Uzun bir zamandır, yaşanan acı gündemler üzerine bir şeyler yazma fırsatı bulamadım ama çok şey birikti yüreğimde. Herkes gibi içim acıdı. Hem de çok!.. Peş peşe duyduğumuz çirkinlikler, acılar, sapkınlıklar artık gündeme öyle bir oturdu ki hayatımızın, yüreğimizin tam ortasına yerleşti. Bir taraftan savaşlar bir taraftan ülkemizin çok acı veren gündemi... Narin cinayeti yle, surlardaki vahşetle, bebek cinayetleriyle ve daha birçok acı haberle sarsıldık. Yüreğimizi paramparça etti. Ekranlar, evler, ülkemiz, bu birbirinden acı gündemlerle sarsıldı. Peş peşe gelen bu acı haberler, günlük hayatımızın bir parçası oldu adeta ne yazık ki!.. Bitmek bilmeyen kadın cinayetleri, vahşetin hakim olduğu haberler... Çocuk, bebek ölümleri, hayvanlara şiddet, gıdalar üzerinden yapılan hileler, elde edilen haksız kazançlar(!), Gazze'de, Lübnan'da devam eden savaş, soykırım...
Bütün bu acı, kahreden gündem; insanlığımızı, ahlâkımızı, ruh halimizi sorgulamaya götürüyor bizi. Götürmeli de... Ancak kötüler, kötülükler, vahşet, soykırım ve daha birçok kötü başlık manşet olmaya devam ediyor maalesef. Nasıl önüne geçilebilir bu kadar kötülüğün önüne diye düşünüyoruz. Düşünmeliyiz de!.. Ağlayanlar, isyan edenler, olanlar karşısında öfkelenenler ve hayatı kararanlar... Hayattan koparılan çocuklar, bebekler, kadınlar... Her gün bizleri kahreden acı haberler duyuyoruz. Bu çok acı gündem karşısında çok ciddi bir sorgulamaya ve analize, en önemlisi de ciddi tedbirlere, yaptırımlara ihtiyaç var. Toplumsal, bireysel hayattaki huzurun, can güvenliğinin sağlanması yolunda ciddi tedbirler alınması gerekiyor. Başta yöneticilere, bilim insanlarına, toplumun her kesimine önemli görevler düşüyor. Sorumluluk, duyarlılık en üst düzeyde olmalı. Anne babalara çok iş düşüyor. Bilinçli, ahlâklı, değerlerine bağlı bir toplum inşa etmek için eğitimcilere çok önemli görevler düşüyor. İnsanlığı, güzel ahlâkı öncelikli tutmalı ve bunlara öncelik veren nesiller yetiştirmeliyiz.
Maddi değerleri değil insanlığı, vicdanı, ahlâkı baş tacı edecek bir yaklaşım içinde olmalıyız hep birlikte. Kanayan yaralarımızın farkında olup onları iyileştirmek için seferber olmalıyız. Ahlâk, vicdan, merhamet, dürüstlük seferberliğine çok çok ihtiyacımız var. Sadece ülkemizin, insanlarımızın değil elbette tüm insanlığın böyle bir seferberlik anlayışıyla hareket etmesi gerekir. Bu yolda umutsuzluğa, karamsarlığa, kayıtsızlığa yer yok. UMUDA, ÇÖZÜM ÜRETMEYE, BİLİNÇLİ VE KARARLI OLMAYA GEÇİT VAR.
Sevim Kınalı