Günaydınım Narçiçeğim Sevdiğim
Bir gün narçiçeğine şiir yazmak nasib olur mu ki...
Böyle düşünmüştüm. Feyzi Halıcı’nın şiirini Cinuçen Tanrıkorur’un bestesiyle dinlerken... Konya’da, Prof.Dr. Erol Güngör Konferans salonundaydık.
Bir ara nefessiz kaldığımı hissettim, kalbimin atışını salondakilerin duyup “şşşşt” diye uyaracaklarını sandım.
O nağmeler, yüksek bir dağın zirvesine çıkarıp beni orda bırakmış, basınçtan kıpırdayamaz hale getirmişti.
Öyle bir aşk düşünün ki daha yaşanırken efsane olmuş. Güzeller güzeli Anarkali ile Salim Şah’ın yasak aşkı... koskoca prens nasıl olur da halktan bir kıza âşık olur... Böyle bir aşk, cezasız kalmamalı... Baba Akbar Şah çok kızar. Pencereleri olmayan bir oda yaptırır, kızı oraya hapsettirir. Giriş kapısını da ördürür... O zavallı kız, acı içinde ölmelidir, bir prensin aklını çelmek ne demek... “Aşkı, öldüremeyeceğini bilen şah, onu duvarlara gömmeyi tercih etmiştir.” Prens Salim Şah, sevdiği kızın, üstüne duvar örülmüş, kapısının önünden, bir an olsun ayrılmaz. Aylar geçer, o taş örgülerden dışarı küçük filizler çıkmaya başlar, sonra kırmızı çiçekler... ve prens o çiçeklerin altında ruhunu teslim eder.
O çiçekler narçiçeğidir. Çünkü kızın adı Anarkali, Hint dilinde “Narçiçeği” demektir. Ateş rengi çiçekler, Anarkali’nin aşkla dolu kalbinden çıkmış, duvarları geçip sevdiğine kavuşmuştur.
İşte bu efsane Feyzi Halıcı Hoca’yı da derinden etkiler. Bir şiir doğar, onun da aşkla dolu gönlünden. Bu şiir, kırmızıyı sevenlerin değil, âşık yüreklerin yarıklarından fışkıran kanın şiiridir.
Şavkıması, sana doğru yolların
Sana doğru, denizlerin çağrısı
Çırıl çırıl ötelerde bir güzel
Günaydınım, narçiçeğim, sevdiğim...
Çıkmaz sokaklarda bu minyatür kim?
Bu göğüs kim, ya bu gözler, bu saçlar?
Uzak bir özlemde ayak seslerin
Günaydınım, narçiçeğim, sevdiğim...
Kırk odanın kırkında da kırk güzel
Kırk aynada çengi çengi bir güzel
Çağlar ötesinde bir avuç nota
Günaydınım, narçiçeğim, sevdiğim....
Bu yıldızlar doğan günü çağrışır
Bu gündüzler gözlerini çağrışır
Ya kimlere verdin avuçlarını?
Günaydınım, narçiçeğim, sevdiğim...
Vurdum tellerine seni, sazımın
Sende anahtarı, alın yazımın
Yağmur yağmur serpil, yalnızlığıma
Günaydınım, narçiçeğim, sevdiğim...
Feyzi Halıcı
Bazen bir söz, bazen bir müzik, belki bir renk, bir çiçek ilham oluyor, bir şeyler çağrıştırıyor... kadim aşk acılarına doğru zaman yolculuğu yapıyoruz. Sonra basınç değişikliğinden duyduğumuz boğulma, çırpınma ve patlama hissi...sonrasında yanık kokusu...
Seferi Nurcan Ören