GÖNÜL SOFRASI
Gönül soframızda ilâhiye, şiire, özlü söze, samimi muhabbete, yöresel bir türküye yer vermek gönülleri mest eder. Aklıma Yunus Emre’nin çok sevdiğim bir dizesi geldi:
“Bir kez gönül kırdın ise
O kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil”
Önemli olan gönüller çoğaltıp kardeşlik köprüsü kurmaktır. Gönül sofrasında ve tövbe kapısında namaz kılmayanlar dışlanamaz, gönüllere bakmak gerek. Salih ameller doğrultusunda güzel ahlâkı yaşatmalı, Salih kişilerle sofra kurmalı. Namaz kılana da kılmayana da, oruç tutana da tutmayana da tövbe kapıları hep açıktır. Secdede iken en yakın oluruz Rabbimize kul olarak. Gecenin bir vakti, yağmur yağarken, iftar sofrasında dua ederken, yolcu iken, darda kaldığımızda, ana baba duası aldığımızda, birinin duası içinde sessizce ismimizle yer aldığımızda nasıl da kabul olur o anda semaya kalkan ellerin duası. Biz bilemesek de melekler şahidimiz olur. İslâm dini sadece namaz, oruç, hac, zekât konularından ibaret olmayıp her güzellik ve sünnetle geniş kapsamlı ibadetler bütünüdür. Birine tebessüm etmek, yol kenarında dururken herkese zarar veren bir dikeni ortadan kaldırmak da birer sünnettir.
Yerdeki ve gökteki her şey Allah (cc)’ı zikrediyor. Bir kedinin mırıltısında, rüzgârın uğultusunda, ağacın esmesinde bile her canlının tespihi, zikri mevcut. Her bir canlı, hikmetli yaratılışın timsalidir. Bir kalp kırarsınız ki bir bakarsınız bir yıllık namazınız boşa gider, bir hanenin gönül sofrasını viran eylersiniz ki bir bakmışsınız oruçlarınızın sevabı yok olmuş. Bir kez gönül yıkınca o kılınan namaz, tutulan oruç, verilen zekât için bir kez daha sorgulamalı nefsimizi. Vicdan muhasebesi çerçevesinde hareket ederek her gönülde muhabbet sofrası kurabilmenizi arzu ederim.
Zeki Mert