bana destanlar anlat güneş doğan diyardan
 uçursa beni kuşlar yoldaş olsam buluta
 atsa beni anılar Nil in soğuk suyuna
 bir sıcaklık tadında rekkase kıvrımları
 fravun beldesinin bereket pınarından
 kağıdından yatağı sersem çölün üstüne
 serabında boğulsam  vaha lı gözlerinin…
 dağlar saklasa beni  yılan ve akreplerden
 hangi vadide gizli  korkunun çığlıkları
 sabahın ışıkları  kovuyorken geceyi
 aşka yelken açardı gemiler uzaklara
 köpüğünde yok olur yarılan dalgaların
 martılar dokunurdu yakamoz ışıklara
 izdüşümü düşerken  nemrudun zirvesine
 ren geyikler koşardı ağaçtan kovuklara…
 annemin örtüleri ısıtır yüreğimi
 babam sararken beni bir kalkan direncinde
 yol aldık ömür denen  hayatın çemberinden
 geçtik tüm engelleri  beden yaralı heyhat
 geldik yolun sonuna vademiz doldu birden…
 bez kefenle giderken sonsuzluk beldesine
 geride bırakmışım  uğrunda çektiklerim
 ne faydasını gördük bu ömür çizgisinin
 ne baştacı olacak defterinde amelin
 bir kapıdan girmişiz dünya denilen dara
 yürüyordu insanlık  mahşer koptuğu yere