Gazel
Ol şehüñ bâbında der-bân olmag ister göñlümüz
Cümle mahlûkata sultân olmag ister göñlümüz
Ol perînüñ hâtem-i lâ’line cândan mâyilüz
Gerçi bir mûruz Süleymân olmag ister göñlümüz
Terk idüb tâc ü kabâyı baş açuk abdâl olub
Hânikâh-ı ‘ışka mihmân olmag ister göñlümüz
Dôstlar bir dem cihân bezminde râhat olmaduk
Her nefes ney gibi nâlân olmag ister göñlümüz
Hiç vâkıf olmaduk bu hâletüñ esrârına
Vâlih ü ser-mest ü hayrân olmag ister göñlümüz
Zâtîya ol âfitâb-ı âsumân-kadrüñ yine
Hâk ile kûyinde yek-sân olmag ister gönlümüz (Tarlan, 1970)
Günümüz Türkçesi [1]
Gönlümüz o padişahın kapısında kapıcı olmak ister. Gönlümüz bütün yaratılmışlara sultan olmak ister.
O perinin la’l (taşı gibi olan) dudağının mührüne candan meyilliyiz.
Gerçi bir karıncayız (ama) gönlümüz Süleyman olmak ister.
Gönlümüz tâcı ve cübbeyi terk edip baş açık abdal olarak aşk tekkesine misafir olmak ister.
Dostlar! Dünya meclisinde bir an bile rahat olmadık. Gönlümüz her an ney gibi inlemek ister.
Bu halin sırlarına hiç vâkıf olmadık. Gönlümüz şaşkın, sarhoş ve hayran olmak ister.
Ey Zâtî! Gönlümüz o gökyüzü mertebeli güneşin (güneş gibi sevgilinin) mahallesinde toprakla bir olmak ister
[1] http://acikerisim.artuklu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12514/256/1%20-%20Eski%20T%C3%BCrk%20Edebiyat%C4%B1.pd