O günün coşkusu ve duygu yoğunluğuyla yazmak isterdim. Ama bu kez geç kaldım. 24 Kasım 'ı taşıyamadım satırlara, dizelere. Olmuyor bazen. Gününde değilsen yazamıyorsun işte. Sınıfa girdiğinde yaşadığın o güzel buluşmayı, kurmaya çalıştığın köprüleri, sevgini, zorlandığın anları bir çırpıda yazamıyorsun. Bazen o köprüleri kurarken karşılaştığın zorluklar gölge düşürüyor heyecanına, verimliliğine.
Bazen geç kalıyorsun işte! Belki kendinden kaynaklı belki sınıfta yaşadığın olumsuz bir durumdan yazmaya gitmiyor elin. Hayat da öyle değil mi? Aynı kararda gitmiyor. İstediğin gibi gitmeyebilir her şey. Yapmak istediklerinle yaşadıkların uymayabilir birbirine. Yaşama sevincin, heyecanın, coşkun karşılık bulmayabilir kimi zaman. Çok olağan bir durum bu. Ama yine de içindeki ışık öyle anlarda zayıflıyor. O mutsuz, o can sıkıcı anın gölgesinde kalıyor yaşama sevincin. Ama toparlanmayı bildikten sonra yine sımsıkı tutunuyorsun akıp giden hayata. Öğrencilerinin içten sözleri, sevgisi ; mesleğine duyduğun sevgi, yaşama sevincin galip geliyor. Güzel anların, sahip olduğun güzelliklerin verdiği şevkle sarılıyorsun hayata, mesleğine.
Öğretmenlik de hayat gibidir. Bazen zorlu yollardan geçersin. Bazen güzelliğini dolu dolu hissedersin. Öğretmenlik, her şeyden önce sevgiyle bakabilmektir. Sabırla ilmek ilmek dokumaktır her anı. Bilgiyle süslemektir onlarla geçirdiğin zamanı. Onlar için dirsek çürütmeye, okumaya, öğrenmeye şevkle devam edebilmektir. Onları tanımaya, anlamaya çalışmaktan heyecan duymaktır. Şunu bilmelisin ki her öğrenci farklı bir dünyadır. Tavrıyla, hayata bakışıyla ve en önemlisi de hikâyesiyle... Her sınıfın ayrı bir ruhu vardır. Her dönemin ayrı bir ruhu olduğu gibi. Her nesil farklıdır. Öğretmenler de tabiî. Tavrıyla, bilgisiyle ve hikâyesiyle... Bizleri buluşturan ve hayata el ele devam etmemizi sağlayan öncelikle sevgi ve saygıdır.
Hayat karşısındaki tavrımız farklı olsa da aynı hedefe doğru el ele yürürüz. Geleceğe, yarınlara doğru her gün, her ders saati yeni bir adım atarız. An gelir düşünceleriniz ayrılır. An gelir zevkleriniz, hayata bakışınız. Ama bizi birleştiren bir duygu vardır: Geleceğe adım adım ilerlemek. Bir dersi, bir anı paylaşmak. Aynı zaman dilimini, aynı mekanın- sınıfın, koridorun, bahçenin- havasını solumak. Kulaklarımızda yankılanan zil sesi... Gün gelir yollarımız ayrılır. Biz öğretmenler yeni öğrencilerle yola devam ederiz. Ta ki emekli olana ya da sağlıkla nefes alıp sevgiyle, heyecanla yola devam edene kadar. Onların içten sevgisiyle yeniden yeşerdikçe yaşama sevinciniz, gölgede kalır zorluklar. Tıpkı sizin, sevginin ve bilginin ışığıyla onların yüreklerini, yollarını aydınlatmanız gibi. Onlar da tutunur hayata, geleceğe.
Birbirimizin kalplerine sevgi tohumlarını ekebildiğimiz sürece güzelliklere hayat verebiliriz. Yeter ki hayata ve birbirimize sevgiyle bakmaktan vazgeçmeyelim ve kendimizi bilginin ışığıyla aydınlatmaya devam edelim. Geç kaldım belki ama yine de kutlamak istiyorum. Güzel ülkemizi ve dünyayı bilgisiyle, sevgisiyle aydınlatan, sabırla emek veren tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü''nü en içten dileklerimle kutluyorum. Beni yetiştiren bütün öğretmenlerime şükranlarımı sunuyorum. Ebediyete intikal eden öğretmenlerimize de Allah'tan rahmet diliyorum.
27 Kasım 2018
Mehmet Aluç