Filistin’e Kardeşlik Harekâtıyla Bir Seferberlik Artık Şart Olmuştur.

Bugün Filistin’de ve Lübnan’da yaşananlar; tahammülsüzlüğün, inanç ve çıkar çatışmalarının neticesidir. Bir avuç İsrailli, Müslüman coğrafyası içerisinde kabadayılığa soyunuyor. Tabir caizse Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya yelteniyorlar. Bugün tarihî Filistin topraklarının ancak yüzde 22’si Filistinlilerin elinde, bunların üzerinde de hükümran olarak yaşamıyorlar. İki buçuk milyon Filistinli değişik Arap ülkelerinde mülteci olarak yaşıyor. Tarih boyunca dünyanın çeşitli ülkelerinden Yahudi yerleşimciler getirilerek Filistinlilerin evlerine, bağ bahçelerine yerleştirilmiştir. Filistinlilerin hakları ve toprakları talan edilmiştir. Bununla da kalınmamış etnik temizlik yapılmıştır.
Dünyanın gelişmiş ülkeleri yıllardan beri Filistin’e ambargo uyguluyor. Filistin’e ekonomik ve siyasî baskı yaparak İsrail’i tanımalarını istiyorlar. Bu saatten sonra İsrail’in devlet olmaktan vazgeçmesi ve siyasî kimliğini feshetmesi mümkün değildir. Bunu Filistinliler de çok iyi biliyor. Aslında Filistinliler, İsrail’in devam etmekte olan yayılmacı politikasına tepki duyuyorlar. Filistinliler, İsrail’in 1967’de işgal ettiği toprakları boşaltmasını istiyorlar. Filistinliler mültecilerin yurtlarına dönmelerini talep ediyorlar. Son olarak da Doğu Kudüs’ün Filistin devletinin başkenti olarak ilan edilmesini arzuluyorlar. Bunlar zaten Filistin’in önceki haklarıydı. İşgalden sonra her şey gibi bu hakları da ellerinden çekip alındı.*
Bugünkü yazıma kardeşim M.Nihat Malkoç kardeşimin (FİLİSTİN VE ANTİSEMİTİZM ÜZERİNE )yazısından alıntı yaparak bu güzel tespiti ile başlamak istedim.
İnsanın, insanlığın yaptığı iyiliklerin son bulmasıyla, insanın insanlığa doğru adımları yok olunca nefsine kendi kazancına dünyasına doğru olunca, hemen oracıkta bir zulüm başlar ve âlemi sararak devam eder ve hayat artık zulümle devam ederken, hayat bizi tatmin edecek halden çıkarak, yıkımla zulümle kanla ölümle devam eder. İşte İsrail ve Amerika bugün dayatma ile büyük elçiliğini Birleşmiş Milletler kararını hiçe sayarak açması ve protesto eden, silahsız masum insanlara kurşun sıkarak öldürmesi, insanlığımızın sonunun geldiğinin tespitidir. Bu zulme Türkiye’den başka karşı çıkanda maalesef olmamıştır…
Tek başına olsa da, bu zulme karşı attığımız atacağımız her bir adımların hayırlı olması için yüce Mevla’dan dua ile yardım bekliyoruz… Bu yolda çekeceğimiz meşakkat her ne kadar zorda olsa, feragat ve fedakârlıkla yolumuza devam ederek ilerleyeceğiz, insani ilişkilerden güzel gerçek bir insanlık olduğundan haberdar olmayanı haberdar edeceğiz Allah C.C.yardımıyla, artık zulüm edenler insanlıktan çıkanlar, iman dolu sinemizle yıkmak için yola çıktığımızı söyleyerek artık kendilerinin bütün bunları dert etmeye ihtiyaçları olacak, tabi dert etmeye vakitleri zamanları olursa… Kendini insanlığını bilmez olanlar her zaman çadırını kurulmaması gerek yere ya da kurulu olan hakkı olmayan çadırı istila işgalle ele geçirerek oturmayı seçer, böylelikle yanlış olanı yanlışla düzeltmeye çalışır, ne kendisine ne de topluma faydası olmayacak olan kötülüğü seçerek pişmiş kelle gibi sırıtır durur.
Artık zulüm eden Siyonist İsrail ve Amerikan’ın şefkatle bir tokada değil, şiddetli şiddeti ile dünyası değiştiren bir saldırı ile dersini vermemiz gerekir. Telin ile protesto ile artık yapılacak bir şey kalmadı bununda bu günden sonra vakti geçti artık, Kardeşlik harekâtıyla bir seferberlik yaparak mazlum kardeşlerimizin zulmüne son verecek bir harekâtla Filistin de ki zulmü yok edecek adımlara ihtiyaç vardır. Ha bu arada Siyonist İsrail ve Amerika ile beraber, insanlık ayarlarını bozanlarında dersi verilerek insanlık ayarlarını sıfırlamak, boynumuzun imanın bir gerçeğidir bunu da unutmamak gerekir, vesselam.
Mehmet Aluç
*M.Nihat Malkoç
Ferhan Şimşir