Gönlünle hissetmen, elinle hissetmekten daha iyi değil mi ? Bazen dokunmak istersin gökyüzünde asılı yıldızlara, uzatırsın elini pencerenden. Yetişmeyeceğini bile bile uzatırsın elini, parmakların galata kulesini geçer ama yıldızlara ulaşmak imkansız gibi, heyecanla başka pencereye koşarsın ve uzatırsın elini  gökyüzüne, yeniden, bir şeyler hissedersin parmak uçlarında, göçmen kuşlar çarpıyor belki de, belki de bir balıkçı oltası. Usulca dönersin yatağına biraz üzgün biraz da  gök yüzüne kırılmış bir şekilde. Uyumaya çalışacaksın ama aklın hâlâ yıldızlarda, peki neden hayalini kurmuyorsun ? Gönlünle yetişmen elinle yetişmenden daha iyi değil mi ? Belki de daha iyidir, hem elinle dokunsaydın ne anlamı kalırdı ki hissetmenin. Elinle dokunsaydın başka pencereye koşmayacaktın, başka bir açıdan şansını denemeycektin. Başka bir pencereden hayata bakmayı belki hiç bilmeyecektin. Bazen en olmaz şeyler bile aslında bir şeylerin olacağına işaret eder.