GÜL DAĞINDAN ESİNLER - 4
 
 
 
AY BEDİR AŞMAK İSTER
 
Doğa’nın güzdönümü, sanatın nevruzudur;
Melalin kardeleni, nazmın tadı-tuzudur;
Dört mevsimin herbiri yekdiğerinden özel;
Aydan ay aşkın imge, değme Şair kozudur...
 
 
ALÇAK DAĞIN DORUĞU
 
Mevki, makam, mansıp, şan, şöhret, de gitti ünvan,
Böbürlenmek toy heves, aldanmıştır aldatan;
Kibir faniye değil anca Baki’ye özgü,
Kabir ziyareti yap, anlarsın ayan beyan!..
 
 
ÇİFTE MUM
 
Her yediğim elmadan, payını, dilsem gerek;
Nazına mum kesilip, eşk’ini silsem gerek;
Özlemi dibe vurdu, gündüzüm gece sanki;
Gönül şavkı şiddeti, kaç mumdur ?.. Bilsem gerek...
 
* Eşk: Gözyaşı
* Mum: 1. Bir tür aydınlatma aracı. 2. Işık şiddeti birimi.
 
 
KARGA TULUMBA
 
Olmazı oldurmaktı tek derdim, hayal meyal;
Sonuç, yüzde bin hüsran, payıma düştü melal;
Başardık ödül umduk, bak nasıl yedik yumruk:
" Ağzınla kuş tutmak da, hayvan hakkını ihlal "!.?
 
 
PİŞKİN ÇAMUR ÇAĞASI
 
Küp, amfor, tava derken dönmüş çanak, çömleğe;
Maharetine kuvvet, parmak basmış gerçeğe;
Kendisine öykünüp oynak eklem ibretlik,
Sır nükte şekil vermiş, antik kukla bebeğe...
 
*Amfor: Antik testi
* Çağa: Emekleme çağındaki bebek.
 
 
FAKI BABA TUĞLASI
 
Zehirli yumurtadan bahisle gafil memiş,
" Bizde onun cılkı var " avazıyla gürlemiş;
Dopra Fakı babamız, tuğlaya harcı sürüp
" Sade yumurtan değil, sütün de, bozuk " demiş...
 
* Memiş: Mısradaki anlamı def’i hacet.
 
 
AKIL AKÇASI
 
Av peşinde tozuttu, dağ-bayır geze geze;
Buna postal dayanmaz, O’na lazım eneze;
Göl sahilinde pusu, çer-çöp kamufle siper,
Paso meke avlasın, akıl akçası bize...
 
* Eneze: Avcıların kamufle edilmiş av bekleme kulübesi.
* Meke: Göl kıyılarında yaşayan aptallığıyla maruf bir cins yaban ördeği.
 
 
GÖZÜ MAMALİGADA
 
Cazgırlığa soyunmuş kırk pınarın agası;
Her takdimin sonunda "be" çekimli sigası;
Er meydanında razı kuzu çevirmesine,
Hanede baş yemeği, hatun mamaligası...
 
* Mamaliga: Kaynar suda haşlanmış mısır unundan yapılan bir Rumeli yemeği.
 
 
TİRESİNE MEDET
 
İğnesine gözler de, bir çuvaldız deliği,
Hala farkında değil, damda gezer keliği;
Halbuki her geçen gün ipliğini üzmekte,
Süyeğinin iliği, kalbinin isiliği...
 
* Tire: Pamuktan mamul ince ip.
* Kelik: Arkasına basılmış eski ayakkabı.
* Süyek: Kemik.
 
 
TAMİRCİ
 
Ruh gizem çiçeklerden özgün ecza karmalı;
Bereli yürekleri, teskin edip sarmalı;
Maneviyat uzmanı Aile Hekimleri,
Bozulan hayatları, onarıp otarmalı !..
 
* Otarmak: Tedavi etmek.
 
 
YUSUF BİLGE