Güllere konmayan, bülbülü nedem
Bir tutam saçını, bergüzâr edem
Sevdâ çöllerinde, aşkını güdem
Meccanen çobanın oldum, bilesin

Gönlümü sunmuştum, hani nic’ettin
Aşılmaz dağları, bana güç ettin
Sevgimi almadın, sende heç ettin
Yağmuru salmadın, soldum bilesin

Beni aramayıp, saldığın derde
Ateşin yanıyor, verdiğin yerde
Gözlerin sır oldu, bilmiyom nerde
Sensizlikte, sende doldum bilesin

Kepeneği alıp gidem, dağlara
Bir selâmın gelsin, gayrı sağlara
Yüreğimde erittiğin, yağlara
Sevmez olduğunu, yordum bilesin

Gelmez oldun, fizanda mı yolların
Sarmaz oldun, kırıldı mı kolların
Bir gül idim, çekemez mi dalların
Sarvân gelmiş, seni sordum bilesin

Mecnunun sevdâsı, yüceden yüce
Gün yüzü görmedim, olmuşsun gece
Dillerim lal oldu, söylemem hece
Cefalara sende kardım, bilesin

Bir karasevdâya, sattığın için
Kimsesiz kullara, kattığın için
Beni hor görüp de, attığın için
Bağrıma taşları, sardım bilesin

Kanmadım dünyanın, tatlı sözüne
Acıları koymuş gitmiş, özüne
Yaşları göl etmiş, bil ki gözüne
Gönülden sevecek, yâr'dim bilesin