRİN FONKSİYONUNU YİTİRMESİ ÜZERİNDE ETKİLİ OLAN DOĞAL ÇEVRE FAKTÖRLERİ, https://web.firat.edu.tr/cograf
- [5] https://www.elazig.bel.tr/elazig.php?CID=16
- [6] https://www.elazigkulturturizm.gov.tr/ana-sayfa/1-57123/20121216.html
- [7] https://frmsinsi.com/showthread.php?t=910057