Feilâtün / feilâtün / feilâtün / feilün
. . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / . . _
(zû – kafyeteyn = iki kâfiyeli)
Sana Leylâ demem artık, çöle yatsan gülerim.
Sonra kalkıp gezinirken, ele çatsan gülerim.
Nâr-ı hicrânla sarılmış, suya küskün bu beden.
Nispet olsun diye birden, göle batsan gülerim.
Bâb-ı esrâr dil-i şeydâ, bana neşvem eş iken,
Âşikâr eşk pınarından, çile tatsan gülerim.
Kime cânân, kime dûçâr oluyorsan yanarak,
Sönmeden kalbini bir gün, küle katsan gülerim.
Gülşenin solsun üzülmem, kuruyan gonca gülü,
Nev-bahâr içre umarsız, yola atsan gülerim.
Onur aşkın pazarından sana çok zor alınır.
Bozdurup vasfını ol dem, pula satsan gülerim.
İBRAHİM HALİL MANTIOĞLU