feʿilātün feʿilātün feʿilātün feʿilün
 
 
1.
a.
Gerçi gül-zār·ı cihānda gül olur ẖāra yaḳın
 
b.
Ḥaḳ ıraġ eylesün andan ki ̮ola aġyāra yaḳın
 
2.
a.
Lebüñ umar varıcaḳ zülfüñe göñlüm gerçi
 
b.
Kişi cāndan keser ümmīd olıcaḳ dāra yaḳın
 
3.
a.
Şükr idüb yirlere sürer yüzini sāye gibi
 
b.
Āfitāb oldıġına ḥüsn ile dil-dāra yaḳın
 
4.
a.
Ḳati çoḳ başludürür zülfine dolaşma göñül
 
b.
Saña bir bend geçer olma o ṭarrāra yaḳın
 
5.
a.
Üzülür gül açılur ġonca gülistāndan eger
 
b.
Bu ẖad ü ẖande ile yār ola gül-zāra yaḳın
 
6.
a.
Diledüm būse lebinden didi pes cānuñ idi
 
b.
hele bir şīvedürür bu daẖi iḳrāra yaḳın
 
7.
a.
Lebi şevḳi iledür zülfe Necātī göñlin
 
b.
Belī tiryāk olıcaḳ varsa olur māra yaḳın
 
 
 Ali Nihad Tarlan i, Necāti Beg Divanı, Istanbul: Milli Eğitim Basımevi, 1963);