|p418
fāʿilātün fāʿilātün fāʿilātün fāʿilün
 
1.
a.
Gül yüzünde sünbül·i ʿanber-feşānı bilmeyen
 
b.
Oldur ol cennetde ʿömr·i cāvidānı bilmeyen
 
2.
a.
Bilmedi ḥüsn āfitābından hilāl olduġumı
 
b.
Yir yüzinde āsumāndan rīsmānı bilmeyen
 
3.
a.
Bilmedügi şīve yoḳdur hep bilür bilmezlenür
 
b.
Baña ṣorsun baña ol şūẖ·ı cihānı bilmeyen
 
4.
a.
Ḫālini miskīn ṣanursız fitnede bir dānedür
 
b.
Ṣaçları dām·ı belādur bilmez anı bilmeyen
 
5.
a.
Cān virür ʿĪsī ṣuyı diyu leb·i ẖandānuña
 
b.
ʿÖmri içinde şarāb·ı erġavānı bilmeyen
 
6.
a.
Naġmesinde bülbülüñ fehm·i maʿāni idemez
 
b.
Gül yüzüñ vaṣfında bu ḥüsn·i beyānı bilmeyen
 
7.
a.
Ey Necātī ẖaṭṭ u ẖāl·i ḥüsne eylesün naẓar
 
b.
Güzel olub fitne·i āẖır zemānı bilmeyen
 
 
 
Ali Nihad Tarlan i, Necāti Beg Divanı, Istanbul: Milli Eğitim Basımevi, 1963);