Birçoğumuzun güzellik anlayışı farklıdır birbirinden. Saç rengi, göz rengi, boy, kilo gibi fiziksel  özelliklere farklı bir gözle bakarız. Değerlendirmelerimizdeki farklılığın temelinde de bu farklı bakışın etkisi vardır. Evet, güzellik görecelidir. Güzelliğin tanımı da buna bağlı olarak değişir.
    Güzelliğe yüklediğimiz anlam da farklıdır. Güzelliğin, dış ve iç güzellik olarak iki yönü vardır. Fiziksel özelliklerle ilgili bakış açısı nasıl farklıysa kişisel özelliklere de farklı bir bakış açısı vardır. Ağırbaşlılık, açık sözlülük, dürüstlük, girişkenlik, az veya çok konuşmak, kendine güvenmek, mütevazılık, iyimserlik gibi özellikler de kişiye göre farklı değerlendirilebilir. Bu vb. özellikler güzel ve olumlu değerlendirilip övülmeye layık görülebileceği gibi bazen de kişinin insanlarla ilgili görüşlerine göre olumsuz olarak da görülebilir. Tek tip insan olmadığı gibi standart beğeniler de olmayabilir. İyi insan, doğru insan tanımı yapılırken farklı dinlerdeki tanımlamalar birbiriyle ne kadar örtüşse de insanların değerlendirmeleri farklı bir doğrultuda olabilir. Ama bu farklılık toplumlarda iyi ve doğru insanlara duyulan ihtiyacı değiştirmez. İnsanlık; dürüst, çalışkan, hoşgörülü, fedakâr insanların omuzlarında yükselebilir. İnsanlığın; bencil, çıkarcı, dürüstlüğü 'eziklik' olarak gören, uyanık geçinen insanların ayakları altında ezilip yok olmasına asla izin vermemeliyiz. Gerçek güzelliğin, insana ve var olan her şeye nasıl baktığımızda saklı olduğunu unutmamalıyız. Yunus Emre'nin, Mevlana'nın baktığı gibi gönül gözüyle bakabilmeliyiz. Bakış açımızı gönül gözüyle bakanların bakışıyla, görüşüyle, duyuşuyla olgunlaştırmalı ve güzelleştirmeliyiz. Güzelliğin sırrına erenlerle ulaşabiliriz gerçek güzelliği görebilme olgunluğuna. Ancak evrensel olma mertebesine ulaşabilenlerle hakiki güzelliği keşfedebiliriz. Bakın Mevlana ne demiş güzellikle ilgili:" İçini dışından daha fazla süsle, zira dışın halkın, için ise Hakkın baktığı yerdir." 
     Güzelliğe dair yazılanlar ve söylenenler, ebedi ve evrensel olan güzellik anlayışına ulaşmamızda bize rehberlik eder. Aydınlık ve huzurlu bir gelecek ve en önemlisi de ebedi mutluluk için, güzellik anlayışımızı, güzelliği keşfetme yolculuğumuzu önemsemeliyiz. Güzelliğe bakışımızı gönül gözüyle yeniden gözden geçirmeliyiz. Güzelliğin sırrına erenlerle genişletmeliyiz ufkumuzu. Bir de Yunus Emre'nin baktığı yerden bakabilmeliyiz güzelliğe:" Kimde bir güzellik varsa bilsin ki ödünçtür." Şairlerin, düşünürlerin zengin gönül dünyalarından ve engin düşüncelerinden bizlere ulaşan bu özlü sözler, insanlığın gerçek güzelliğe ulaşmasını sağlayabilecek bir etkiye sahiptir. Şair Bedri Rahmi Eyüboğlu da bir şiirinde "güzellik" anlayışını bakın nasıl dile getirmiş: " Ben arıya arı demem / Arının balı olmalı/ Ben güzele güzel demem/ Güzel faydalı olmalı/ Güzel dediğin işe yaramalı..." 
     Güzelliğe dair o kadar güzel, özlü, etkili sözler ve şiirler dile gelmiş ki bunlar o zengin gönüllerden akıp gelen  birer katre sadece. O katreler bizi ummana kavuşturur. O umman da bizi ebedi güzellikle buluşturur. Peygamber  Efendimiz de (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde 'en güzeli' şöyle ifade etmiş:"Güzelin güzeli güzel ahlâktır." Güzelliğe  bakışımızı iyi anlamda değiştiren, derinleştiren her söz, bizi bir adım daha güzelliğin sırrını keşfetmeye  yaklaştıracaktır. Ne mutlu bu sırra erenlere ve bu sırrın hikmetini idrak edenlere!